Hakikat-i Muhammediyye (asm):
Tasavvufi anlayışa göre,
Allah’tan başka hiçbir şey yokken
ilk defa hakikat-i Muhammediye var olmuş,
bütün yaratıklar bu hakikatten ve onun için halk edilmiştir.
Alemin var olma sebebi, maddesi ve gayesi bu hakikattir.
Tasavvuftaki ilk yaratılışa dair bu bilgiler,
Risale-i Nur’daki bilgilerle büyük benzerlikler göstermektedir.
İlk yaratılan Hz. Peygamberin temsil ettiği nübüvvet nurudur.
Kainat onun nurundan yaratılmıştır.
Varlığın mebde ve müntehası Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir.
“Hem o melek, cin ve beşerin seyyidi olan zat,
şu kâinat ağacının en münevver ve mükemmel meyvesi
ve rahmet-i İlâhiyenin timsali
ve muhabbet-i Rabbâniyenin misali
ve Hakkın en münevver bürhanı
ve hakikatin en parlak sirâcı
ve tılsım-ı kâinatın miftahı
ve muammâ-yı hilkatin keşşafı
ve hikmet-i âlemin şârihi
ve saltanat-ı İlâhiyenin dellâlı
ve mehâsin-i san'at-ı Rabbâniyenin vassâfı;
ve câmiiyet-i istidat cihetiyle, o zat mevcudattaki kemâlâtın en mükemmel enmuzecidir.
Öyleyse, o zâtın şu evsâfı ve şahsiyet-i mâneviyesi işaret eder, belki gösterir ki,
o zat kâinatın illet-i gaiyesidir.
Yani,
"O zâta şu kâinatın Hâlıkı bakmış, kâinatı halk etmiştir.
Eğer onu icad etmeseydi, kâinatı dahi icad etmezdi" denilebilir.
Evet, cin ve inse getirdiği hakaik-i Kur'âniye
ve envâr-ı imaniye
ve zâtında görünen ahlâk-ı âliye
ve kemâlât-ı sâmiye, şu hakikate şahid-i kat'idir.”
__________________ bin bıçak var sırtımda.. biniyle de adaşsın.. her biri hayran sana.. |