| Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 13.01.2007
Mesajlar: 185
Teşekkür etti: 64
Teşekkür aldı: 153 konuda 543 kere
| İtikad'a ait 50 soru, 50 cevab BİSMİHİ TEALA
1.Din ilmindeki Farz ı ayn nedir?
Her mükellefe inanç, taharet, namaz ve oruçla ilgili hükümlerden ihtiyaç duyulduğu kadarını öğrenmesi, zekatı üzerine farz olan kimsenin, Haccı ise hacca gücü yeten kimsenin öğrenmesi farzdır. Ayrıca kalp, el, göz ve diğer uzuvların günahlarını öğrenmek de farzdır. ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لا يَعْلَمُون (Zumer / 9)
Manası: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Hadis-i şerîf mealen: "Her müslümana ilim öğrenmesi farzdır." Bu hadis-i Beyhakî rivayet etmiştir.
2.İnsanların ve cinlerin yaratılmasındaki hikmet nedir?
ALLAH'ın (Celle celaluhu) onları kendisine ibadet etmelerini emretmek için yaratmış olmasıdır. ALLAH (Celle celaluhuİ) şöyle buyurmuştur:
[color="Red"]وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالانْسَ إِلا لِيَعْبُدُونِ [/COLOR]( Zâriyât / 56)
Manası:Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım
Hadis-i şerîf mealen: "ALLAH'ın (Celle celaluhu) kulları üzerindeki hakkı, kendisine ibadet edip kendisine hiç bir şeyi ortak koşmamalarıdır." Bunu Şeyhân (Buharî ve Muslim) rivayet etmiştir.
3.İbadet nasıl sahih (geçerli) olur?
ALLAH'ın (Celle celaluhu) varlığına inanıp O'nu yaratıklarından hiç bir şeye benzetmeyen kimsenin ALLAH'a (Celle celaluhu) ibadeti sahih olur. ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ ( Şûrâ / 11)
Manası:Onun benzeri hiçbir şey yoktur
Rasûlullâh (sallAllâh-u aleyhi ve sellem) de mealen şöyle buyurmuştur: "Rabb'ın Zât'ı hakkında tefekkür olamaz." Bunu Ebu Kasim El Ensârî rivayet etmiştir. Gazâlî de şöyle demiştir: "İbadet ancak Mâbud'u bildikten sonra sahih olur. "
4.ALLAH (Celle celaluhu) Rasulleri niçin göndermiştir?
ALLAH (Celle celaluhu) Rasulleri, insanlara dünyevî ve dinî yararları öğretsinler diye ve insanları ALLAH'a (Celle celaluhu) ibadet etmeye ve kendisine hiç bir şeyi ortak koşmamaya çağırsınlar diye göndermiştir. ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: فَبَعَثَ اللّهُ النَّبِيِّينَ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ (Bakara / 213)
Manası: ALLAH Peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndermiştir.
Hadis-i şerîf mealen: "Benim ve benden önceki Peygamberlerin söylemiş olduklarının en faziletli söz Lâ ilâhe illallâh'tır." Bunu Buharî rivayet etmiştir.
5.Tevhid'in manası nedir?
İmam Cüneyd El-Bağdâdî'nin dediği gibi Tevhid kadîm olanı hâdis olanlardan ayırmaktır. Onun 'kadîm'den maksadı ise başlangıcı olmayan ALLAH'tır (Celle celaluhu). 'Hâdis olan' ise yaratılmış olandır. ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ (Şûrâ / 11)
Manası: Onun benzeri hiçbir şey yoktur.
Hadis-i şerîf mealen: Rasûlullâh'a (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle sorulmuştur: 'En faziletli amel hangisidir?' Bunun üzerine Efendimiz: "ALLAH'a ve Rasulü'ne iman etmektir." diye buyurmuştur. Bunu Buharî rivayet etmiştir.
6. ALLAH'ın (Celle celaluhu) varlığı hakkında bilgi ver.
ALLAH (Celle celaluhu) mevcuttur varlığında şüphe yoktur. O bir biçimi, mekânı ve yönü olmaksızın mevcuttur. O yaratıklarından hiç bir şeye benzemez .Hiç bir şey de O'na benzemez. ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: أَفِي اللّهِ شَكٌّ (İbrâhîm / 10)
Manası:Gökleri ve yeri yaratan ALLAH hakkında şüphe mi var?
Hadis-i şerîf mealen: "ALLAH (Celle celaluhu) ezelde varken kendisinden başka hiç bir şey yoktu." Bunu Buharî ve başkaları rivayet etmiştir.
,
7.ALLAH'ın (Celle celaluhu) şu âyetinin:
وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَمَا كُنْتُمْ manası nedir?
"Bu ilmin kuşatması anlamındadır." Bunu ise İmam Sevrî, İmam Şafii, İmam Ahmed, İmam Mâlik ve daha başkaları söylemişlerdir. ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: وَأنَّ الله َ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْماً ( Talâk / 13)
Manası: ALLAH her şeyi ilmiyle kuşatmıştır.
Hadis-i şerîf mealen: "Kendinizi yormayın, siz işitmeyen hâlinizi bilmeyen birine dua etmiyorsunuz. Siz işiten ve halinizi bilen birisine dua ediyorsunuz" Bunu Buharî rivayet etmiştir. Bu, Allah'tan (Celle celaluhu) hiç bir şeyin gizlenemiyeceği anlamındadır.
Bu ayetin zahiri (ki zahiri böyle hayal ettiren ayetler, zahirine göre alınmamalıdır) nerde olursak olalım ALLAH'ın (Celle celaluhu) bizimle beraber olduğu manasını hayal ettiriyor.
