Bayrak
21 Recep 1429
24 Temmuz 2008, Perşembe
21 Recep 1429
24 Temmuz 2008, Perşembe
Ayet
Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Hucurat-12
hadis
Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.
Camiu’s-Sağîr

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 39 (4 Kayıtlı ve 35 Misafir) bulunmaktadır.

Online  hafsa, kebirulcady06, yolcu


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee
Konu: Dua Hakkinda
Tekil Mesaj gösterimi
Hak-dilaram
Hakkperest
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.229


1 Albümü var
 
Teşekkür etti: 10.873
Teşekkür aldı: 4.485 konuda 21.327 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
Hadis-i şeriflerde şöyle buyuruluyor:

" Allah duama icabet eder diye kesin inandığınız halde Allah'a yalvarın. Bilmiş olunuz ki gerçekte Allah, gafil ve gayrıyla meşgul kalbden yalvarışı kabul etmez."

" Kim istek ve arzularını Allah'tan istemezse, Allah kendisine gazab eder."

" Şiddetli belaların anında Allah'ın kendisine icabet etmesi kimi sevindirirse, belaların gelişinden önce rahatlık zamanında yalvarışı çoğaltsın."


Bir kimseye istemek kapısı açılırsa ,kendisine Allah Teala tarafından icabet kapısı açılmış demektir. Çünkü Mü'minin Allah Azze ve Celle'ye çağırışı ve yalvarışı yani duası, hem Allah Azze ve Celle'nin Rububiyetinin ve hem de abdi olan kulunun zilletinin ifadesidir.

Tevhid-i Rububiyet için bu kafidir.

Allah Teala'ya yalvarmayan bir kimse, Rabbine karşı zilletini, kulluğunu ve muhtaclığını itiraf etmemiştir. Bunun için duayı terk etmesi halinde Allah Azze ve Celle kendisine gazab eder. Demek kulun duayla Allah'a yönelmesi, Allah Teala'nın rahmet, şefkat ve ihsanla kuluna yönelmesinin ifadesidir.

Bedevilerden birinin Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek, "Rabb'imiz bize yakın mıdır ki O'na münacaatta bulunalım, yoksa uzak mıdır ki O'nu çağıralım?" sorusu üzerine

" Kullarım (Habibim) Sana Ben'i sorunca (haber ver ki) işte Ben muhakkak yakınımdır. Bana dua edince Ben o dua edenin davetine icabet ederim. O halde onlar da Benim davetime (itaatle) icabet ve Bana iman (da devam) etsinler. Ta ki (o sayede) doğru yolu bulup ulaşmış olurlar." (El-Bakara 186) mealindeki ayet-i kerime inmiştir.

Yani Allah Azze ve Celle her halukarda mutlak, kuluna yakındır; İlmi ve Kudreti'yle onunla beraberdir. Fakat kulun imanı, itaati = şer-i şerife boyun eğmesi ve yalvarışı nisbetinde Allah Teala'ya yakın, aksi halinde uzaktır.

Gavs-ı Geylani, rahmetullahi aleyh, Futuh-ul Ğayb adlı eserinde buyurur ki:

"Her nasıl ise maddi ve manevi rızıklar taksim edilmiştir, kaderler yazılmıştır. Binaenaleyh, aleyhimde olan, lehimde olan nasıl olsa gelip beni bulur. O'na yalvarıp istesem istemesem, Kendisi'nin taksiminden, nasib etmesinden başkasını bulamam. Binaenaleyh dileğimi bana vermez, o halde neden yalvarayım, deme. Bilakis Aziz ve Celil olan Allah'tan herşeyini iste. İstediğinde bir mefsedet, haram bir iş olmadığı müddetçe, dünya ve ahiretin en hayırlı nimetlerinden ve kendisine muhtac olduğun herşeyi Allah Azze ve Celle'den iste, O, Kendisi'nden istemeyi emretmiştir, duaya teşvik etmiştir."

Dua ve yalvarışın çok tesiri vardır. Ümmetin ittifakıyla mü'minin duası makbuldür. Madde aleminde kimyevi ilaçlar birçok muzır mikropları öldürdüğü, birçok faydalı mikroplar da hayata vesile olduğu gibi, duaların da birçokları zararlı mikropları öldürür, faydalı mikropları diriltir, azabı kaldırır, mükafatı tahsil eder. Onun için Allah'ın Rasulü Sallallahu aleyhi ve sellem dua ve yalvarışa büyük önem vermiştir, ve:

"Ellerinizin avuçlarıyla Allah'tan isteyin." buyurmuştur.

Ekabir, duanın keyfiyeti için birçok edeb ve usuller tayin etmişlerdir, bunlardan en mühimleri şöyledir:

1. Dua etmek isteyen kimsenin vakitleri araştırması ve o vakti duayla ihya etmesidir. Mesela seher vakti Ramazan ayı, Berat gecesi gibi...

2. Şerefli ve mukaddes yer ve mevsimlerde şerefli hallerin araştırılmasıdır. Mesela beş vakit namazdan sonra, kalbin masivadan ayrılışı zamanlarında...

3.Kıbleye yönelerek elleri göğüs hizasında kaldırıp kemal-i tevazuyla Allah'a yalvarılmasıdır.

4. İstekleri telaffuz ederek, ne çok gizli, ne de çok aşikar, sesini işitebilecek derecede duanın yapılmasıdır.

5. Duaların şiir şeklinde seci'li kafiyeli olarak yapılmamasıdır.

6. Bir çocuğun anasına yalvarıp ekmek istemesi gibi ilhah ve ısrarla duanın yapılmasıdır. Ve dua etmek esnasında mutlaka Allah Azze ve Celle'nin duaya icabet edeceğine inanılmasıdır.

7. Duayı hamd u salat'la açmak ve salavatla bitirmektir.

Duaya icabetin şartı;

Helal lokma,

Doğru dil,

İcabetine inanılması,

Duanın kabulüne salavatın vesile edilmesi,

hatta icab ederse iki rekat namazın kılınması,

Sadakanın verilmesi, olmak üzere beştir.

Ayrıca, kardeşlik hukukuna riayet etmemenin de duanın icabetine engel olduğu tasrih edilmiştir.

Kaynak: Ahlaki Reçeteler, Dilara yayınları
eski 03.09.2006, 10:51 Hak-dilaram isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #3
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:55 .