| Tecrübeli Üye (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 13.01.2007
Mesajlar: 185
Teşekkür etti: 64
Teşekkür aldı: 153 konuda 543 kere
| e) Kocanın Muhalea’ya İtiraz Hakkı:
Ana hatlarıyla anlatmaya çalıştığımız muhale’a, eşlerin karşılıklı anlaşması halinde bir problem oluşturmamaktadır. Fakat kadının muhale’a ile boşanmak istemesine rağmen, kocanın boşanmamakta ısrar etmesi halinde durum ne olacaktır?
Hanefi ve Şafiilere göre, kocada bulunan bazı cinsel kusur ve hastalıklardan başka, kadının boşanma talebiyle mahkemeye başvurma hakkı yoktur.
Bu kusur ve hastalıkların dışında, kadını huzursuz eden veya aile birliğini sarsan diğer şeyler, kadının mahkeme kararıyla boşanmasına yeterli değildir. Evliliğin sadece bir cinsel birliktelik olarak algılanmasından dolayı, kadının sadece cinsel yönden tatmin edilememesi halinde evlilik birliğine son vermek gerekli görülmüştür.
Kadına mahkeme yoluyla boşanma imkanı çok sınırlı tutulduğu için, muhale’a daha bir önem kazanmış ve tarihte kadının isteği üzerine meydana gelen boşanmaların büyük bir kısmı, bu yolla gerçekleşmiştir. Kadın için, huzursuz ve şiddetli bir geçimsizliğin olduğu bir evlilikten kurtulmanın tek yolu olan muhale’a koca tarafından reddedilirse durum ne olacaktır? Kocanın buna yetkisi var mıdır? böyle bir durumda mahkeme ne kadar müdahale hakkına sahiptir?
Hanefi ve Şafiilere göre kadının geçimsizlikten dolayı mahkemeye başvurma hakkı yoktur. Ancak Maliki mezhebinin görüşüne göre kadına geçimsizlikten dolayı mahkemeye başvurma hakkı verilmiştir. Maliki mezhebinin yaklaşımı ise şu şekildedir:
Kadın, boşanma talebiyle mahkemeye başvurunca,mahkeme boşanma gerekçesinin, çözülebilir bir problemden kaynaklanıp kaynaklanmadığını tesbit etmek için, Nisa suresi 35. ayetinde mealen zikredilen, ‘’Karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden biri hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin…’’ hükmü gereğince eşlerden her birinin ailesinden birer hakem tayin eder. Hakim tarafından tespit edilen hakemler, geçinemeyen eşlerin aralarını ıslah etmekle görevlendirilmiş olmakla birlikte, karı-kocaya bedel mukabilinde veya bedelsiz olarak ayırmaya da yetkilidirler.
Hakemlerin yapacakları ilk şey, eşleri barıştırmaya çalışmaktır. Hakemler eşlerin arasını ıslah teşebbüsünde muvaffak olur ve eşlerin ayrılmamalarına karar verilirse, eşleri vekaletine ihtiyaç hissedilmeksizin sözleri geçerli olur ve itiraz kabul edilmez. Fakat hakemler ıslah edemezler ve geçimsizliğin kaynağının kadın olduğu kanaatine varılırsa, aralarında muhale’aya hükmederler. Şayet geçimsizliğin erkekten kaynaklandığına hükmederlerse, boşanmaya (tefrik) hükmederler. Geçimsizliğin kaynağının eşlerden her ikisi olduğu kanaatine varılırsa, mehrin bir kısmı mukabilinde aralarını ayırırlar.
Hakemler eşlerin birbirlerinden ayrılmalarına hükmederlerse, hakim konumunda olduklarından, karalarını uygulamaya koymak için vekalet veya izne ihtiyaç yoktur. Sonuç olarak diyebiliriz ki: muhale’a eşlerin anlaşarak boşanmaya karar vermeleri olup, hiçbir tarafın haksızlığa uğramaması gereken bir boşanma şeklidir.