8. Günahların en büyüğü hangisidir?
Günahların en büyüğü küfürdür. Küfürlerden birisi de şirktir (bir şeyi ALLAH'a (Celle celaluhu) ortak koşmaktır). Şirk'in anlamı ise ALLAH'tan (Celle celaluhu) başkasına ibadet etmektir. ALLAH (Celle celaluhu) Lokmân ( a.s) hakkında haber vererek şöyle buyurmuştur: وَإِذْ قَالَ لُقْمَانُ لابْنِهِ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَيَّ لا تُشْرِكْ بِاللَّهِ إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ (Lokmân / 13)
Manası: Lokmân oğluna öğüt vererek şöyle demiştir: " Ey oğlum! ALLAH'a ortak koşma. Muhakkak ki, ortak koşma (şirk) büyük bir zulümdür."
Hadis-i şerîf mealen: " Peygamber Efendimiz (sallallâh-u aleyhi ve sellem)'e, günahların en büyügü hangisidir diye sorulduğunda, cevaben: ALLAH'a (Celle celaluhu), seni yarattığı halde ortak koşmandır." buyurmuştur. Bunu Buharî ve daha başkaları rivayet etmişlerdir.
9. İbadetin manası nedir?
İbadet, hadis hafızı Subkî'nin dediği gibi huşu ile itaatin son derecesidir.
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: لا إِلَهَ إِلا أَنَا فَاعْبُدُونِ (Enbiyâ / 25)
Manası: Şüphesiz, benden başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse bana ibadet edin.
10. (Arapça dilindeki) Dua' ibadet anlamına gelebilir mi?
Evet, ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: قُلْ إِنَّمَآ أَدْعُواْ رَبِّي وَلآ أُشْرِكْ بِهِ أَحَدًا (Cin / 20)
Manası: de ki: "Şüphesiz ben ancak Rabbime dua (ibadet) ederim ve O'na hiç kimseyi ortak koşmam."
Bu, ALLAH'a (Celle celaluhu) ibadet ederim anlamına gelir.
Yine ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: فَلا تَدْعُوا مَعَ اللَّهِ أَحَداً
El-Cin suresi, 18. ayet
Manası: Allâh ile birlikte kimseye dua (ibadet) etmeyin.
Hadis-i şerif mealen: "Dua' ibadettir." Bunu Buharî rivayet etmiştir. Buradaki ibadetin anlamı ise hasenelerdir.
11. Dua', (arapçadaki anlamları itibarıyla) ibadet anlamından başka bir anlama da gelebilir mi? Evet, ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:
لا تَجْعَلُوا دُعَاء الرَّسُولِ بَيْنَكُمْ كَدُعَاء بَعْضِكُم بَعْضًا ( Nûr / 63)
Manası: Resûle kendi aranızda birbirinize seslendiğiniz gibi seslenmeyin.
12. Bir Peygambere veya bir veliye gıyabında dahi olsa, seslenmenin veya kendisinden alışagelmemiş bir şeyi istemenin hükmü nedir?
Bu caizdir, çünkü yalnızca bunun yapılması ALLAH'tan (Celle celaluhu) başkasına ibadettir diye addedilmez. Ayrıca kişinin yalnızca ya Rasulellâh demesi de ALLAH'a (Celle celaluhu) ortak koşmak değildir.
Sabit olarak geçmektedir ki Bilal bin Hâris El-Muzenî, efendimiz Ömer'in ( a.s) günlerinde meydana gelen kıtlık yılında Peygamber (sallAllâhu âleyhi ve sellem) Efendimiz'in kabrine gelip şöyle demiştir:
"Yâ Rasulallâh! Ümmetin için yağmurun inmesini iste onlar mahvoldular." Bunu Beyhakî ve başkaları rivayet etmişlerdir. Bunun üzerine kendisine karşı ne efendimiz Ömer ne de bir başkası karşı çıkmıştır. Hatta onun o eylemini güzel bulmuşlardır.
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُواْ أَنفُسَهُمْ جَآؤُوكَ فَاسْتَغْفَرُواْ اللّهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُواْ اللّهَ تَوَّاباً رَّحِيماً (Nisâ / 64)
Manası: Şayet onlar kendilerine karşı zulümde bulunup da ALLAH'ın Resûlü'ne gitseler ve ALLAH'tan af dileseler bir de ALLAH'ın Resûlü onlara af dilese ALLAH onların tevbelerini kabul eder ve onlara rahmet eder.
Ayrıca sabit olarak geçmektedir ki İbni Ömer, ayakla ilgili olan hader hastalığına (felce benzer bir hastalığa) uğrayınca: "Yâ Muhammed!" (Sallallahu aleyhi ve sellem)demiştir. Bunu Buharî „El-Edebu'l Mufrad" isimli kitabında rivayet etmiştir.
13. İstiğase ile istiânenin anlamlarını delillerle beyan et.
İstiğase darda olunduğunda yardım istemektir, istiâne ise daha umumi ve daha kapsamlıdır.
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:
وَاسْتَعِينُواْ بِالصَّبْرِ وَالصَّلاَةِ (Bakara / 45)
Manası: Sabır ve namaz ile yardım isteyin.
Hadis-i şerif mealen:"Güneş, Kıyamet gününde insanların kafalarına yaklaşacaktır. Bu arada onlar Âdem'den yardım isteyeceklerdir." Bunu Buharî rivayet etmiştir. Bunda ise gerçekte zararı ve faydayı ALLAH'tan (Celle celaluhu) başkasının vermediğine inanarak ALLAH'tan (Celle celaluhu)başkasından yardım istemenin caiz olduğuna dair delil vardır.
