Bismillah...
İfade edilen bir ferde yani şahsınıza münhasır değildir. Bu meseleyi tenkit edenlerin üslubları ekseriyet itibari ile budur. Siz düşüncelerinizi yazdınız, düşündüklerinizi düşünmenize sebeb olan meselelerin izahı verildi. Şimdiye kadar hep arzuladık ki meseleler hakkında insanlar;
"Şu şu mevzu şu şekil görünüyor. Bu ise şu ve şu sebeblerden dolayı yanlış görünüyor.Acaba bu mevzu bizim gördüğümüz gibi midir? Gördüğümüz gibi ise bunun mesnedleri nedir?"
şeklinde bir yaklaşım tarzı sergilesinler. Lakin bu tür meseleler hakkında yazanlar daima peşin hükümleri ile beraber yazdılar,çizdiler,konuştular. Bakınız yazının başlarına hükümler baştan verilmiş. Acaba ben mi yanlış algıladım...Acaba benmi yanlış biliyorum...Acaba benmi yanlış düşünüyorum..Acaba bu meselenin aslı astarı nedir...vs şeklinde sorgulayan var mıdır????
İstiklal mahkemelerinin hukuk tarihine bir rezalet olarak geçen "Sanığın idamına,delillerin sonra toplanmasına" şeklindeki idam kararı gibi bir tutumda insanlar. Hükmü baştan vermişler.Delil bulma peşindeler.
Azizim,farklılıkları fark etmemiz,bundan da öte kabul etmemiz gerekir. Müsademe-i efkardan barika-ı hayat doğar demiş eskiler. Dogmalardan,peşin hükümlerden kurtulabilirsek faydali müsademe-i efkarların vuku bulacağından ümitvarız.
İmam-ı Azamın meclisinde 50 bin müçtehidin bulunduğu rivayet edilir. Hadi biz 5 bin diyelim. 5 bin müçtehid seviyesinde insan. Ve İmam Azam bu insanlarla müsademe-i efkarda bulunuyor. Hatta talebeleri ile bile...Bu müsademe-i efkarlardan nice barikay-ı hayatlar doğmuş. Amaç müsademe-i efkar ise nice barikay-ı hayatlar doğacağından ümitvarız. Lakin müsademe-i efkar hükmü baştan vermekle meydana gelmez.
Yazılanlar şahsınıza münhasır şekilde ifade edilmiş ise hakkınızı helal ediniz. Yazılanlar şahsınıza münhasır değildir.
vesselam |