7 Şevval 1429
07 Ekim 2008, Salı
7 Şevval 1429
07 Ekim 2008, Salı
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 78 (13 Kayıtlı ve 65 Misafir) bulunmaktadır.

Online   DeRCan, drkoyuncu, DuaLar, fatihlerin_nesliyiz, muhakematçı, ogrenci, siyahsancaktar, ta-ha, tÜrkÜ, yekru Dagistan, kebirulcady06
Tekil Mesaj gösterimi
Ninja Kedi
Kayıp Yolcunun Şehri:)
 
Üyelik tarihi: 10.08.2007
Mesajlar: 699




Teşekkür etti: 39
Teşekkür aldı: 613 konuda 2.171 kere
kucult  büyük
Bismillah...

"Yani bizim amacımız İslam’ın Batı’daki bu imajını düzeltmek,
barışı sağlamak ve Batılılara İslam’ı öğretmektir.
Hemen belirtelim ki, bu saf niyetli yaklaşımlar,
dış gerçekliği olmayan farazi bir iddiadan başka bir şey değildir.
Neden?
Birincisi; diyaloğun Vatikan tarafından resmen yürürlüğe koyulmasından itibaren yapılan araştırmalara göre,
İslam’ın imajı daha da kötüleşmiştir.
Ve bizzat fanatik hıristiyanlar tarafından kasıtlı olarak terörle özdeşleştirilmiştir. İşin ilginç yanı, diyalog kararına rağmen İslam aleyhine olan kampanyalar da papazlar, piskoposlar ve kardinaller daha da etkin rol oynamaktadırlar. "

Buradaki ifadeler hiçbir somut belgeye dayanmayan farazi ifadelerdir. Bunun yanında tenakuz söz konusudur. Yazının başında Vatikan konsilinin 1962-1965 yılları arasında bu kararları aldığı ifade ediliyor.Yukarıdaki paragrafta ise "saf olmayan" muhterem yazar önce "islamın imajını düzeltmek,barışı sağlamak,Batılılara islamı anlatmak amacındaki saf(!)" müslümanlara değiniyor. Sonra ise Vatikan konsilinde alınan kararların yürürlüğü koyulduğundan beri islamın imajının daha da kötüleştiği iddia ediliyor. Yani;
"Siz islamın imajını düzeltmek için diyalog kuruyorsunuz ama gördüğümüz gibi islamın imajı daha da kötüleşmiştir" mesajı veriliyor. Bu bir tenakuzdur. Zira müslümanlar ancak 1997'den sonra bu çalışmalara dahil olmuştur. Dolaysı ile 1962-1965 yıllarında yürürlüğe konulan kararların ardından -nasıl bir araştırma ile tespit etmişlerse- islamın imajının kötüleşmesinin müslümanların bu amacı ile ilgisi yoktur. 1997'den sonra acaba diyalog çalışmaları sebebi ile islamın imajının kötüleştiğini iddia edecek bir tek ziakıl var mıdır? Acaba islamı "teror dini" olarak gösteren "fanatik islamcılar" ve "fanatik diğer din mensupları" mıdır yoksa bu insanlar mı?Daha net bir ifade ile İslamı teror dini olarak lanse eden 11 Eylül,İstanbul saldırıları vs gibi saldırıları düzenleyenler fanatikler ve bu tür saldırılara binaen her müslümanı potansiyel terorist olarak gören karşı fanatiklermidir yoksa "hiçbir dinde masum insanları öldürmek yoktur" anlayışında birleşen farklı dinlerdeki insanlar mı?

"İkincisi; “biz onlara İslam’ı öğretiyoruz” koca bir yalandır. "

Gözünü kapayan ancak kendisine gece yapar.Hakikatin önüne perde çekemez. Koca bir yalan(!) vesilesi ile islam ile şereflenen yüzlerce binlerce insan inkar edilebilir mi?Yazıyı yazan yazarın düşüncesine göre bu insanların amacı sadece Corbin,Libb vs gibilere islamı anlatmaktır. Ve yine yazarın düşüncesine göre bunlar zaten islamı bilyor.Dolaysı ile "islamı anlatıyorum" sözü yalandır. Acaba muhterem yazar yukarıda zikrettiği kişiler dışındaki 3,5 milyar insanı yok mu sayıyor? Yoksa yazara göre bütün gayr-i müslimler islamı doğru bir şekilde biliyor mu?Bu iddiayı bütün müslümanlar için bile iddia etmek zor iken yazar hangi akıl hangi mantıkla gayr-i müslimlerinde islamı DOĞRU bir şekilde bildiklerini iddia edebilir???

"Üçüncüsü, barışı korumak, bu da sureti haktan bir iddia.
Hangi diyalog toplantısının Batı’nın, dolayısı ile hıristiyanların,
Irak, Bosna, Sudan, Çeçenistan, Kosova, Telafer ve hakeza Filipinler ve Filistin’deki katliamları önlemede etkisi olmuştur?
Madem ki diyalog var önce müslümanlara yapılan katliamlar engellensin de görelim ne kadar diyalog yanlıları olduklarını. "

Muhterem sayın yazar dünya kamuoyundan uzak bir yerde yaşıyor olsa gerek. Bu nokta da merhum Yaser Arafat karargahına sıkıştırıldığı dönemde kiliseye sığınan yüzlerce Filistinliyi İsrailin bütün baskılarına rağmen teslim etmeyen ve onların ihtiyaçlarını kendi imkanları ile karşılamaya çalışan ruhban papazlar örneği yeterlidir zannedersek. Bir diğer perspektiften "fanatikler" şeklinde bir ayrım yapılmalıdır. Müslüman olarak bizler nasıl ki 11 Eylül gibi İstanbul saldırıları gibi saldırılara engel olamıyoruz aynı şekilde aynı konumdaki farklı din mensuplarından da "bütün bu olanları bitirn" beklentisinde olmak hatadır. Zira hangi dinden olursa olsun fanatiklere engel olmak imkansız mesabesindedir.

vesselam
eski 05.09.2007, 09:48 Ninja Kedi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #11
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:40 .