Allah rızası için en başta ve O' nun rızasına bir adım yaklaşabilmek adına uyayn kardeşleri uyandırmaya onalrı din adı altında fitne sokan yada morfinleryenlerin fitne ve morfinlerini bertaraf etmek için Allah' ın izni ile. Hangi güç Allah rızasının önüne durabilir.
Eğer güçlü olmak istiyorsanız Allah' a Kitabına ve Resulüne dayanın onlar size yeter. Nakledenlerin tümünü birbirleri ile kıyaslayın hangisi Allah' ın emir ve yasaklarına Resullullah' ın hadislerinin tümüne uyuyor ve ihtilafa düşmüyorsa onu alın.
Fitnenin her türlüsünden Rabbimize sığınalım. Hele İslam alimi gibi aktarılıp içinde günün şartlarına göre hadisleri çarpıtıp tekrar yazaların bulunduğunu dikkate alırsak. Ne kadar uyanık olmamız gerektiği anlaşılır. Ne yani çoğunluk yanlış mı biliyor diyen kardeşlere sesleniyorum.
Eğer doğru bilseydik Allah' ın nuru üzerimizde olur ve kimseye boyun eğmezdik. Eğer doğru bilseydik sünepeler gibi olmazdık. Eğer doğru bilseydik yeri geldiğinde nefsimize aldanıp dansözler gibi kıvırtmazdık. Eğer doğru bilseydik Allah' ın kullarına kul olmazdık.
Eğer doğru bilseydik şu an 40 ayrı kolda olmaz tek bir ümmet olmazmıydık.
Eğer doğru bilseydik hanımlarımız baba ve annelerini huzur evlerine gönderirmiydi. Ya da onlara kendisi bakmak yerine iğrenip bakıcı tutarmıydı.
Eğer doğru bilseydik İslam ehli olduğunu söyleyenler birbirine düşman olurmuydu.
Ey İnananlar Kur' an apaçık bir öğüttür.
Biz onu kolay anlaşılsın diye Arabça indirdik.
Yokmu öğüt alan ?
Ben demiyorum ki Allah' u teala diyor.
Zaten bunun bunun üstüne benim senin veya birbaşkasının yorum getirmesine gerek yok ki Ayet oldukça net. Niçin oraya buraya çekiyoruz.
Kardeşler inanan değlmiyiz. Kur' an apaçık öğüt değilmi ? ( Allah ayetinde apaçık öğüttür dedikten sonra kimin dolambaçlı söylemi,nin önemi kalır ) Ayrıca Yok mu öğüt alan ? dan ne anlıyorsunuz.
Allah bunu derken her inananı kastetmemiştir biz anlamayız deyip kendinizi geliştirmek araştırmak yerine önünüze sunulanlarla yetinip daha iyi anlama yolunda çaba sarfedip ilim öğrenmek işimize gelmiyorsa sonra rızkı nasıl kazanırım endişesiyle benim bu konuda söyleyecek bir sözüm yok ki buna hakkımda yok zaten.
Ama sırf bunlar için Allah' ın ayetleri apaçık ortada iken onları anlamamkta ısrar etmeyi bırak anlamanın neredeyse imkansız olduğu mesajında ısrar etmek ve ondan uzak kalmanın yanısıra uzak kalınmasına vesile olmak olsa olsa büyük cahillik olur.
Ayrıca her nefs kendini kurtaracaktır. İnsanlar birbirlerine Allah' ın ayetleri çerçevesinde tebliğ etmek ile mükelleftir. Bunun dışında gel bana tabi ol demez ve diyemezler.
Tabi olunacak makam bellidir. Allah' ın kitabı ve Resul' ünün Hadisleri dir.
Geriye kalan tüm ecdad bunların iyi anlaşılmasına vesile olmak amacıyla hayatlarını feda etmiş Allah kullarıdır ki bu aslında her İslam neferinin görevidir.
Tabiki her kardeşin mertebesi aynı olmayabilir. Ki daha iyi olabilmenin yolu bellidir. Üstün olanlar takva sahipleridir ki bu da Allah' a daha yakın olabilmekle sağlanır. Allah' a daha yakın olabilmek onun ilminden daha çok yararlanmak ile mümkündür ki bunun anahtarı da Kur' an-ı Kerim' i anlamaya çalışmaktır.