14. Peygamberlerle tevessül etmek hakkında bilgi ver.
Peygamberlerle tevessül etmek icma ile caizdir. Tevessül ise gerçekte zararı da yararı da verenin ALLAH (Celle celaluhu) olduğuna inanarak bir Peygamberi veya bir veliyi anmak suretiyle onun hakkı için tevessül edene ihsan edilsin diye, kişinin ALLAH'tan (Celle celaluhu) faydalı bir şeyi celb etmesini veya zararlı bir şeyi gidermesini dilemesidir. ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: وَابْتَغُواْ إِلَيهِ الْوَسِيلَةَ (Mâide / 35)
Manası: Ey Müminler,) ALLAH'a yaklaştıran vesileyi arayın..
Hadis-i şerif mealen: "Resûlullâh (Sallallahu aleyhi ve sellem), kör birisine kendisiyle tevessül etmeyi öğretmiş ve bunun üzerine o kör bunu Resûlullâh'ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) huzurunda olmadan uygulamıştır. Böylelikle de ALLAH (Celle celaluhu) ona görme duyusunu geri vermiştir." Bunu Taberânî rivayet edip sahih olduğunu bildirmiştir.
15.Velilerle tevessül etmek hakkında bilgi ver!
Velilerle tevessül etmek caizdir. Selef (bu ümmetin ilk üç asrında yaşayanlar) ile Halef (onlardan sonrakiler)'in içinden hak ehlinden olup da buna muhalefet eden bir kimse görülmemiştir.
Hadis-i şerif mealen: "Efendimiz Ömer: "Yâ ALLAH (Celle celaluhu)! Sana Peygamberimiz'in amcası ile tevessül ediyoruz." diyerek Abbâs ile tevessül etmiştir" Bunu Buharî rivayet etmiştir.
16. Cariye hadisinin manasını beyan et.
Bu hadis muztaribtir (karışıktır). Bunun sahih olduğunu bildiren varsa da, yine de bu ALLAH'ın (Celle celaluhu) gökte olduğu anlamına gelmez. İmam Nevevî hadisi açıklarken şöyle demiştir: "Eynellâh (ALLAH (Celle celaluhu) nerede) sözü, mekan hakkında değil şan hakkında bir sorudur." Bu demektir ki, senin ALLAH'ı (Celle celaluhu) yüceltmek bakımından itikadın nedir? O cariyenin: "Göktedir" demesi ise şanı pek yücedir anlamındadır. O hâlde Resûlullâh'ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) o cariyeye mekan hakkında sorduğuna inanmak da caiz değildir, o cariyenin ALLAH'ın (Celle celaluhu) gökte bulunduğunu kastettiğine inanmak da caiz değildir. Ebu'l Kasim El-Kuşayrînin "Kuşayriyyeh risalesi" kitabında imam Alî'nin ( a.s) şöyle dediği geçmektedir: "Mekanları yaratan hakkında nerededir denilmesi sözkonusu olamaz". İmam Ebu Hanife "El Fikhu'l Ebsat" isimli kitabında: "O mekandan önce var iken mekan ve mahlukat diye bir şey yoktu. O ise her şeyi Yaratandır." demiştir.
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ (Şûra / 11)
Manası: Onun benzeri hiç bir şey yoktur.
Hadis-i şerif mealen: "ALLAH (Celle celaluhu) ezelde var iken Kendisinden başka hiç şey yoktu." Bunu Buhârî rivayet etmiştir.
17. ALLAH'a (Celle celaluhu) sövenin kafir olduğuna dair hükmü delille birlikte beyan et.
Kadı İyaz ALLAH'a (Celle celaluhu) sövenin, kızgın da olsa şakasına da olsa ve kalbi münşerih olmasa da küfre girdiğine dair icmayı nakletmiştir.
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: وَلَئِن سَأَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ إِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ قُلْ أَبِاللّهِ وَآيَاتِهِ وَرَسُولِهِ كُنتُمْ تَسْتَهْزِئُونَ لاَ تَعْتَذِرُواْ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَانِكُمْ ( Tevbe / 65, 66)
Manası: : Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, "Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk", derler. De ki: "ALLAHla, onun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz? Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz''.
Hadis-i şerif mealen: "Kul öyle bir söz söyler ki ki onda bir zarar görmez ve bu sebeple cehennemin içinde yetmiş sene düşer" Bunu Tirmizî rivayet etmiştir.
18. Erkek ve kadınların kabirleri ziyaret etmelerinin caiz olduğuna dair delil nedir?
Şu hadis-i şerif mealen: "Kabirleri ziyaret edin. Muhakkak ki bu sizlere ahireti hatırlatır." Bunu Beyhakî rivayet etmiştir.
19. İslâm'a nasıl girilir?
İslâm'a Kelime-i Şehadet söylenerek girilir, "Esteğfirullâh" demekle değil. ALLAH'ın (Celle celaluhu) Nûh (a.s) hakkında: فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ (Nûh / 10)
Manası: Nûh kavmine şöyle demiştir. "Rabbinizden af dileyin ..."
demesine gelince bu şu anlamdadır: Nûh, kavminden ALLAH'ın (Celle celaluhu) kendilerini affetmesi için ALLAH'a (Celle celaluhu) ve Peygamberi Nûh'a (a.s) iman ederek İslâm'a girmelerini talep etmiştir.
20. Rasûlullâh'ı (sallAllâh-u aleyhi ve sellem) meth etmenin hükmünü beyan et.
Bu icma ile caizdir. ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:
وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ (Kalem / 4)
Manası: Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.
