Bayrak
17 Recep 1429
20 Temmuz 2008, Pazar
17 Recep 1429
20 Temmuz 2008, Pazar
Ayet
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah'tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz.
Hucurat-10
hadis
Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.
Camiu’s-Sağîr

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 31 (10 Kayıtlı ve 21 Misafir) bulunmaktadır.

Online  aşkınsonhecesi, DuaLar, garib_yolcu, haqperest, Sakallı, sara, ta-ha monaroza


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee
Tekil Mesaj gösterimi
karaşahin
Tecrübeli Üye
(Konuyu Başlatan)
 
karaşahin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.01.2007
Mesajlar: 185


 
 
Teşekkür etti: 64
Teşekkür aldı: 153 konuda 544 kere
karaşahin - MSN üzeri Mesaj gönder
BİSMİHİ TEALA

Ayrıca islam hukukunda karşılıklı rıza ile boşama (yani muhalea) vardır.

Karşılıklı Rıza İle Boşanma (Muhalea-Hul’ ve Mübara’e)
İslam Hukuku’na göre, mevcut evlilik birliğinden memnun olmaması halinde erkek, boşama yetkisine dayanarak bu birlikteliğe son verebilmektedir. Koca, karısının rızasına uygun olarak onu boşayabileceği gibi, rızası olmadan da boşayabilmektedir. Fakat kadın boşamak istediği zaman durum aynı değildir. Kadın, şayet boşanma hakkını önceden almışsa ve boşanmak için de yeterli bir durum yoksa, mahkeme kanalıyla da boşayamaz. Böyle bir durumda ya kocasını boşamaya ikna edecek ya da sabredecektir.

Gerekli bir durum yokken, kocasından boşanma talebinde bulunan kadınlar hadislerde kınanmıştır. Bir hadiste: ‘’Önemli bir neden olmaksızın kocasından ayrılmak isteyen kadına cennet kokusu haram olur’’ buyrulurken, diğer bir hadiste de: ‘’Hiçbir mazeret olmaksızın kocasından boşanmak isteyen kadınlar münafıktır’’buyrulmuştur.

Fakat bazı durumlar kadının boşanma talebini meşru kılabilir. Bu durumlar erkekten kaynaklanıyor olabileceği gibi, kadından da kaynaklanıyor olabilir. Erkekten kaynaklanan bir durum olunca, kadının mahkeme yoluyla boşanma hakkı doğar. Ancak mahkeme tarafından boşanmaya yeterli bir durum yoksa kadın mahkemeye de müracaat edemez. Böyle bir durumda kadın, istemediği bir evlilik birliğine devam etmek zorunda kalmadan kocasına vereceği bir bedel karşılığında boşanabilir. Bu durum İslam’dan önce Arap toplumunda sık karşılaşılan bir durumdur. Böyle bir durumda kadının haklarını en yakın akrabaları bile savunamazdı. Çünkü kadın, kocasının malı sayılırdı. Erkek, karısına karşılık babasına vermiş olduğu maldan dolayı kadın üzerinde, kadının babasından daha yetkili sayılırdı

İslam’ın kadınlara tanıdığı temel haklardan biri de kocasına bir bedel vererek boşanma hakkıdır. İslam Hukuk literatüründe mühale’a veya hul’ denilen bu yöntem, boşanmak isteyen kadınların en fazla başvurdukları yöntemlerden biri olmuştur

a) Tanımı:
Hul’ veya mühale’a, sözlükte çıkarma ve giderme anlamına gelir. Örfte ise evliliği ortadan kaldırmak demektir. Boşanma mehrin tamamı karşılığında olursa hul’, bir kısmı karşılığında olursa sulh, daha fazla mal karşılığında olursa fidye, kocası üzerindeki haklarının tamamını düşürmesi karşılığında olursa mübara’e adını alır. Muhale’a ile meydana gelen boşanmanın, kocasının tek taraflı boşanmasından farklılık arzettiği noktalar şunlardır:

1. Koca muhale’a anlaşmasına kadını zorlayamadığı için kadının rızası olmadan muhale’a meydana gelmez.

2. Muhale’a teklifi hem kadından hem de kocadan gelebilir.

3. Böyle bir teklif kadından gelirse, prensip olarak kadının kocaya bir bedel vermesi gerekir.

Buna göre, muhale’anın muteber olabilmesi için, hul’ veya hul’ anlamına gelecek sözcüklerle yapılması, bedelin zikredilmesi ve kadının bu bedeli vermeyi kabul etmesi gerekir.