Tabiki bu hemen bir okuyuşta tümüyle mümkün değil ve tabiki bu konuda hayatını vermiş İslam mütefekkirlerinin açıklamalarından da yararlanmak ile daha kolay olur.
Ancak bu hiç bir zaman Kur' an-ı hiç bir ayetini hiç bir zaman kendimiz okuyup anlayamayız o nedenle okumaya kalkışmamamız gerekir demek değildir.
Aksi halde ne dediğimizi anlmadığımız için makinalı tüfek gibi sözde okur dururz Allah' ın ayetlerini hızla çabucak bitireyim de gideyim diye düündüğümüz namazı kılarken. Öyle büyük yük üzerimizde
Acaba Allah Resul' ü gelse ve bize deseki bana herhangi üç sureyi oku dese hani o makinalı tüfek tarzı ile okuduğumuz gibi mi okuyacağız ayetleri. Buna evet diyenin aklına şaşarım ki.
Hal böyleyse hangi cesaretle Allah' ın huzurunda iken ( her zaman huzurundayız ya onu da sanki sırf cami ve namazda gibi indirgemişiz ) biri ağzımızda biri boğazımızda söylüyoruz.
Okurken Rabbimize ne dediğimizi bilmediğimiz için değl mi ?
Bu durumda okuduğumuz ayetlerin ne manaya geldiğini bilmemiz gerekmezmi evet.
Bunu her açıklayan yaşadığı ortam, almış olduğu ilim mertebesinde aktarabildiğine göre.
Sadece bir alimden yararlanıp diğerlerini neredeyse yok saymak yada varlığını ve mertebesini olmasada İslam ehli olduğunu kabul edip aktardıklarını gözardı etmek yada kendi seçtiği kadar ( birazda çevresindekiler nedeniyle ) değer vermemek doğru bir yol olmasa gerek.
Ya o değer vermediği alim yada zevat kendisinin (tabi) olduğundan daha değerli ise Allah indinde. Bunu kim benim tabi olduğum daha iyi diye iddia edebilir.
O nedenle her alime aynı değerde yakın olmalı hepsinden feyz almalı ancak en sonunda tabi olunacak yalnız ve ancak Allah tarafından Cebrail aracılığıyla aktarılan Kitaba tabi olunmalı.
Diğer tüm bilgi sahipleri bizim için yardımcı sadece ama hepsi aynı değerde ( içinden yanlış ve sapık fikirleri olanlar da aynı demiyorum bu arada yine abuk subuk sırf yıkıcı olmak zihniyetinde olanlar atlamasın ki gerçekten temiz kalpli olan kardeşlerim de bunlardan etkilenmesin. Çünkü öyle bir rüzgarın etkisine kapılıp beni yeren kardeşlerde oldu sonunda.
Ama inanınki beni yermeniz aşağılamanız hatta yemin ederim suratıma tükürmeniz bile önemli değil Allah İnşaAllah onun ayetlerini ışık olarak alıp en büyük düşmanım olan nefsimi bağlayıp yazdıktan sonra. Hatta bana ya sen manyakmısın insanlar seni takmıyor ve neredeyse kafir yapacaklar sen hala tutturmuşsun Allah' ın kitabı herşeyden önce gelir demeye. Onu öğrenmek için olsa bile tüm alimlerden faydalanmayı sadece bir pencereden takip etme diye zırvalıyorsun seni kim dinler diyor.
Ancak hemen arkasından İnşaAllah Rahmani olan bir düşünce ile irkiliyorum.
Allah' ın kitabından daha iyi öğüt verebilecek kim vardır ?
Ve hiç bir zaman bir İslam aliminin tüm açıklamalarını tartmadan olduğu gibi kabul etmek yerine muteber kabul edilen diğer alimlerin de ve bunları örnek aldığını söyleyen ilim sahiplerinin de açıklamalarını inceleyerek ve de en önemlisi tüm bu kaynakları yine akıl sahibi olan herkesin kolayca fark edebileceği temel esasları içeren ayetler ile tartarak kabullenmek gerekir. Ve dahi doğru olduğu kesin olan tüm açıklmalar ihtilafa düşmemiş olanlar değilmidir?
