kader künhüne vakıf olamayacağımız tam olarak söylenebilirki gaybi bir meseledir...
büyük zatların büyük kısmı bu konuda derince araştırmayı karanlık denizlerde dolaşmaya benzetmişlerdir...
peki öyleyse ne yapmamız gerek;
yapmamız gereken selefi salihin olan ehli sünnet vel cemaat alimlerinin kuran ve sünnetten anlayarak özetlediği kavramlarla olaya bakmak..
bu mevzuda iki aykırı görüş çıkmış ve ehli sünnet akaidi maturidi ve eşariye göre sapık denilen KADERİYYE VE MUTEZİLE görüşlerinide özetle bilmekte fayda var.
bu sapık ilan edilmiş görüşlerin birisinde tamamen hakk ın tasarrufunda kulun hiçbir dahili etkisi yok denilmekte diğerinde de kulun yapabildiklerinde yalnız kendi etkisi olduğu iddia edilmektedir.
ehli sünnet vel cemaatte ise maturidiye göre kul haşa herşeyi yapacak kadar yeteneğe sahip olmamakla birlikte rahmanir rahim in cc kullara zulmetme gibi düşünce ile kötü zanlarda bulunmamızda söz konusu değildir.
cüzi irade ve külli irade denilen kavramlar ortaya atılmış, bu tamamiyle kulun kesb - sonucu (ihtiyarı seçimi niyeti) vseilesiylede yapmış olduğu fena işleri Hakk ı suçlarcasına izafe etmesi engellenmiştir.
yapmış olduğu veya maruz kaldığı iyilikler iyi hasletler ise hakk tan görerek kendi kesbini görmeyerek nefsinde oluşabilecek gurur ve kibir ve varlık da bir izole edilmiştir.
hasılı kelam hayır ve şer mutlaka hakk tan gelir bir akar su düşünelim akar su tuzlu topraktan geçerse tuzlanır çakıllı topraktan geçerse daha safileşir..
ya da gün ışığı aynıdır fakat (özü-acı= kesbi) biber acı, (özünde tatlı=kesbi) biber de tatlı yetişecektir...
burdaki misalde biberin yaratılış tabiatı da söz konusu olmakla birlikte acı biberin veya acı bitkinin tozlaşma hibritleşmeyle yada AŞISIYLA ıslahıda söz konusudur. Islah olan bitki bağbanın -bostancının istediği şekilde mahsul verir inş. |