Kadının asli hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiği bir evlilik birliğine kocanın ısrarla devam etmek istemesi, ayetlerde yasaklanmıştır. ‘’…Fakat haksızlık ederek ve zarar vermek için onları nikah altında tutmayın. Kim bunu yaparsa, muhakkak kendine kötülük etmiş olur…'‘'
’İddet müddetlerini doldurduklarında onları ya meşru ölçüler içerisinde (nikahınız altında) tutun veya onlardan meşru ölçülere göre ayrılın.’’Şayet kocanın, yeni bir evliliğe gücü yetiyorsa, eski karısından hiç bir şey almadan onu boşaması daha iyi olur. Fakat, ekonomik durumu kötü ise, hanımından mali yardım almasında bir sakınca yoktur.
Şayet koca, boşanmayı gerekli kılacak kadar huzursuzluk çıkarıyorsa, hanımından gelen muhale’a teklifini reddetme hakkı yoktur. Böyle bir durumda mahkeme, kocayı muhale’a teklifini kabul etmeye zorlayabilir. Şayet koca bunu kabul etmemekte direnirse ve aşırı geçimsizlik kadının asli haklarını ihlal noktasına gelmişse, mahkeme kocayı hanımından ayırabilir (kazai boşanma)
f) Muhalea’nın Sonuçları:
Muhale’a ile meydana gelen boşanma, bir bain talak olup eşler yeniden evlenmek isterlerse yeniden nikah yapmaları gerekir. Bu görüş İslam hukukçularının çoğunluğuna ait olup, az bir kesime göre ise, bu talak değil fesihtir.
Bu boşanmanın talak olduğunu savunanlara göre kadın, boşaması şartıyla kocasına bir bedel ödediği için bunun bain talak olması gerekir. Yani sözün kadına geçtiği ve kadının rızası olmaksızın erkeğin tekrar eski hanımına dönemediği bir ayrılık meydana gelmiştir. Muhale’a bir talak olup, erkeğin üç boşama hakkından biri eksilmiş olur. Bain talakla biten bir evlilik, kadın isterse yeniden kurulabilir. Böyle bir durumda yeni bir nikah ve yeni mehir gereklidir.
Sonuç olarak koca şayet hanımından gelen boşanma teklifini kabul edip te, karısını boşarsa, bu, açık olarak talaktır. Fakat koca mahkemenin kararı doğrultusunda muhale’aya yanaşmazsa o zaman, mahkeme kararıyla boşanmış olursa ki, bu talak olarak kabul edilmez ve erkeğin talak haklarında azalma olmaz. Ancak her türlü nizayı ve anlaşmazlıkları önleyeceği için, hul’ talebinin mahkemeye yapılması ve kararı bu mercinin vermesi halinde bir boşanmanın gerçekleşmesi ve üç boşama hakkından birinin kullanılmış ve tarafların anlaşmaları ve tekrar evliliğe karar vermeleri durumunda, yeni bir nikah akdi ile evlenmelerinin mümkün olmasının isabetli bir görüş olduğunu ifade edebiliriz.
Ebu Davud, Talak, 3; İbnMace, Talak, 1.
Tirmizi, Talak, 10; Müsned, c.II, s.414.
hAYREDDİN Karaman, c.I, s. 311.
Topaloğlu, Bekir, İslam’da Kadın, 7. Baskı, Yağmur Yayınları, İstanbul, 1977, s.18.
Serahsi, c.V, s.171.
Bilmen, c.II, s.178; Zuhayli,a.g.e., c.IX, s.379.
Cin, s.71.
Döndüren, Hamdi, ‘’Hul’ md.’’ Ş.İ.A., Şamil Yayınevi, İstanbul, 1991, c.III, s.17-18.
Nisa /20.
Bakara /229.
Karaman c.I, s.311; Doğanay s.56.
Zuhayli, a.g.e., c.IX,s.379-380; Bilmen, a.g.e., c.II, s. 269-270; Dalgın, a.g.e., s.94.
