15 Şevval 1429
15 Ekim 2008, Çarşamba
15 Şevval 1429
15 Ekim 2008, Çarşamba
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 57 (19 Kayıtlı ve 38 Misafir) bulunmaktadır.

Online   Almula, beyza, dilara92, erdal, hatibbA, hattat, ilayda, KapaSite, kasif_gnc, mesentr, siyahsancaktar, TeK_ÇaReM, yekru Hak-dilaram, mesutizm
Konu: Allah'a Iman
Tekil Mesaj gösterimi
emir_ali
''yolcu''
 
emir_ali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.01.2007
Mesajlar: 544




Teşekkür etti: 117
Teşekkür aldı: 215 konuda 454 kere
kucult  büyük
Allah, bütün alemlerin, varlıkların sahibi, yaratıcısı ve hâkimi olan Yüce Zatın özel ismidir. Bu isim, bütün ilahi sıfatları içinde bulundurur. Allah deyince, hepsi zikredilmiş olur. Allah ismi, başka hiçbir varlığa verilemez.

Allah (c.c.), bütün kainatın sahibidir. İbadet edilmeye layık tek ilah O’dur. Bütün insanları ve kainatı yoktan yaratan, onlara hayat veren, yaşatan, rızıkları dağıtan, varlıkları sevk ve idare eden, öldüren, dirilten, her şeyin sahibi, hakimi O’dur.

Biz. Allahu Teala’nın varlığına ve birliğine O’nun öğrettiği gibi iman ederiz. O’nun zâtını tanımak için aklımız ve bilgimiz kâfi değildir. Yüce Allah, ancak kendisinin kalbimize koyduğu nur, sevgi, bilgi ve feyiz ile tanınır. Buna hidayet denir. Hidayet, Yüce Allah’ın kulun kalbini açması ve içine nur koymasıdır. Kalbin gözünü açan ve onu Yüce Allah’a yönelten bu nurdur.

ALLAHU TEALA HAYAL EDİLEBİLİR Mİ?

“Onun dengi hiçbir şey yoktur.” 1 ayeti, Cenab-ı Hakk’ın zatı, sıfatları ve fiileri ile hiçbir varlığa benzemediğini ifade ediyor.

Benzeri olmayan bir varlığı nasıl düşüneceğiz, onu neye benzeteceğiz?

Bu konu çok nazik ve tehlikeli olduğu için Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz, Allahu Teala’nın zatını düşünmeyi yasak etmiş ve neyi düşüneceğimizi şöyle belirtmiştir:

“Allahu Teala’nın zatını düşünmeyiniz, O’nun nimetleri ve yarattığı varlıkları düşününüz. Çünkü size Allahu Teala’nın zatını düşünmeye güç yetiremezsiniz, helak olursunuz.” 2

Allahu Teala’nın zatı hayal edilemez.

Bu işe dalanların bir kısmı Allahu Teala’nın zatını bir varlığa benzettiler şirke düştüler. Bunlara “Müşebbihe ve mücessime grubu” denir.

Bazıları da insanlarda bulunan görme, işitme, tutma, gelme, sevme, sabretme gibi sıfatlar Allahu Teala’da bulunmaz diyerek O’nun bütün sıfatlarını inkar ederek küfre girdiler. Bu gruba “muattıla” denir.

Ehl-i Sünnet olarak bizler her iki anlayıştan da uzağız. Biz Yüce Rabbimizi hiçbir şeye benzetmeyiz. O’na ait hiçbir sıfatı da inkar etmeyiz. Cenab-ı Hakk, Kur’an-ı Hakim’de ve Resûlünün (s.a.v.) dilinde zâtını nasıl tanıtıyor ve vasıflandırıyorsa öylece iman eder, teslim oluruz.

Bu konuda İmam Şafiî’nin (rah.) şu sözü çok güzeldir:

“Bir kimse Yüce Yaratıcısını bilmek isteyerek kendi aklıyla yola çıksa ve fikrinde hayal ettiği bir varlığı Rabbi zannetse, o kimse müşebbihtir, Yüce Yaratıcıyı varlıklara benzetmiş olur.”

