| Dua Hakkinda En güzel hâl, kimseyi incitmeyip, kimseden incinmemektedir. (seyh Mustafa Efendi)
Âriflerin, en bariz özelliği de bu olsa gerek.
Allah’a şöyle yalvaralım:
“Yâ Rabb! Senden uzaklaştıracak hallerden Sana sığınırım. Ancak sen kurtarırsın. Sana kavuşturacak güzellikleri Senden dilerim. Ancak lutuf sahibi Sensin, Sen ikram edersin. Senin hoşnut olmadığın yersiz düşünceleri kalbimden çıkar.” Duâ ve niyazın kabul olunmasını umduğumuz mübarek gün ve gecelerde çokça yalvaralım Mevlâ’ya.
Said Nurisi (rh.a.), “Çocuğun elinin uzanamadığı yere, ana ve babasının ulaştığı gibi, kul da, acz ve fakrıyla Rabbine iltica eder.” der. Hâlikımız, “(Ey Rasûlüm!) De ki: “Eğer duânız olmasa, Rabbim size ne diye ehemmiyet versin?” Gecenin, gece kalkan müminin ve Kur’an’ın kalbi olan Yâsîn-i Şerîf’in kıraetiyle, üç kalbin bir araya geldiği teheccüd ânında, Allah’a samimi olarak yalvaran kulun duası reddolunmaz Hakk’ın izniyle.
Gördükçe hâl-i zârını mahbûb eder ihsan sana
Terket hevâ-yı ıyşini lutf eylesin cânân sana
Sarfetme zâyi vaktini vermez şifâ seyran sana
Ey derde derman isteyen yetmez mi derd derman sana
Ey rahat-ı can isteyen kurban olan candır sana
Pervane-i bî çâre veş cân u ciğer dağlar isen
Aşkın bilirsin feyzini ol dem eğer hüş-yar isen
Ben şimdi açık söylerem sen de işit bîdâr isen
Kulluğa bel bağlar isen şâm u seher ağlar isen
Sular gibi çağlar isen tiz bulunur umman sana
Esad Erbili (k.s.)
(Sevgili, senin inler hâlini gördükçe lutfeder.
Zevk, safa arzusunu terket de sevgili sana lutfetsin.
Vaktini boşa harcama, gezip seyretme sana fayda vermez.
Ey derdine derman arayan, sana derman olarak dert yetmez mi?
Ey kendi rahatını düşünen, sana fedâ edilen candır.
Çaresiz pervane gibi gönlünü, bağrını dağlar isen,
Aklını başına alırsan o zaman aşkın feyzini anlarsın.
Ben şimdi açıkça söylüyorum, sen de uyanıksan duy,
Kendini kulluğa verirsen, sabah akşam ağlayıp,
Sular gibi çağlarsan sana umman çabuk bulunur |