Bayrak
17 Recep 1429
20 Temmuz 2008, Pazar
17 Recep 1429
20 Temmuz 2008, Pazar
Ayet
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah'tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz.
Hucurat-10
hadis
Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse, cennete giremez.
Muslim

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 37 (11 Kayıtlı ve 26 Misafir) bulunmaktadır.

Online  aşkınsonhecesi, DuaLar, garib_yolcu, haqperest, Sakallı, sara, ta-ha, turab monaroza


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee
Tekil Mesaj gösterimi
Ummu Seleme
GüzellikGöreninGözündedir
(Konuyu Başlatan)
 
Ummu Seleme - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 2.983


2 Albümü var
Yarışma Puanı: 1330
Teşekkür etti: 6.146
Teşekkür aldı: 1.882 konuda 5.381 kere
Blog-Yazıları: 4
Ummu Seleme - AİM üzeri Mesaj gönder
61.
Hani siz (verilen nimetlere karşılık): Ey Musa! Bir tek yemekle yetinemeyiz; bizim için Rabbine dua et de yerin bitirdiği şeylerden; sebzesinden, hıyarından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından bize çıkarsın, dediniz.
Musa ise: Daha iyiyi daha kötü ile değiştirmek mi istiyorsunuz? O halde şehre inin.
Zira istedikleriniz sizin için orada var, dedi.
İşte (bu hadiseden sonra) üzerlerine aşağılık ve yoksulluk damgası vuruldu.
Allah'ın gazabına uğradılar.
Bu musibetler (onların başına), Allah'ın âyetlerini inkâra devam etmeleri, haksız olarak peygamberleri öldürmeleri sebebiyle geldi.
Bunların hepsi, sadece isyanları ve taşkınlıkları sebebiyledir.
62.
Şüphesiz iman edenler; yani yahudilerden, hıristiyanlardan ve sâbiîlerden Allah'a ve ahiret gününe hakkıyla inanıp sâlih amel işleyenler için Rableri katında mükâfatlar vardır.
Onlar için herhangi bir korku yoktur.
Onlar üzüntü çekmeyeceklerdir.
63.
Sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağının altında, size verdiğimizi kuvvetle tutun, onda bulunanları daima hatırlayın, umulur ki, korunursunuz (demiştik de); 64.
Ondan sonra sözünüzden dönmüştünüz.
Eğer sizin üzerinizde Allah'ın ihsanı ve rahmeti olmasaydı, muhakkak zarara uğrayanlardan olurdunuz.
65.
İçinizden cumartesi günü azgınlık edip de, bu yüzden kendilerine: Aşağılık maymunlar olun! dediklerimizi elbette bilmektesiniz.
66.
Biz bunu (maymunlaşmış insanları), hadiseyi bizzat görenlere ve sonradan gelenlere bir ibret dersi, müttakîler için de bir öğüt vesilesi kıldık.
67.
Musa, kavmine: Allah bir sığır kesmenizi emrediyor, demişti de: Bizimle alay mı ediyorsun? demişlerdi.
O da: Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım, demişti.
68.
"Bizim adımıza Rabbine dua et, bize onun ne olduğunu açıklasın" dediler.
Musa: Allah diyor ki: "O, ne yaşlı ne de körpe; ikisi arasında bir inek." Size emredileni hemen yapın, dedi.
69.
Bu defa: Bizim için Rabbine dua et, bize onun rengini açıklasın, dediler.
"O diyor ki: Sarı renkli, parlak tüylü, bakanların içini açan bir inektir" dedi.
70.
"(Ey Musa!) Bizim için, Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın, nasıl bir inek keseceğimizi anlayamadık.
Biz, inşaallah emredileni yapma yolunu buluruz" dediler.
c 71.
(Musa) dedi ki: Allah şöyle buyuruyor: O, henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan (salma), renginde hiç alacası bulunmayan bir inektir.
"İşte şimdi gerçeği anlattın" dediler ve bunun üzerine (onu bulup) kestiler, ama az kalsın kesmeyeceklerdi.
72.
Hani siz bir adam öldürmüştünüz de onun hakkında birbirinizle atışmıştınız.
Halbuki Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktır.
73.
"Haydi, şimdi (öldürülen) adama, (kesilen ineğin) bir parçasıyla vurun" dedik.
Böylece Allah ölüleri diriltir ve düşünesiniz diye size âyetlerini (Peygamberine verdiği mucizelerini) gösterir.
74.
(Ne var ki) bunlardan sonra yine kalpleriniz katılaştı.
Artık kalpleriniz taş gibi yahut daha da katıdır.
Çünkü taşlardan öylesi var ki, içinden ırmaklar kaynar.