Yine ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ (A'râf / 157)
Manası:Ona ( Rasûlullâh'a) iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler
Ayet-i kerimede bu sıfatta olanlar meth edilmektedir.
Hadisi Şerif mealen: "Kadınların bir kısmı Peygamber (sallAllâh-u âleyhi ve sellem) Efendimiz'in huzurunda bulunup meth ederek şöyle demişlerdir: "Ne sevimli bir komşudur MUHAMMED (Sallallahu aleyhi ve sellem)." Bunu İbn-i Mâce rivayet etmiştir. Sabit olduğuna göre Hassân bin Sabit, Abbâs ve başkaları gibi birçok sahabî onu methetmiştir. Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) ise buna karşı çıkmamış bilakis bunu güzel bulmuştur.
21.Kabir azabı hakkında bilgi ver.
Kabir azabına iman etmek farzdır .Bu ise icma ile sabittir ve onu inkâr eden küfre girmiş olur.
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:
النَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّا وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ أَدْخِلُوا آلَ فِرْعَوْنَ أَشَدَّ الْعَذَابِ ( Mu'min / 46)
Manası: Ateş, kâfirlere öğleden önce ve sonra gösterilir ve kıyamet gününde: "Firavun'a tabi olanları en şiddetli azaba sokun." denilir.
Hadis-i şerif mealen: "ALLAH'tan (Celle celaluhu) kabir azabından korunmayı dileyin." Bunu Buharî rivayet etmiştir.
22.Mahlukatın ilki nedir?
Mahlukatın ilki sudur. ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاء كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ (Enbiyâ / 30)
Manası: diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi?
Hadis-i şerif mealen: "Her şey sudan yaratılmıştır." Bunu İbni Hibbân rivayet etmiştir.
23.Bidat'ın çeşitleri hakkında bilgi ver ve iyi bidatın bulunduğuna dair delil nedir?
Bid'at, sözlük anlamı itibarıyla geçmişte bir benzeri görülmeden meydana getirilen her yeni şeydir. Şer'i bakımından ise bida-i hudâ ve bida-i dalâle olmak üzere ikiye ayrılır.
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:
وَرَهْبَانِيَّةً ابْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَاهَا عَلَيْهِمْ إلاابْتِغَآءَ رِضْوَانِ اللهِ (Hadîd / 27)
Manası: (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. ALLAH'ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi.
ALLAH (Celle celaluhu) İsa'ya (a.s) tâbi olan müslümanların, şehvetlerden uzak kalarak yaptıkları bu eylemlerini -ki bu kendilerine farz kılınmamıştır- meth etmiştir. Bunu ise ALLAH (Celle celaluhu) rızasını arzulayarak yapmışlardır.
Hadis-i şerif mealen:"Kim İslâm'da iyi bir yol açarsa ona bunun ecri ve kendisinden sonra bununla amel eden kimselerin ecri vardır." Bunu Muslim rivayet etmiştir.
Sahabeler ve sonrakiler Din'den olup iyi olan bir çok şeyi meydana getirmişlerdir. Bunlar ise Ümmet tarafından kabul görmüştür. Örneğin mihrapların yapılması, Cuma namazı için okunan ikinci ezan, Mushaf'ı Şerîf'in noktalanması v.s gibi.
24.Sihir yapmak hakkında bilgi ver.
Sihir yapmak haramdır. ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَانُ وَلَـكِنَّ الشَّيْاطِينَ كَفَرُواْ يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَ ( Bakara /102)
Manası:Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil'deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler.
Hadis-i şerif mealen:"'Helak eden yedi şeyden sakının.' Denildi ki: 'Bunlar hangileridir? Yâ Rasulallâh!' (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz de mealen: "ALLAH'a (Celle celaluhu) şirk (ortak) koşmak, sihir, . . ." Bu hadisi Muslim rivayet etmiştir.
25. ALLAH'ın (Celle celaluhu) isminin bulunduğu kâğıdı hafife alarak çöpe atanın küfre girdiğine dair delil nedir?
ALLAH'ın (Celle celaluhu) isminin bulunduğu kâğıdı çöpe atmak caiz değildir. Bunu hafife alarak yapan küfre girer.
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: قُلْ أَبِاللّهِ وَآيَاتِهِ وَرَسُولِهِ كُنتُمْ تَسْتَهْزِئُونَ لاَ تَعْتَذِرُواْ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَانِكُمْ ( Tevbe / 65, 66)
Manası: De ki: "ALLAH'la, onun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz? Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz.''
İbn-i Abidîn şöyle demiştir: "Mushafı çöpe atan kimse küfre girer, hafife almaya kastı olmasa dahi. Çünkü onun eylemi hafife almaya delâlet etmektedir."
26. Nezir yapmanın hükmü nedir?
ALLAH'a (Celle celaluhu) yaklaşmaya vesile olacak şeylerde nezretmek caizdir ve onu yerine getirmek farzdır. Fakat haram kılınmış şeylerde bu caiz olmaz ve onu yerine getirmek farz değildir. ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:
يُوفُونَ بِالنَّذْرِ (İnsân / 7)
Manası: Nezirlerini yerine getirirler...
Hadisi Şerif mealen: "Kim ALLAH'a (Celle celaluhu) itaat etmeye nezrettiyse O'na itaat etsin ve kim Onun emrinden çıkmaya nezrettiyse O'nun emrinden çıkmasın." Bunu Buharî rivayet etmiştir.
