8 Şevval 1429
08 Ekim 2008, Çarşamba
8 Şevval 1429
08 Ekim 2008, Çarşamba
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 22 (0 Kayıtlı ve 22 Misafir) bulunmaktadır.

Online  
Konu: Nûr Sûresi
Tekil Mesaj gösterimi
Ayşe Reşad
.................
(Konuyu Başlatan)
 
Ayşe Reşad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 15.398




Teşekkür etti: 26.928
Teşekkür aldı: 11.979 konuda 42.974 kere
kucult  büyük
21-26: KÖTÜ VE İYİ AHLAK

Allah, İslam toplumunun kötü ahlaktan kurtulması, iyi ahlak sahibi olması için uyarılarda bulunuyor. Kötü ahlak, toplumda fuhşun yayılması, doğru olmayan isnatlarla iftira atılması ve aile kurumunun yıpranmasıdır. İyi ve fazilet sahibi olmanın değer görmemesi, yardımlaşmanın teşvik edilmemesidir. Toplumun ahlaki dinamiklerini yitirmesi, temeline bomba konması anlamına gelir.

“Ey iman edenler, şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, şüphesiz o, fuhşu ve kötülüğü emreder. Eğer size Allah’ın lütfu ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbiri ebedi olarak temize çıkamazdı. Fakat, Allah, dilediğini temize çıkarır. Allah, işitendir, bilendir.”(ayet: 21)

Toplumu, fuhşa ve kötü eylemlere sürükleyenlerden birisi de şeytandır. Şeytana uyanlar, farkında bile olmadan, kötülüğün içine düşerler. Mü’min şeytandan kendisine bir vesvese geldiğini hissettiği zaman, Allah’a sığınıp, Allah’ın rahmetini ve mağfiretini beklemelidir. Şeytanın oyununa gelip, onun peşine takılanlar, asla arınmazlar. Şeytanın peşini bırakmadıkça.

“İçinizden faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlarına, yoksulara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte kusur etmesinler. İhtiyaçlarından fazla olanı versinler, affetsinler. Allah’ın sizi bağışlamasını istemiyor musunuz? Allah, bağışlayan merhamet edendir.” (ayet: 22)

Bu ayetin iniş sebebi olarak, Hz. Ebu Bekir’in yardım ettiği muhacirlerden Mustah İbn Usame’nin, Hz. Aişe’ye iftira edildiği zaman, bu konuda ileri geri konuştuğunu öğrenen Ebu Bekir, ona yaptığı yardımı kesip, bir daha asla ona iyilikte bulunmayacağına dair vermiş olduğu yemin zikredilir. Allah, sizin işlediğiniz günahlardan dolayı yaptığınız tevbeleri kabul edip, bağışlıyor. Size olan nimetlerini vermeye devam ediyor, o halde siz de hata yapan insanların pişmanlığını anlayın ve affedin ki, Allah da sizi bağışlasın ve merhamet çemberine alsın. Bu ayeti işiten Ebu Bekir’in, yaptığı yeminden dönerek, Allah’a itaatın gereği olarak yine aynı kişiye yardım etmeye devam ettiği belirtiliyor.(1)

Kötü ve iyi ahlakın işlendiği bu bölümde; şeytanın adımlarını izlemenin kötü; yakınlara, düşkünlere, Allah yolunda hicret edenlere, yaptıkları hatadan dönenlere iyilikte bulunmanın, onlara yardımcı olmanın iyi ahlakı gösterdiğini ve Allah’ın sevdiği davranışlar olduğu açıklandı. Şimdi, tekrar iftira suçunun çok çirkin bir kötülük olduğu vurgulanıyor. Çünkü bu olay, toplum barışını, huzurunu ve güveni zedeleyen bir kötülük örneğidir.

“Namuslu, hiçbir şeyden habersiz mü’min kadınlara iftira atanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlara büyük bir azap vardır. O gün; dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları şeylere, aleyhlerinde şahitlik ederler.

O gün, Allah onlara hak ettikleri cezayı verir. Onlar, Allah’ın hakkın ta kendisi olduğunu bilecekler.”(ayet: 23-25)

Allah, namuslu kadınlara zina iftirası atanları lanetler, onları dünya ve ahirette cezalandırır. Onların dilleriyle uydurdukları, anlatarak, gezerek yaydıkları bu kötü fiillerini, hesap gününde itiraf edecek olan yine kendi organlarıdır. Allah’ın onlara vereceği ceza uydurma ve haksız yere verilmiş bir ceza değildir. Namuslu bir kadını onlar haksız yere cezalandırmış olurlar, fakat, Allah onlara cezayı hak ettikleri için verecektir.

İyiler ve Kötüler Birbirine Yaraşır:

Kötülük ve iyilik iki zıt kutuptur. İyi kimseler, iyiliklerin sahibidirler, kötü kimseler de kötülüklerin, iyi kimseler, iyilerle eş olurlar. Kötüler de kötülerle eş olurlar. Her şey kendine benzeyene yakındır ve layıktır. Bunda da bir uyum vardır. İyi insanlardan bir kötülük beklenmez. Kötülerden de bir iyilik. Bunun için iyi insanlar hakkında, kötü kimselerden işitilen şeylere itibar etmemek gerekir. Çünkü onların sözüne güvenilmez. Onlara inanıldığı zaman toplum kötülüğe batar.

“Kötü kadınlar, kötü erkeklere, kötü erkeklerde kötü kadınlara mahsustur. İyi kadınlar iyi erkeklere, iyi erkekler de iyi kadınlara layıktır. İşte onlar, kötülerin söylediklerinden uzaktırlar. Onlar için bağışlanma ve bol rızık vardır.”(ayet: 26)

“Kötü kadınlar” şeklinde anlam verdiğimiz “el-Habisât” kelimesi, “kötü şeyler” anlamına da gelir. Buna göre anlam “kötü işler kötü adamların işidir” olur. Yani kötü insanlardan, ancak kötülük beklenir; iyi insanlardan da iyilik. İyi insanlar, kötülerin attığı iftiradan uzaktır.

Hz. Muhammed, iyi bir insandır, ona iyilerden olan Hz. Aişe yaraşır. Hz. Aişe de iyi biridir, ondan da ancak iyilik beklenir. Ona iftira atan Abdullah İbn-i Selül, kötü bir adamdır, ondan beklenecekte ancak kötülüktür.
__________________

"Nasıl dünya maîşeti insanlardan kazanılıyorsa, ahiret maîşeti de insanlardan kazanılır!"

http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 15.01.2007, 00:15 Ayşe Reşad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #4
Ayşe Reşad isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:40 .