Öylesi de var ki, çatlar da ondan su fışkırır.
Taşlardan bir kısmı da Allah korkusuyla yukardan aşağı yuvarlanır.
Allah yapmakta olduklarınızdan gafil değildir.
75.
Şimdi (ey müminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa ki onlardan bir zümre, Allah'ın kelâmını işitirler de iyice anladıktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.
76.
(Münafıklar) inananlarla karşılaştıklarında "İman ettik" derler.
Birbirleriyle başbaşa kaldıkları vakit ise: Allah'ın size açtıklarını (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katında sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz; bunları düşünemiyor musunuz? derler.
77.
Onlar bilmezler mi ki, gizlediklerini de açıkça yaptıklarını da Allah bilmektedir.
78.
İçlerinde bir takım ümmîler vardır ki, Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler.
Bütün bildikleri kulaktan dolma şeylerdir.
Onlar sadece zan ve tahminde bulunuyorlar.
79.
Elleriyle (bir) Kitap yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için "Bu Allah katındandır" diyenlere yazıklar olsun! Elleriyle yazdıklarından ötürü vay haline onların! Ve kazandıklarından ötürü vay haline onların! 80.
İsrailoğulları: Sayılı birkaç gün müstesna, bize ateş dokunmayacaktır, dediler.
De ki (onlara): Siz Allah katından bir söz mü aldınız -ki Allah sözünden caymaz-, yoksa Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? 81.
Hayır! Kim bir kötülük eder de kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa işte o kimseler cehennemliktirler.
Onlar orada devamlı kalırlar.
82.
İman edip yararlı iş yapanlara gelince onlar da cennetliktirler.
Onlar orada devamlı kalırlar.
83.
Vaktiyle biz, İsrailoğullarından: Yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve "İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin" diye de emretmiştik.
Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.
84.
(Ey İsrailoğulları!) Birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair sizden söz almıştık.
Her şeyi görerek sonunda bunları kabul etmiştiniz.
85.
Bu misakı kabul eden sizler, (verdiğiniz sözün tersine) birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir zümreyi yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşiyorsunuz.
Onları yurtlarından çıkarmak size haram olduğu halde (hem çıkarıyor hem de) size esirler olarak geldiklerinde fidye verip onları kurtarıyorsunuz.
Yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir.
Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.
86.
İşte onlar, ahirete karşılık dünya hayatını satın alan kimselerdir.
Bu yüzden ne azapları hafifletilecek ne de kendilerine yardım edilecektir.
87.
Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik.
Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik.
Meryem oğlu İsa'ya da mucizeler verdik.
Ve onu, Rûhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik.
(Ne var ki) gönlünüzün arzulamadığı şeyleri söyleyen bir elçi geldikçe ona karşı büyüklük tasladınız.
(Size gelen) peygamberlerden bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürdünüz.
88.
(Yahudiler peygamberlerle alay ederek) "Kalplerimiz perdelidir" dediler.
Hayır; küfür ve isyanları sebebiyle Allah onlara lânet etmiştir.
O yüzden çok az inanırlar.
89.
Daha önce kâfirlere karşı zafer isterlerken kendilerine Allah katından ellerindeki (Tevrat'ı) doğrulayan bir kitap gelip de (Tevrat'tan) bilip öğrendikleri gerçekler karşılarına dikilince onu inkâr ettiler.
İşte Allah'ın lâneti böyle inkârcılaradır.
90.
Allah'ın kullarından dilediğine peygamberlik ihsan etmesini kıskandıkları için Allah'ın indirdiğini (Kur'an'ı) inkâr ederek kendilerini harcamaları ne kötü bir şeydir! Böylece onlar, gazap üstüne gazaba uğradılar.
Ayrıca kâfirler için alçaltıcı bir azap vardır
eski 04.09.2006, 14:30 Ummu Seleme isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #19
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:35 .