Muhale’a, huysuz ve geçimsiz (naşiz) bir kocadan, kadının kurtulabilmesi için İslam’ın getirdiği bir çıkış yoludur. Yoksa amaç, boşanma yetkisi verilen kocanın, bu yetkiyi kullanarak kadından ekonomik kazanç sağlamasına fırsat vermek değildir. Zira erkeklerin eşlerini de mühale’aya zorlamaları da haram kılınmıştır. Aynı şekilde karısını suçlu göstererek mahkeme kararıyla boşanıp, kadına verdiği mehri geri almak, veya vereceği mehri vermemek için, erkeğin hanımına iftiralarda bulunması da yasaklanmıştır. Konuyla ilgili ayet şöyledir:

‘’Eğer bir eşi bırakıp yerine başka bir eş almak isterseniz,onlarda birine yüklerle mehir vermiş olsanız dahi onlardan hiçbir şeyi geri almayın. Siz iftira ederek ya apaçık günah işleyerek onu geri alır mısınız?’’

b) Muhale’anın Meşruiyeti:
Muhalea’yı meşru kılan ayet şöyledir: ‘’ Boşama iki defadır. Bundan sonrası ya iyilikle tutmak ya da güzellikle salıvermektir. Kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şey almanız size helâl olmaz. Ancak erkek ve kadın ALLAH'ın sınırlarında kalıp evlilik haklarını tam tatbik edememekten korkarlarsa bu durum müstesna. (Ey müminler!) Siz de karı ile kocanın, ALLAH'ın sınırlarını, hakkıyla muhafaza etmelerinden kuşkuya düşerseniz, kadının (erkeğe) fidye vermesinde her iki taraf için de sakınca yoktur. Bu söylenenler ALLAH'ın koyduğu sınırlardır. Sakın onları aşmayın. Kim ALLAH'ın sınırlarını aşarsa işte onlar zalimlerdir.’’

Ayetten çok açık bir şekilde anlaşılacağı üzere muhale’a, huzursuz ve ıslahı mümkün olmayacak kadar sarsılmış bir evliliğin devamında, ALLAH’ın (Celle celaluhu) belirlediği sınırları ihlal etmekten korkan kadının, mevcut aile birliğinin sona erdirilmesi için erkeğin ekonomik zararına ortak olmasıdır. Çünkü boşanma ile kadın, eski kocasından sonraya bırakılmış olan (müeccel) mehrini, hemen almaya hak kazanmış olmaktadır. Ayrıca kadının iddet dönemindeki nafakası da kocaya aittir. Böyle bir durumda kadının, eski kocasının lehine, alacaklarından vazgeçmesi, boşanmayı kolaylaştırmak ve ALLAH’ın (Celle celaluhu) emirlerini ihlal etmeme konusunda birbirlerine yardım etmek anlamına gelmektedir.

Çünkü huzursuz bir evde, karı kocanın birbirlerinin haklarını gerektiği gibi gözetebilmeleri oldukça zordur.Kadının sevmediği kocasından ayrılmak istemesini de, ALLAH’ın (Celle celaluhu) sınırlarını korumak çerçevesinde değerlendirmek mümkündür. Çirkinlik veya fiziki bir eksiklikten dolayı olabileceği gibi, kişilik ve kültür farklılıklarından dolayı da kadının kocasını sevmemesi mümkündür. Bu durumda kadının boşanma talebinde bulunmasında bir sakınca yoktur. Çünkü kocasını sevemeyen bir kadının, kocasına karşı itaatkar olması, ruhi ve cinsel açıdan tatmin olması mümkün olamayacağından, bu ihtiyaçlarının tatminini dışarıda araması ve hatta gayri meşru ilişkilere girmesi mümkündür.

Böyle bir durumda kadının, gerçekten sevebileceği bir kişiyle evlenmek için, eski kocasının boşanmadan doğan masraflarına ortak olması veya tamamen üstlenmesi, ayetin belirlediği sınırlar içinde olup yukarıda zikrettiğimiz hadislerde kınanan kadınlardan olmaya sebep değildir.

Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) döneminde bu örnekleri mevcuttur: ‘’Habibe bint Sehl, Sabit b. Kays’ın nikahı altında idi. Sabit kısa boylu, çirkin bir adamdı. Habibe, ''ya Rasulallah! Vallahi eğer ALLAH (Celle celaluhu) korkusu olmasaydı, kocam Sabit yanıma girdiğinde onun yüzüne tükürürdüm, dedi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) kadına Sabit’in vaktiyle mehir olarak sana verdiği bostanı kendisine geri verir misin? diye sorunca, kadın, evet veririm, dedi. Bunun üzerine kadın bostanı Sabit’e geri verdi. Ondan sonra Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) sabit ile Habibe’yi birbirinden ayırdı.’’

Ekonomik külfetinden dolayı koca, huzursuzluğa rağmen karısını boşamak istemeyecektir. Böyle bir durumda ALLAH’ın (Celle celaluhu) sınırlarını aşmama hususunda kadından kendine yardımcı olmasını ve bazı haklarından vazgeçerek ekonomik açıdan destek vermesini isteyebilir. Böyle bir talep caiz olmakla birlikte Hanefilere göre muhale’a olmayıp, mübara’e sayılmıştır. Şafiler ise teklifin kocadan gelmesi ile kadından gelmesi arsında fark görmeyip ikisini de muhale’a olarak kabul etmişlerdirc)

Muhale’anin Sıhhat Şartları:

1. Erkeğe ait şartlar: Hul’ yapabilmek için kocanın boşama hakkına sahip olması gereklidir.İslam Hukukçularının çoğuna göre erkeğin hul’ yapabilmesi için akıl ve buluğ çağına ermiş olması gerekir. Bunun yanında hem zekaya, hem de iradeye yönelik ehliyet arızalarından salim olması aranır.Çocuk, akıl hastası, bunak, yaşlılık veya hastalıktan dolayı akli dengesi bozuk kişilerin hul’u sahih değildir. Mükellef olmayan çocuk veya akıl hastasının velisi eğer fayda görürse, onlar adına hul’ yapabilir

2. Kadına ait şartlar: Aralarında sahih bir nikah olmayan kadının, kocasıyla hul’ yapması sahih değildir. Çünkü böyle birini boşaması mümkün değildir.aralarında sahih nikah olan eşlerin zifafa girmiş olmaları ile girmemiş olmalarının hul’e etkisi aynıdır. Kocanın ric’i talakla boşadığı hanımıyla, iddet dönemi bitmeden hul’ yapması mümkündür.
Ayrıca kadının da akıllı ve ergen olması, ölümle sonuçlanan bir hastalığa yakalanmamış ve sefih olmasından dolayı malı hacr (ipotek) altına alınmamış olması gerekir

3. Hul’a konu olacak şeye ait şartlar: Kadının kocasına vereceği hul’ bedelinin ila da para olması gerekmez. Mehir olabilecek her şey hul’a konu olabilir. Hanefilere göre ekonomik değer ifade eden (mütekavvim) her mal sahihtir. Bunun dışında kalan haklar ve menfaatler ise hul’un bedeli olmaz. Çünkü onlara göre, bunlar mal değildir.
Şafilere göre koca meçhul veya haram bir şey karşılığında hul’u kabul ederse, hanımı mehr-i misil karşılığında ondan bain talak ile ayrılmış olur. Hanefilere göre ise, ric’i talak sayılır.

Muhale’a bedeli, mehre denk, ondan az veya çok olabileceği gibi, çocukların belli bir yaşa kadar bakılıp terbiye edilmesi şartıyla da olabilir.

d) Muhale’ada Hakimin Rolü:

Muhale’a boşanmanın gerçekleşmesi için hakimin müdahalesi ve kararına gerek olup olmadığı hususunda farklı iki yaklaşım vardır. İlkine göre hul’ ile boşanmanın gerçekleşebilmesi için hakimin müdahalesine ve kararına gerek yoktur. Bu görüş İslam hukukçularının çoğunluğuna aittir.Hul’ ile boşanmaya cevaz veren ‘’Şayet karı-kocanın, ALLAH’ın koymuş olduğu sınırlara uymayacaklarından korkarsanız, o zaman kadının boşanmak için kocasına verdiği fidyeden (veya mehir hakkından vazgeçmesinden) dolayı, her ikisi için de bir günah yoktur….’’ ayeti ile hul’ ile ilgili diğer ayetler mutlak olup, hiçbirinde hakimin müdahalesinden bahsedilmemektedir. Aksine ayette, ‘’….kadının boşanmak için fidye vermesinde her ikisi için de bir günah yoktur…’’ buyrularak hul’un eşler arasında karşılıklı rıza ile olacağına işaret edilmiştir

Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)’ın huzurunda cereyan eden bir olay da evliliğin kadın için artık çekilmez hale geldiğinde, muhale’a yöntemiyle sona erdirilebileceğine ışık tutmaktadır. ‘’Sahabenin birisi eşiyle kavga etmiş ve hanımının kolunu incitmişti. Kadının kardeşi durumu Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)’a bildirince Efendimiz, eşini döven sahabiyi çağırtmış ve ‘Ondan neyin varsa al ve kendisini serbest bırak’ diyerek bedelli boşanmayı sağlamıştı.

Diğer yandan muhale’a satış akdi gibi bedelli (ivazlı) bir akiddir. Nasıl ki, satış akdi için hakimin kararına gerek yoksa, hul’ ile boşanma için de gerek yoktur. Ayrıca hul, iki tarafın karşılıklı rıza ile anlaşarak bir akdi ortadan kaldırmaları demek olan ‘’ikale’’ akdine benzemektedir. İkale için, hakimin kararına gerek olmadığında ise ittifak vardır.

Hul’ ile boşanma hakim kararıyla olsun olmasın caizdir. Çünkü hul’ diğer akitlerde olduğu gibi karşılıklı rızaya dayanır. Diğer yandan hul’, bedel karşılığında olan talak gibidir. nasıl ki kocanın hakim kararına gerek olmaksızın boşanma hakkı varsa, hul’ ile boşanma için de hakimin kararına gerek yoktur. Kadının da bedeli üstlenme ehliyeti ve yetkisi vardır. Bu sebeple hul’ ile boşanmada hakimin kararını şart koşmanın bir anlamı yoktur.

Hasanü’l Basri, Said b. Cübeyr ve İbn Sirin’in başını çektiği diğer bir grup ise, hul’un mahkeme kararıyla olabileceğini savunmuşlardır. Çünkü ‘’…ALLAH’ın yasalarını ikisi koruyamayacak diye korkarsanız…’’ mealindeki ayette hitap mahkeme heyeti veya hakimlere yapıldığından bunların kararları olmaksızın muhale’a yoluyla boşanma gerçekleşemez.

Muhale’a yapabilmek için kadının mahkemeye başvurmasına gerek yoktur. Çünkü kocanın talak hakkına sahip olması gibi, kadının da bu hakka sahip olduğu yukarıda belirttiğimiz naslarda sabittir. Bundan dolayı bu noktada mahkemenin hükmüne gerek yoktur. Muhale’a yapma hususunda eşler her hususta anlaşmışlarsa mahkemenin hükmüne yine gerek duyulmaz. Fakat kadının veya kocanın aleyhine olacak şekilde bir şartın ileri sürülmesinden dolayı eşlerden birinin muhale’aya yanaşmaması halinde mahkemeye başvurmak daha hakkaniyete uygun olacaktır.

Bu yaklaşım, önceki iki görüşün ortasını bulan bir görüş olup zamanımıza en uygun olanı da budur. Bu görüşe göre hul’ hakkı, kadına tanınmış bir hak olduğundan, erkek talak hakkını kullanırken normal durumlarda, mahkemeye müracaatı gerekmediği gibi, burada da durum aynıdır. Ancak kadının bu hakkını kullanmasına erkeğin itiraz etmesi durumunda, kadın bu hakkını kullanmak için mahkemeden yardım talep edebilecektir.
__________________
İNSANLAR DOGRU ZAMAN VE DOĞRU YERDE DOĞRU SÖZ SÖYLERLER İSE ÖZÜR DİLEMEK ZORUNDA KALMAZLAR
http://img222.imageshack.us/img222/5...amimfu7ln3.gif
eski 02.04.2007, 16:58 karaşahin isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #5
karaşahin isimli üye'ye teşekkür edenler
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:45 .