Niçin alimlerden geldiği kabul edilenlerin dahi Kur' an ile tartılması gerekir. Çünkü kaynak sahipleri doğru olsada onlardan aktarılanları kitaplarında yer verenlerin İslam içindeki konumu oldukça önemlidir.
Herhangi bir fitneye düşmemek için balıklama atlayıp kabullenmek yerine temkinli olarak uyanık bir halde okumak daha güzeldir.
Böyle şeylerin var olduğunu ( içinde yüz güzel söz ve muteber alimlerden alıntılar ve bunun yanında çok zekice gizli fitnelerin var olduğu kitaplar ) daha önceki yazılarımda açıklamıştım.
Bundan sonra şunu düşünüyorum kimseye ısrara gerek yok. Allah hepimize kullanmak için akıl vermiş. Ve bu aklı kendisini bizim kısıtlı 5 duyu sistemi ile düşünmemizin dışında herşey için kullanabileceğimizi de açıklamışken artık birşey demek gerekmez.
Hepimiz dilediğimiz gibi inanıp dilediğimiz gibi yaşayabiliriz çünkü sonuçta hiç kimsenin kimseye fayda sağlayamayacağı kimsenin günahı kimseye yüklenmeyeceği ( sakın bu yazdıklarımı da yermeytin evet orjinal haliyle yazmıyorum belki ama bunlar Allah' ın ayetlerinden kardeşler dikkat edelim ) günde hepimiz kendi yaptıklarımız dan hesaba çekileceğiz. Yaptığımız yanlışları kimseye mal edemeyeceğiz. Çünkü Allah aklını niye kullanmadın hadi Resullullah döneminde değildin. Resullulah' ın hadislerine de ulaşamadın yada onları aktaranlara dahi güvenmemiş olsan hiç mi Değişmeyeceği tarafımızdan garanti edilen apaçık ayetler olan Kur' an-ı okumadın.
Okudum okudum hatta 40 kere hatim ettim mi diyeceksiniz.
Peki neden ozaman içinde yazan öğütlere uymadın ?
denilince ne cevap vereceğiz?
Buna cevapları olan kimseye bir şey deme hakkım yok.
Bu arada beni bu sadece türkçe kur' an istiyor gibi Arapça düşmanı görmesinler. Çünkü Allah' ınayetlerinin en doğru ve geniş anlamölı hali indiği dil olan Arabça dır. Ki tüm diller Arapçanın sadeleşmiş ve değişime uğramış halidir ki bu neenle Arabçanın tümünü kesinlikle yansıtamazlar. Bu nedenle temel ayetlerin dışındaki ayetleri anlayabilmek için onu orjinal diliyle anyıp okumak gerekir ki bu nedenle gerçekte
Her müminim diyenin Arapça dilini öğrenmesi elzem dir.
( Tıpkı İngilizce deki zamanlar edatlar zarflar cumle yapıları çekimler vb. )
Dünya için nasıl aylarca zamanımızı ingilizce yada almanca vb öğrenmek için harcıyorsak, dünyadaki tüm herşeyden daha önemli ahiretimize ve dünyamıza ışık tutacak kitabın dilini öğrenmek için en azından o kadar zaman harcamaız şart. Aksi halde hiç birimiz inancımızda samimi değiliz.
Bende dahil ve İnşaAllah en yakında başlayacağım.
bu SÖYLEDİĞİM ÖZELLİKLE SON SÖZLER ancak islam ehlini yüzyıllardır uyutup sömüren küfr ehlinin zoruna gider.
Peki arapların niye hepsi İslam değil o zaman derseniz,öyle ya hepsi arapça biliyor.
Çok uzun açıklamaları var ama var.
Zaten diğer taraftan şu gerçekte var. Biz çaba göstermeliyiz sonrasını Allah' a bırakalım.
Çünkü Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola iletir.
Aslında bu son söz ki bunun orjinal ayet şeklide var benzer ifadeler ile. Evet bu söz herşeyi açıklıyor derin düşününce. Yani bizim acizliğimizi ve Allah' a yalvarıp bizim için de doğru yolu dilemesinden başka yapabileceğimiz hiç bir şey yok.
Es Selamu Aleyküm,
__________________
Bismillahirrahmanirrahim,
ZUHRUF 2,3. Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.
İBRAHİM 52. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.
İSRÂ 41. Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor.
|