Bu konuyla ilgili Yusuf Nebhani Hazretleri’nin yaklaşımları:
Orjinalini yazan: İbn Teymiye Ve Yandaşları Hakkında Uyarılar
Küfür; Cenabı Hak'kın varlığı ve birliği gibi, peygamberlik gibi, dinen kabul edilmesi zaruri olan şeyleri ve beş vakit namaz gibi üzerinde kat'î icmâ bulunan şeyleri inkâr etmekle olur.
Bilmemesi yüzünden inkâr eden kimse, küfre nisbet olunmaz.
Fakat çeşitli şekilde tarif etmek suretiyle cehaleti giderildiği hâlde inkâra kalkarsa ALLAH'ı ve Resulünü inkâr etmiş olur.
Ey Vehhâbiler, şu sizin tekfire kalkıştığınız işler, dinimizin zaruri gördüğü işlerden değildir. Şayet siz, "Bunlar, üzerinde zahiren icmâ bulunan şeylerdir.
Bunu hem halk, hem de seçkin kimseler bilmektedir" derseniz, biz de diyoruz ki: "Bu hususta âlimlerin sözlerini bize açıklayınız. Bu olmadığı takdirde bin kişinin sözünü, hatta yüz kişinin kelâmını veya on kişinin lâfını ve nihayet bir kişinin kelâmını açıklayınız. Namaz (oruç vs.) gibi, üzerinde icma bulunan vazifeleri bir tarafa bırakınız da şöyle sıradan bir söz getiriniz."
İbni Teymiyye'ye nisbet olunan "Kim kendisi ile ALLAH arasına bir vasıta koyacak olursa ilh." sözünden başka bir söz bulamadığınız takdirde bu söz, mücmel bir kelâmdır.
Sizden bu sözü, ehl-i ilmin kelâmı ile açıklığa kavuşturmanız istenir. Lâkin siz, çok hayret verici bir iş yapıyorsunuz. Bu sözü, sahibinin maksadı hilâfına ve kitaplarında naklettiğine aykırı olarak delil getiriyorsunuz.
İbni Teymiyye ve diğer vehhâbiler ile, İslâmî mesleklerden bunların durumuna uygun bulunanlar, meded dilemeyi ve peygamberleri, sâlihleri ve hattâ Hz.Muhammed (Salllahu aleyhi ve sellem.) i ziyaret için yolculuk yapmayı yasaklamış olmaları sebebiyle, bizim onları tekfir etmemiz caiz görülmemiştir.
Bizim için caiz olan, onların bid'at ehli olduğunu söylemektir.
İmam Münâvî ileride gelecek ifadesinde İbni Teymiyye'nin görüşünü reddederken bunu tasrih etmiştir. Biz, bunların sapkın ve bid'at ehli türedi bir topluluk olduğuna hükmediyoruz.
İbni Hacer Heytemî'nin bir çok ibarelerinde ifade ettiği gibi onların, sapıklıklarını ortaya koyan ibareleri tekfir ibarelerinden ayırt etmek iktiza eder.
İmam Gazâlî, "Faysalüt-tefrika beyne'l-islâmi vez-zendeka" adlı kitabında şöyle ifade etmektedir:
Her fırkanın, delilde hata ettiğini görerek hasmını tekfire kalkması münâsip değildir.
Evet, bunları "Sapıklar ve türedi bidatçiler" diye isimlendirmek caizdir. Sapık denilmesi, doğru yoldan sapmış olmaları cihetiyle; "Türedi" diye isim verilmesi ise, selef-i sâlihîn tarafından ifade edilmeyen sözler uydurmaları itibariyle olmuştur.
Evet, Seyyid Ahmed Dahlân'ın onlara reddiye olarak telif ettiği "ed-Dürrüsseniyye" adlı risalesinde bazı Vehhâbilerden naklen Peygamber (aleyhisselam) e noksanlık isnâd eden şenî ifadelerin Vehhâbîler tarafından sedildiği doğru ise, bu söz kimden sâdır olursa şek ve şüphesiz kâfirdir.
Dahlân, bunu naklettikten sonra şöyle demiştir:
"Bu sapıklara reddiye olarak kitap telif edenlerden bir kısmı şöyle demektedir: Bu davranış, dört mezhebde, hattâ ehl-i islâmın tamamı katında küfürdür." |