İbn Mace, Talak, 22-1, 663.
Serahsi, a.g.e., c.VI, s.172; Zuhayli, a.g.e., c.IX, s.379-380; Bilmen, c.II, s.269.
Kasani, Alauddin Ebu Bekir b. Mesud, Bedayiu’s-Sanayi fi Tertibi’ş-Şerayi Beyrut, c.III, s.150;
Makdisi, Şemsüddin Abdurrahman b. Muhammed İbn Kudame, eş-Şerhu’l-Kebir, (el-Muğni ile birlikte) Daru’l-Kitabi’l-Arabi,Beyrut, 1983, c.VIII, s.176-182; İbn Rüşd, Bidayetü’l-Müctehid, c.II,s.84-85.
Zihni Efendi, a.g.e., s.707; Zuhayli, a.g.e., c.IX, s.387.
Döndüren, a.g.m., s.18;
Mergınani,Ebu Bekir b.Abdulcelil el- Hidaye Şerhu Bidayeti’l-Mübtedi,Darul Erkam,Beyrut,I-IV,t.y. c.III, s.46; İbn Abdin, Muhammed Emin, Reddü’l-Muhtar ale’d-Dürri’l-Muhtar Haşiyetü İbn Abidin, , 2. Baskı, Daru’l-Arabiyyi, Beyrut, 1987, ts. c.IV, s.100-103.
Zuhayli, a.g.e., c.II, s.90.
Döndüren, a.g.e., s.438-439; Zuhayli, a.g.e., c.IX, s.392.
Kasani, a.g.e., c.III, s.145; İbn Kudame; el-Muğni, c.VIII, s.175; İbn Rüşd, a.g.e., c.II, s.85; Fazlurrahman, Siret Ansiklopedisi, c.II, s.68.
Bakara, 2/229.
Bkz. Nisa, 4/4,19,20,128.
Cessas, Ahmed b. Ali er-Razi, Ahkamu’l-Kur’an, Daru’l-İhyai’t-Turasi’l-Arabi, Beyrut, 1985, c.II, s.95; c.III, s.155; Bilmen, a.g.e., c.II, s.272.
Nesai, Talak, 53; İbn Mace, Talak,22. Ayrıca bkz. Şevkani, a.g.e., c.VI, s.246.
Yaman, Ahmed, İslam Aile Hukuku, Marifet Yayınları, İstanbul, 1999, s.95.
İbn Kudame, el-Muğni, c.X, s.268; Zuhayli, a.g.e., c.IX, s.383.
Serahsi, a.g.e., c.VI, s.173.
İbn Rüşt, a.g.e., c.II, s.57.
Döndüren, a.g.e., s.440; Dalgın, a.g.e., s.112.
Aydın, Mehmet Akif, İslam ve Osmanlı Hukuku Araştırmaları, İz Yayıncılık, İstanbul, 1996, s.26-27.
Erdoğan, Mehmet, İslam Düşüncesinde Yeni Arayışlar III, Rağbet Yayınları, İstanbul, 2000, s.40-41.
Abdülhamit, a.g.e., s.319-320; Döndüren, a.g.e., s.440; Zuhayli, a.g.e., s.383.
İbn Rüşt, a.g.e., c.II, s.81.
Bakara, 2/231.
Talak, 65/2.
İSAM. İlmihal, c.II, s.232.
İbn Rüşt, a.g.e., c.II, s.85, Meydani, a.g.e., c.II, s.188; Şirbini, Muhammed b. Ahmed el-Hatib, Muğni’l-Muhtac ila Ma’rifeti Meani’l-Minhac, Darul-Fikr, ts.c.III, s.268; Şevkani, a.g.e., c.VII, s.36-37; Muhammed b. İsmail Sa’nani, Sübülü’s-Selam Şerhu Buluğı’l-Meram, Mektebetü’l-Asriyye, Beyrut, 2000, c.III, s.295.
Karaman, a.g.e., c.I, s.312; Dalgın, a.g.e., s.136. |