15 Şevval 1429
15 Ekim 2008, Çarşamba
15 Şevval 1429
15 Ekim 2008, Çarşamba
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 54 (19 Kayıtlı ve 35 Misafir) bulunmaktadır.

Online   Almula, barika, beyza, dilara92, dilerim, erdal, fani, hatibbA, hattat, ilayda, KapaSite, kasif_gnc, mesentr, yekru Dagistan, Hak-dilaram
Tekil Mesaj gösterimi
emir_ali
''yolcu''
 
emir_ali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.01.2007
Mesajlar: 544




Teşekkür etti: 117
Teşekkür aldı: 215 konuda 454 kere
kucult  büyük
kadının koku sürünmesi

Bazı hanımlar etrafa yayılacak derecede tesirli kokular sürünüyor, bakanların dikkatini çekecek durumda ziynetli giyinip, süslü geziyorlar. Bunun câiz olup olmadığı hususu da tartışılıyor, haramdır, değildir diyenler oluyor. Bu hususta sizin bilginiz nedir?

Hanım koku da sürünür, ziynet de takabilir, süslü de giyinebilir. Ama bütün bunları sadece nikâhlısı için yapar, beyine karşı gösterebilir. Beyinin dışındakilere böyle süslü, kokulu, ziynetli görünmesine hem sebep yoktur, hem de cevaz... Zira beyi dışındakilere de aynı şekilde süslü, kokulu bulunmak, onların dikkatini kendi üzerine çekip, zihinlerini kendisiyle meşgul etmek demektir. Halbuki hiçbir erkek; kendi hanımının, başkasının dikkatini çekip zihnini meşgul etmesini, bakışlarını üzerine toplamasını istemez. Nitekim haysiyetli bir hanım da beyinden başkasının kendisine bakıp, meşgul olmasını arzulayıp, memnun olmaz.

İşte bu bakımlardan evi içinde, beyine karşı koku sürünüp, ziynetlerini gösteren bir hanım, aynı şeyi yabancılara karşı izhar edemez; sokakta, çarşı pazarda aynı koku ve süsle gezip, yabancıların dikkatini çekecek giyim ve kuşamda olmayı tercih edemez.

Peygamberimiz, Tirmizî’de kaydedilen bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır:

- Geçtiği yerdeki insanları tesiri altına alacak kokuyla gezen kadın günah işlemiş sayılır! Demek ki, bir hanım, geçtiği yerdeki erkeklerin duyacağı tesirde bir kokuyla gezemez, çevredeki yabancıların hissedeceği parfümlerle dolaşamaz.

Kadının bu gibi şâibelerden uzak olmasını isteyen Peygamberimiz, diğer hadîslerinde de şöyle buyurmuşlardır:

- Bir kadın, kocasından başkası için koku sürünür, sokakta, pazarda bu kokuyla gezerse bu hali ona sadece cehennemi kazandırır, utanç verecek tavır olur.

Anlaşılan odur ki, şahsiyetini korumasını bilen, saadetini sadece kendi evinde arayan hanımefendi, bütün süs ve ziynetini sadece beyine karşı kullanacaktır. Beyi dışında hiçbir yabancıya karşı gösteriş ihtiyacı duymayacak, süslü püslü görünmeyi mahzurlu bilecektir.

Camiu’s-Sağîr’deki bir hadîste bu hususta daha da açık hüküm vardır. Şöyle buyurulmaktadır:

- Tesirli kokular sürünüp de camiye giden kadın, bu kokusunu yıkayıp da tesirini yok etmedikçe (nafile) namazı kabul olmaz. Demek camiye giderken de olsa koku sürünüp gitmek kadın için câiz olmayan bir harekettir. Cami ile süründüğü koku birbiriyle bağdaşmayan iki zıt anlayışın ifadesi olur.

Kadın beyine süslü görünmek için beyazlayan saçını siyaha boyatamaz. Ama siyahın dışındaki boyaya boyatabilir. Nitekim birçok dindar hanım saçlarını kına ile renklendirir, varsa beyazını böyle boyamış olurlar. Kına ile boyamanın sünnet olduğunu ifade eden fıkıh kitapları, beyazı siyaha boyamanın da mekruh olduğunu bildirmekteler.

Nitekim beyaz saçın Müslüman’ın nuru olduğunu bildiren Efendimiz, kıyâmette o nurun aydınlığında mü’minin yol alacağını bildirmiş, bunu siyahla kaplamanın, yolu karanlığa gömeceğine işarette bulunmuştur.

Aynı hüküm erkek için de variddir. Beyazı siyah ile örtemez.

Başını erkek başı gibi tıraş ettirip, ensesi görünecek derecede saçlarını kısaltan kadına da Allah’ın lânet ettiğini haber veren Efendimiz, kadının utanmasının, en büyük hasleti olduğunu, utanan kadının yüzünde nurdan bir hayâ perdesinin bulunduğunu, utanmayanın ise bu hayâ perdesinin yırtıldığını, perdesiz duruma düştüğünü bildirmiştir.

Kadın, çevrede normal sayılıp dikkati çekmeyecek derecedeki ziynetlerini, yüzüğünü günlük hayatında takabilir. İhtiyaç hissederse bunlarla sokağa çıkabilir. Zira bunlar çevrede normal kabul edilen şeylerdir. Dikkat çekici seviyede değildir. Haset ve tahrike sebep olmaz.
eski 02.02.2007, 10:55 emir_ali isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #7
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:49 .