27. Kadının sesinin avret olmadığına dair delil nedir?
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:
وَقُلْنَ قَوْلاً مَّعْرُوفاً (Ahzâb / 32)
Manası: Güzel (ve doğru) söz söyleyin.
Hadis-i şerif mealen: "Ehnâf bin Kays dedi ki: 'Hadisi Ebu Bekir'in, Ömer'in, Osman'ın ve Ali'nin ağızlarından duydum. Fakat onu Aişe'nin ağzından duyduğum gibi duymadım.'" Bunu Hakim Mustedrak isimli kitabında rivayet etmiştir.
Yani Aişe radıyâllahu anhâ ilmi, ağzına sesi farkedilmesin diye bir şey koymadan öğretirdi
28. Allâh'ın kelam sıfatı hakkında bilgi ver.
ALLAH (Celle celaluhu), bizim kelamımıza benzemeyen bir kelamla tekellüm eder. Onun kelamı ne harf ne ses ne de lugattır.
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:
وَكَلَّمَ اللّهُ مُوسَى تَكْلِيماً ( Nisâ / 164)
Manası: ALLAH Mûsa ile de doğrudan konuştu.
İmam Ebu Hanife Fikhu'l Ebsat adlı kitabında şöyle demiştir: „Ve O tekellüm eder. Fakat bizim kelamımız gibi değil. Biz aletler ve harflerle konuşuruz. ALLAH (Celle celaluhu) ise alet ve harfler olmaksızın tekellüm eder."
29. ALLAH'ın (Celle celaluhu) şu kavli:
الرَّحْمَانُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَىne manaya gelir?
İmam Mâlik şöyle demiştir: "O, Kendini vasıflandırdığı gibi istiva (arapçadaki anlamı itibarıyla) etmiştir ve O'nun hakkında nasıl denilemez. Nasıl denilmesi ise O'nun için sözkonusu olamaz."
Keyfiyet ise yaratığın sıfatıdır. Oturmak, yerleşmek, bir mekânda ve yönde bulunmak yaratığın sıfatlarındandır. Kuşayrî de şöyle demiştir:"'İstiva etmiştir, yani himayesi altına almış, hakimiyeti altına almış ve kalmasını sağlamıştır.'
ALLAH'ın (Celle celaluhu) Arş'ın üzerine oturduğuna inanmak ise caiz değildir. Çünkü bu yahudilerin inancıdır ve ALLAH'ın (Celle celaluhu) şu kavlini yalanlamayı içerir: فَلاَ تَضْرِبُواْ لِلّهِ الأَمْثَالَ ( Nahl / 74)
Manası: Artık ALLAH'a (şanına uymayan) benzetmeler yapmaya kalkmayın
İmam Ali ise şöyle demiştir: "ALLAH (Celle celaluhu) Arş'ı kudretinin büyüklüğünü göstermek için yaratmıştır ve onu kendisine mekân edinmemiştir." Bunu Ebu Mansûr El-Bağdâdî rivayet etmiştir.
30. Kader hakkında bilgi ver.
Bu Dünya'da hayır ve şer, taat ve günah, iman ve küfür olarak hasıl olan her şey ALLAH'ın (Celle celaluhu)takdiri, dilemesi ve ilmiyledir. Hayır, iman ve taat O'nun takdiri, sevmesi ve rızasıyladır. Şer, günah ve küfüre gelince bunlar ALLAH'ın (Celle celaluhu) takdiriyledir. Fakat sevmesi ve rızasıyla değildir. ALLAH'ın (Celle celaluhu) sıfatı olan takdiri, şerle vasıflandırılamaz.
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:
إِنَّا كُلَّ شَىءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ (Kamer / 49)
Manası: Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.
Hadisi Şerif mealen: "Her şey kader iledir, hatta geri zekâlılık ve zekilik dahi." Bunu Muslim rivayet etmiştir.
31. Erkeğin ecnebi bir kadınla tokalaşmasının haram olduğuna dair delil nedir?
"Sizlerden birisinin başına bir demirin batırılması, kendisine helal olmayan kadınla tokalaşmasından iyidir" mealindeki hadis-i şerif. Bunu Dârakutnî rivayet etmiştir. Ayrıca Efendimiz (sallAllâhu âleyhi ve sellem) mealen: "Elin zinası tutmaktır." diye buyurmuştur. Bunu Buharî rivayet etmiştir.
32. Ölünün üzerine Kuranıkerim okumak hakkında bilgi ver.
Kuran-ı kerim'i ölünün üzerine okumak caizdir.
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ (Hacc / 77)
Manası: Hayır yapın ki kurtulabilesiniz
Hadis-i şerif mealen: "Ölülerinizin üzerine Yâsîn okuyun." Bunu İbni Hibbân rivayet edip sahih olduğunu bildirmiştir.
Bunun caiz ve yararlı oluşu hususunda hak ehlinin icması da vardır. İmam Şafii şöyle demiştir: "Ölünün mezarının yanında Kurandan bir kısmını okumuş olsaydılar iyi olurdu ve Kuranın tümünu okumuş olsaydılar daha iyi olurdu." Bunu Nevevî Riyâdussalihîn adlı kitabında nakletmiştir.
33. Ölünün bir başkasının vermiş olduğu sadakasından yararlanmasının mümkün olduğuna dair delil nedir?
"Ademoğlu ölürse ameli üç şey hariç kesilir (bunlar) sadaka i cariye, kendisinden yararlanılan ilim ve kendisine dua eden salih evlat." mealindeki hadis-i şerif. Bu demektir ki bunlar, Müslümanın sebep olduğu şeylerden olup kendisinden yararlandığı şeylerdendir.
