15 Şevval 1429
15 Ekim 2008, Çarşamba
15 Şevval 1429
15 Ekim 2008, Çarşamba
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 52 (16 Kayıtlı ve 36 Misafir) bulunmaktadır.

Online   Almula, barika, beyza, dilara92, dilerim, fani, hattat, ilayda, KapaSite, kasif_gnc, yekru Dagistan, Hak-dilaram
Tekil Mesaj gösterimi
Ummu Seleme
GüzellikGöreninGözündedir
(Konuyu Başlatan)
 
Ummu Seleme - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 3.624




Teşekkür etti: 8.168
Teşekkür aldı: 2.542 konuda 7.565 kere
kucult  büyük
İslamiyet ve ilim


İnançsızlar, İslam düşmanları , temiz Müslüman yavruları aldatmak için “İslamiyette herşey “miş” ile bitiyor. Şöyle imiş, böyle imiş diye, hep mışa dayanıyor. Bir sened ve vesîkaya dayanmıyor. Diğer ilimler ise, ispat edilip, bir vesîkaya dayanmaktadır” diyorlar.

Bu sözleri ile, ne kadar câhil olduklarını gösteriyorlar. Hiç de, bir islâm kitapı okumamışlar. İslamiyet ismi altında, hayallerinde, birşeyler tasarlayıp, din bu düşüncelerden ibârettir sanıyorlar.

Hâlbuki Müslümanlar, peygamberlerin en üstünü Muhammed aleyhisselâma tâbi’ olmakta, haber verdiği, mi’râc gecesinde görüp konuşduğu ve hergün Cebrâîl ismindeki melek vâsıtası ile haberleştiği bir Allaha ibâdet etmektedir.

Bunların, İslamiyetten ayrı ve uzak gördükleri ilimler, fenler, vesîkalar, senedler, hep islâm dîninin birer şubesi, dallarıdır. Meselâ bugün liselerde okunan bütün fen bilgileri, kimyâ, bioloji kitaplarında, “Dersimizin esâsı, müşâhede yani gözetleme, tedkîk,inceleme ve tecrübedir” diyor. Yani fen derslerinin esâsı, bu üç şeydir. Hâlbuki, bu üçü de, İslamiyetin emrettiği şeylerdir. Yani, dînimiz, fen bilgilerini emretmektedir.

Kur’ân-ı kerîmin çok yerinde, tabî’atı, yani mahlûkâtı, canlı ve cansız varlıkları görmek, incelemek emredilmektedir. Eshâb-ı kirâm, birgün Peygamberimize “sallallahü aleyhi ve sellem” sordu ve: “Yemene gidenlerimiz, orada hurma ağaçlarını, başka türlü aşıladıklarını ve daha iyi hurma aldıklarını gördük. Biz Medînedeki ağaçlarımızı babalarımızdan gördüğümüz gibi mi aşılayalım, yoksa, Yemende gördüğümüz gibi aşılayıp da, daha iyi ve daha bol mu elde edelim?” dediler.

Resûlullah efendimiz, bunlara şöyle diyebilirdi: Biraz bekleyin! Cebrâîl “aleyhisselâm” gelince, ona sorar, anlar, size bildiririm. Veya, biraz düşüneyim. Allahü teâlâ, kalbime doğrusunu bildirir. Ben de, size söylerim, demedi ve “Tecrübe edin! Bir kısm ağaçları, babalarınızın üsûlü ile, başka ağaçları da, Yemende öğrendiğiniz üsûl ile aşılayın! Hangisi daha iyi hurma verirse, her zaman o üsûl ile yapın!” buyurdu. Yani tecrübeyi, fennin esâsı olan tecrübeye güvenmeği emir buyurdu. Kendisi melekten haber gelir veya mubârek kalbine elbette doğar idi. Fakat, dünyanın her tarafında, kıyâmete kadar gelecek Müslümanların, tecribeye, fenne güvenmelerini işâret buyurdu.
eski 03.09.2006, 19:51 Ummu Seleme isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #7
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:45 .