Bu kimse, fikriyle hiçbir varlığa ulaşamayıp yokluğa hüküm verse Allah’ı inkar etmiş olur.

Eğer, aklıyla bir yaratıcının mevcudiyetini anlar, fakat onun hakikatini anlamaktan aciz olduğunu söylerse, bu kimse muvahhiddir; Allah’ın birliğine iman etmiş olur.” 3

Yüce Allah’ı bir varlığa benzetip zâtını hayal edemeyiz, hayalimizle düşünerek O’nun nasıl olduğunu bilemeyiz. O, hiçbir varlığa benzemez ki hayal edilsin.

O’nun bir eşi, benzeri, dengi yoktur ki, ona bakıp Allah şuna benzer densin.

Alimlerimiz bu durumu kısaca şöyle ifade etmişlerdir:

Her ne ki akla gelir, hayal edilir, şekil verilir, bir şeye benzetilir o, Allah değildir. 4

Yüce Allah’ın zatı tefekkür edilip düşünülemez, fakat Yüce Zatı zikredilir, tecellileri müşahede edilir, hikmetli işleri seyredilir.

Arifler O’nu dünyada kalb ile müşahede ederler. O’na yaklaşmak kalp ile olur. O’na ulaşmak ruh ve kalbin işidir. Bunun yolu da sünnet üzere terbiye ve takvadır.

Yüce Allah’ın sevdiği kullarına yakınlığı mesafe ile değildir; rahmeti, nuru, ilmi, sevgisi ve desteği iledir.

Allah’ta fani olmak, vücut ile O’nun zatında kaybolmak değildir. Bu, ruh, kalb ve bütün manevi cevherlerle Allah’ın sevgisinde kaybolmak, kendi iradesini O’nun iradesine tabi etmek, O’nun sevdiğini sevmek, O’nun için kızmak, O’nun için almak, O’nun için vermek, kısaca O’nun için yaşamaktır. Buna rıza makamı denir. Bu makamda, kul Yüce rabbinden razı olur; Yüce Allah da ondan razı olur. İşte kamil insanların hali ve sıfatı budur. Bundan başka bir itikat, Allah ile bütünleştiğini, O’nun zatında kaybolduğunu, Allah’ın ona hülul ettiğini, O’nu baş gözü ile bir mekanda gördüğünü söylemek küfürdür.

Okuma Parçası : Kaptansız Gemi

İmam-ı Azam Ebu Hanife'ye (rah) bir grup inkarcı insan gelmişti. Bunlar Allahu Teala'nın varlığını ve alemlerin yaratıcısı olduğunu inkar ediyorlardı. Bu meseleyi İmam-ı Azam'la tartışmak ve müslümanları şüpheye düşürmek isityorlardı.Adamların niyet ve dertlerini bilen İmam-ı Azam (rah), söze şöyle başladı:

"Bu konuya girmeden önce size bir şey soracağım: Şu Dicle nehrinde bir gemi var. Başında bir kaptan, içinde bir yardımcı eleman yokken, kendi başına hareket ediyor, sahile yanaşıyor, içine yiyecek, içecek ve bir sürü malzeme dolduruyor; sonra kendi başına yol alıyor, gideceği yere gidiyor, bu yükleri orada boşaltıp geri dönüyor. Siz buna ne dersiniz? Adamlar hep bir ağızdan:

"Bu olacak iş değil, böyle bir şey kesinlikle meydana gelemez. Kendi başına bir geminin bunları yaptığı nerede görülmüş?" dediler. O zaman İmam gereken cevabı verdi:

"Bir geminin tek başına bu işleri yapması imkansız olunca, üstüyle altıyla şu koca kainatın kendi başına kurulması, hareket etmesi, içinde bunca varlıkların yaşaması nasıl mümkün olur? Adamlar sustular, bu alemin ve kendilerinin sahipsiz olamayacağını fark ettiler. 5

İmamın önünde müslüman oldular. 6
eski 31.01.2007, 12:22 emir_ali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #6
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:56 .