Aynı şekilde ALLAH'ın (Celle celaluhu) şu kavli de:
وَأَن لَيْسَ لِلإِنْسَانِ إلامَاسَعَى (Necm / 39)
Manası:İnsan için ancak çalıştığı vardır.
Yani insan kendi yaptığı hayırdan da yararlanır kendi yaptığı olmayıp kendisine bir başkasının yaptığı ihsanından da üzerine ALLAH'ın (Celle celaluhu) lütfetmesiyle yararlanır. Buna verilebilecek örnek cenaze namazıdır. Bu, ölünün yapmadığı bir şey olduğu hâlde bundan kendisi yararlanır. Ayrıca Peygamber Efendimiz'in (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir başkasına dua etmesi örneği de verilebilir. Bu, başkasının yapmadığı bir şey olduğu hâlde o bundan yararlanır tıpkı Efendimiz'in (sallAllâhu âleyhi ve sellem) ibni Abbas'a mealen: "Yâ ALLAH (Celle celaluhu) ona hikmeti ve kitabın (Kuran'ın) te'vilini öğret" diye dua ettiğinde söylediği sözü gibi. Bunu Buharî rivayet etmiştir.
34. Kıyam- ı Ramadan namazını 11 rekattan daha fazla olarak kılmanın caiz olduğuna dair delil nedir?
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ (Hacc / 77)
Manası: Hayır yapın ki kurtulabilesiniz
Hadis- şerif mealen: "Gece namazı ikişer ikişerdir." Bunu Buharî rivayet etmiştir.
35. Def kullanmanın caiz olduğuna dair delil nedir?
Şu hadis-i şerif mealen: "Bir kadın Peygamber Efendimiz'e (Sallallahu aleyhi ve sellem): 'Ben nezir yaptım ki, eğer ALLAH (Celle celaluhu) senin sağ salim olarak geri dönmeni sağlarsa huzurunda def çalacağım.' demiştir. Efendimiz de mealen: 'Nezrettiysen nezrini yerine getir.'" Bunu Ebu Davud rivayet etmiştir.
36. Enbiyânın ve Resûllerin ilki kimdir?
Enbiyânın ve Resûllerin ilki Âdem'dir.
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:
إِنَّ اللّهَ اصْطَفَى آدَمَ (Âli İmran / 33)
Manası: ALLAH Âdemi... seçmiştir.
Hadis-i şerif mealen: "Âdem ve diğer Enbiyâ Kıyamet gününde benim sancağımın altında olacaklardır."
37. Peygamberlerde olması zorunlu olan şeyler nelerdir ve onlar hakkında imkânsız olanlar nelerdir?
Peygamberlerin şu sıfatlarla vasıflanmış olmaları zorunludur: Doğruluk, eminlik, zekilik, iffet, cesaret ve fasih (açık ve düzgün şekilde) konuşmak. Onlar hakkında peygamberlikten önce ve sonra imkânsız olanlar ise yalan, hiyanet, rezalet, zina ve büyük günahlar ve küfürdür.
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:
وَكُلاًّ فضَّلْنَا عَلَى الْعَالَمِينَ (En'âm 86)
Manası: ALLAH Peygamberleri âlemlere üstün kılmıştır.
Hadis-i şerif mealen: "ALLAH (Celle celaluhu) her Peygamberi güzel yüzlü ve güzel sesli olarak göndermiştir." Bunu Tirmizî rivayet etmiştir.
38.ALLAH'ın (Celle celaluhu) لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ kavlinin manası nedir?
Bunun manası madde olma ve bir şeye girme veya onda çözünme ALLAH (Celle celaluhu) için sözkonusu olamaz. O hâlde ALLAH (Celle celaluhu) bir şeye girmekle vasıflanamaz. Hiç bir şey de O'ndan kopmuş değildir Herhangi bir şeyin O'na girdiği de söylenemez. İmam Cafer Es-Sadık şöyle demiştir: "Kim ALLAH'ın (Celle celaluhu) bir şeyin içerisinde bulunduğunu veya kendisinin bir şeyden olduğunu veya herhangi bir şeyin üzerinde bulunduğunu ileri sürerse şirke düşmüş olur."
Bunu Kuşayrî, Kuşayriyye Risalesi'nde rivayet etmiştir.
39. Ezandan sonra Peygamber'e salâvât getirmenin caiz olduğuna dair delil nedir?
Peygamber'e ezandan sonra salâvât getirmek caizdir. Bunu haram kılanlara ise aldırış edilmez. ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:
إِنَّ اللَّهَ وَمَلائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيماً ( Ahzâb / 56)
Manası: ALLAH, (Peygamberinin yüceltilmesini ve şerefini artırması anlamında) ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler ona salavat ve selam getirin.
Hadis-i şerif mealen: "Müezzini duyarsanız onun söylediği gibi söyleyin ve bana salâvât getirin." Bunu Muslim rivayet etmiştir. Ayrıca şu hadis mealen: "Kim beni anarsa salâvât getirsin." Bunu hadis hafızı Sehavî rivayet etmiştir.
AlLLAH'ın (Celle celaluhu) Peygamber Efendimize (Sallallahu aleyhi ve sellem) salat etmesi onun yüceltilmesini ve şerefini artırması anlamına gelir, salavat okuması anlamına gelmez, çünkü ALLAH (Celle celaluhu) dua etmekle vasıflanamaz ve bahsi geçtiği gibi ALLAH'ın (Celle celaluhu) kelamı bizim kelamımıza benzemez. Meleklerin ve insanların Peygamber Efendimize (Sallallahu aleyhi ve sellem) salat etmeleri ise salavat getirmeleri anlamındadır ki bu duadır.
