YER KÜREDEKİ
İLK EVLİLİK Hazreti Âdem, eşi Havva, oğulları Kabil, Habil, kızları İklimya ve Lebüda… Dünyanın nüfusu altı kişiye ulaşmıştı. Zaman geçtikçe Hazreti Âdem ile Havva'nın çocukları çoğaldı, her doğumda ikiz çocuk dünyaya geldi. Doğan ikizlerin de biri erkek, diğeri kız oldu. Gelen haberlerde bu doğumlardan yirmi erkek, yirmi kızın dünyaya geldiği bildirilmiştir.
Dünya nüfusunun artması gerekmektedir, bunun için de erkek ve kadınların birbirleriyle evlenmeleri gerekmektedir. Bu konuda da ilâhî takdir gereği ve ilk insana has bir kural ortaya çıkar. O kural da şudur. Âdem Aleyhisselâm'ın çocukları arasındaki kardeşlik kavramı, bir batında doğanları kapsamaktadır. Bir başka ifade ile bir batında doğanlar kardeştirler. Cebrail Aleyhisselâm ilâhî emri getirmiştir: Bir batında doğan kız ile ondan sonraki batında dünyaya gelen erkek evlenecek. Her doğumda, ikiz çocuk dünyaya geldiği için, birinci doğumun erkeği ile ikinci doğumun kızı evlenecektir.
Hazreti Âdem'in çocukları evlilik çağına geldiğinde; bu emir baba tarafından çocuklarına tebliğ edildi. Buna göre ilk batında doğan Kabil, ikinci batında doğan Lebüda ile evlenecektir. İlk batında doğan İklimya da ikinci batında doğan Habil ile evlenecektir.
İnsanoğlunun dünya macerası başladığından itibaren şeytan ve şeytanın soyu da aynı anda işbaşı yapmıştı. Âdem Aleyhisselâm'ın çocuklarına yaptığı bu öneriye Kabil itiraz eder.
"Ben bu ikizimi almaya, Habil de kendi ikizi olan kızı almaya daha müstahakız. Bu yapmak istediğin, Allah'ın bir emri olmayıp, kendi içtihadındır." (1)
Kabil ile aynı batında doğan İklimya çok güzel bir kızdı; Habil ile aynı batında doğan Lebüda ise ondan daha az bir güzelliğe sahipti. Kabil babasının emrine nefsanî duygularından dolayı karşı geliyordu. Âdem Aleyhisselâm bir peygamber olmakla birlikte, hiçbir insana nasip olmayan özellikleri de vardı. Bunlardan biri; Mevlâ'mızın büyük nimetine mazhar olmuş, cennet hayatını bizzat yaşamış olmasıdır. Cennet hayatını yaşadıktan sonra dünyaya gelmiştir. Böyle bir babanın sözünü ciddiye almayıp, reddetmek normal bir insanın işi değildir. Bu yapılan, olsa olsa, şeytana uyan ve şeytanın telkini ile hareket eden bir kişinin işi olabilir.
Âdem Aleyhisselâm'ın bütün telkinlerine karşı Kabil öneriyi kabul etmez. Âdem Aleyhisselâm başka bir öneride bulunur:
"Birer kurban sunun. Kimin kurbanı kabul olunur ise, kızla onu evlendireceğim." İklimya'ya iki talip vardı. Âdem Aleyhisselâm'ın önerdiği üzere kimin kurbanı Allah Celle Celâluhu tarafından kabul edilirse, İklimya ile o evlenecekti.
Bu öneriyi her ikisi de kabul etti. Her ikisi Allah Celle Celâluhu'na sunacakları kurbanları, yaptıkları işten (mesleklerinden) seçtiler. Kabil, ekincilik yapıyordu. Habil de hayvancılık yapıyordu, koyun sürüleri vardı. Kabil, kurban olarak ekinlerinden bir bağ yapmış, bu bağı Allah'a kurban vermek üzere getirmişti. Habil de sürüsünün en güzel koyununu kurban olarak getirmişti.
1– Fahruddin er–Râzî, "Tefsir–i Kebir – Mefatihu'l–Gayb", terc. Suat Yıldırım, Lütfullah Cebeci, Sadık Kılıç, Sadık Doğru, Akçağ Basın Yayın, Ankara 1990, c.9, s.28
O devirde kurban olarak sunulan şeyler hep birlikte bir yere konulur, sonra gökten bir ateş iner ve kabul olunan kurbanı yakardı. Her şey hazırdı. Âdem Aleyhisselâm'ın hakemliğinde beklenmeye başlandı. Biraz sonra gökten bir ateş geldi ve Habil'in kurbanı olan koyunu yakıp yok etti.
Habil'in kurbanı kabul olunmuş, dolayısıyla da İklimya ile Habil evlenecekti. Bu hâdise Habil'i her ne kadar mutlu etmişse de Kabil'i öfkelendirmişti. Görünüşte her ne kadar bu kararı kabul etmiş gözükse de, iç dünyasında hiç de güzel duygular beslemiyordu.
__________________ Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır Takdir sahibi halimizi biliyor Bizim tedbirimizin üstünde Allah'ın(cc)tedbiri vardır...
Konu iklimya tarafından (21.07.2007 Saat 14:52 ) değiştirilmiştir..
|