40. Riddet nedir ve kaç kısma ayrılmaktadır?
Riddet müslümanlıktan küfür sebebiyle kopmaktır ve üç kısma ayrılmaktadır: Sözlü riddet, örneğin kızgınlık hâlinde dahi olsa ALLAH'a (Celle celaluhu) veya Peygamberlere veya İslâm'a sövmek. Fiilî riddet ise örneğin Mushaf'ı çöpe atmak veya Mushaf'a ayakla basmak. Kalbî riddet de örneğin ALLAH'ın (Celle celaluhu) cisim veya ruh olduğuna veya Arş'ın üzerinde oturduğuna veya gökte bulunduğuna veya Zatıyla her yerde bulunduğuna veya bir yönde bulunduğuna inanmak.
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:
وَلَقَدْ قَالُواْ كَلِمَةَ الْكُفْرِ وَكَفَرُواْ بَعْدَ إِسْلاَمِهِمْ (Tevbe / 74)
Manası:Bir şey söylemediklerine dair ALLAH'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler.
Ayrıca ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:
لا تَسْجُدُوا لِلشَّمْسِ وَلا لِلْقَمَرِ (Fussilet suresi / 37)
Manası: Güneşe de aya da secde etmeyin.
Hadis-i şerif mealen: "Kul dikkat etmediği öyle bir söz söyler ki, bu sebeple, doğu ile batı arasındaki mesafeden daha uzun bir mesafeyle Cehennemin içinde düşer".
Bunu Buharî ve Muslim rivayet etmişlerdir.
41. Peygamber Efendimiz'in (Sallallahu aleyhi ve sellem): "Dilersen ALLAH'tan (Celle celaluhu)dile, yardım dilersen de ALLAH'tan (Celle celaluhu) yardım dile." mealindeki buyurduğu sözde denilmek istenen şey nedir?
Bu demektir ki öncelik bakımından kendisinden istenilecek ve kendisinden yardım istenilecek ALLAH'tır (Celle celaluhu). Bu, ALLAH'tan (Celle celaluhu) başka birisinden bir şey istenilemez veya ALLAH'tan (Celle celaluhu) başka birisinden yardım istenilemez anlamına gelmez. Bu İbn-i Hibbân'ın rivayet ettiği şu hadise benzer mealen: "... ve yemeğini takva sahibinden başkası yemesin." Yani yedirilmede öncelikli olan takva sahibidir. Bu demek değil ki günahkâr birisine yemek yedirmek haramdır. ALLAH (Celle celaluhu) Kuran'da kendilerinde belirli sıfatlar bulunduran müslümanları şu kavlinde methetmiştir:
وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلَى حُبِّهِ مِسْكِيناً وَيَتِيماً وَأَسِيراً (İnsân / 8)
Manası: Onlar yemeği miskine, yetime ve esire seve seve yedirirler.Buradaki esir ile denilmek istenen gayrimümindir. Sahih i Buharî ve Müslim'de geçen üç kişi salih amellerinin hürmetine (değeri için) ALLAH'tan (Celle celaluhu) çıkamadıkları mağaradan kendilerini kurtarmasını dilemişlerdir. Bunun üzerine ALLAH (Celle celaluhu) onların sıkıntılarını gidermiştir.
42. Peygamber Efendimiz'in (sallAllâh-u aleyhi ve sellem) kabrini ziyaret etmenin erkeklere ve kadınlara caiz olduğuna dair delil nedir?
Peygamber (sallAllâh-u âleyhi ve sellem) Efendimiz'in kabrini ziyaret etmek icma ile sünnettir. Bunu Kâdî İyâd ve Nevevî nakletmişlerdir.
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُواْ أَنفُسَهُمْ جَآؤُوكَ فَاسْتَغْفَرُواْ اللّهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُواْ اللّهَ تَوَّاباً رَّحِيماً ( Nisâ / 64)
Manası: Şayet onlar kendilerine karşı zulümde bulunup da ALLAH'ın Resûlü'ne gitseler ve ALLAH'tan af dileseler bir de ALLAH'ın Resûlü onlara af dilese ALLAH onların tevbelerini kabul eder ve onlara rahmet eder.
Hadis-i şerif mealen: "Kim kabrimi ziyaret ederse ona şefaatim gerekmiştir." Bunu Dârakutnî rivayet etmiştir. Hadis hafızı Subkî de bunun isnadının kuvvetli olduğunu bildirmiştir.
"Ancak üç mescide yolculuk yapılır." mealindeki hadis-i şerife gelince bu demektir ki, kim bir mescide namaz için yolculuk yapmak istiyorsa o zaman bu üç mescide yolculuk yapmalıdır. Çünkü bu mescidlerde namazın ecri katlanmaktadır. Bu ise farz olduğuna değil mendup olduğuna hamledilir. O hâlde bu hadis, namaz için yolculuk yapmakla ilgilidir. Peygamber (sallAllâh-u aleyhi ve sellem) Efendimiz'in kabrini ziyaret etmenin caiz olmadığı anlamına da gelmez.
43. Teberrükün (bereketlenmenin) caiz olduğuna dair delil nedir?
Peygamber (sallAllâh-u âleyhi ve sellem) Efendimiz'le ve eserleriyle teberrük etmek caizdir. ALLAH (Celle celaluhu) Yûsuf hakkında haber vererek şöyle buyurmuştur: اذْهَبُواْ بِقَمِيصِي هَـذَا فَأَلْقُوهُ عَلَى وَجْهِ أَبِي يَأْتِ بَصِيراً( Yûsuf / 93)
Manası: Yûsuf şöyle demiştir: "Benim bu gömleğimi götürüp babamın yüzüne temas etmesini sağlayın ki tekrar görsün."
Hadis-i şerif mealen: "Peygamber Efendimiz saçlarını taksim edip onları insanların arasında onlarla teberrük etsinler diye dağıtmıştır" Bunu Şeyhân rivayet etmiştir.
44. Kişinin, üzerinde Kuran'ın veya benzeri şeylerin yazılı olup haram kılınmış tılsımların bulunmadığı bir muskayı taşımasının caiz olduğuna dair delil nedir?
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاءوَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ (İsrâ / 82)
Manası: Biz Kur'an'dan, mü'minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz
Hadis-i şerif mealen: Abdullâh İbnu Ömer şöyle demiştir: "Çocuklarımıza Kuran'dan olan ayetleri öğretirdik. Buluğ çağına varmamış olan için de onları (ayetleri) bir kâğıda yazıp onu boynuna asardık." Bunu Tirmizî rivayet etmiştir.
45. ALLAH'ı (Celle celaluhu) cenazelerde zikretmek hakkında bilgi ver.
ALLAH'ı (Celle celaluhu) cenazelerde zikretmek hilaf olmaksızın caizdir. ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْراً كَثِيراً ( Ahzâb / 41)
Manası: Ey iman edenler Allâh'ı çokça zikredin.
Ayrıca ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur:
الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَاماً وَقُعُوداً وَعَلَىجُنُوبِهِمْ (Âli Ĭmrân / 191)
Manası: Ayakta, otururken ve yanı üzerine uzanırken ALLAH'ı zikredenler. . .
Hadisi Şerif mealen: "Rasûlullâh (Sallallahu aleyhi ve sellem) ALLAH'ı (Celle celaluhu) bütün hallerinde zikrederdi." Bunu Muslim rivayet etmiştir.
46. Te'vil hakkında bilgi ver.
Te'vil nassa (Kur'an'da veya hadiste geçen metne), zahiri haricinde kalan bir mana vermektir ki bunu yapmak, zahiren ALLAH'ın (Celle celaluhu) uzuv olan el ve yüzü olduğunu veya Arş'ın üzerinde oturduğunu veya bir yönde bulunduğunu veya yaratıkların sıfatlarından herhangi bir sıfatla vasıflandığını hayal ettiren ayetlerde ve hadislerde caizdir. ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُ إِلاَّ اللّهُ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ (Âli Ĭmrân / 7)
Manası: Onun (Kur'an'ın) te'vilini Allâh ve ilimde derin bilgisi olanlardan başkası bilmez.
İbni Abbâs'a dua edildiği Hadis-i şerif mealen: "Yâ LLAH (Celle celaluhu) Ona hikmeti ve kitabın te'vilini öğret." Bunu Buharî, İbnu Mace ve hadis hafızı İbn'ul Cevzî rivayet etmişlerdir.
47. İmanın salih amellerin kabul olması için şart olduğuna dair delil nedir?
ALLAH (Celle celaluhu) şöyle buyurmuştur: وَمَن يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتَ مِن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُوْلَـئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلاَ يُظْلَمُونَ نَقِيراً (Nisâ / 124)
Manası: Erkek veya kadın olsun mümin olarak salih amel yapanlar, cennete girdirilecek ve kendilerine zerre kadar zulüm edilmeyecektir.
Hadis-i Şerif mealen: "Amellerin en faziletlisi ALLAH'a ve Resûlü'ne iman etmektir." Bunu Buharî rivayet etmiştir.
48. ALLAH'ın (Celle celaluhu) şu kavlinin:
كُلُّ شَىْءٍ هَالِكٌ إِلا وَجْهَهُ manası nedir?
İmam Buharî ALLAH'ın şu kavli hakkında:
إِلا وَجْهَهُyani ALLAH'ın (Celle celaluhu) hükümranlığı hariç demiştir.
İmam Süfyân Sevrî de şöyle demiştir:
إِلا وَجْهَهُ yani ALLAH (Celle celaluhu) rızasını kazanmak gayesiyle yapılan şeyler hariç, yani salih ameller hariç.
49. ALLAH'ın (Celle celaluhu) şu kavli:
أَأَمِنتُم مَّن فِي السَّمَاء أَن يَخْسِفَ بِكُمُ الأَرْضَ ne mânâdadır?
Müfessir Fahruddin Razî tefsirinde ve Ebu Hayyân Endulûsî El Bahrul Muhît kitabında demişlerdir ki: 'Gökte olanın . . .' mealindeki lafızdan denilmek istenen meleklerdir. O hâlde bu, ALLAH (Celle celaluhu) gökte bulunuyor anlamına gelmez.
Mülk suresi, 16. ayet
Manası: Gökte olanın sizin altınızdaki yeri çökertmemesinden emin mi oldunuz.
50. ALLAH'ın (Celle celaluhu) şu kavli:
وَالسَّمَاء بَنَيْنَاهَا بِأَيْدٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ ne mânâdadır?
İbnu Abbâs şöyle demiştir: بِأَيْدٍ yani kudretle..." O hâlde buradaki يد yed ile bizdeki uzuv denilmek istenmemiştir. Muhakkak ki, ALLAH (Celle celaluhu) bu tür şeylerden münezzehtir. Manası: Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.
Bu 50 soru "Müslümanların Akidesi" adlı kitaptan kısaltılarak tercüme edilip alınmıştır.
__________________ |