| üstaz kendisine okuyucusunun, muhibbinin körü körüne bağlanmaması hususuna önem veren bir alimdir. okuyucusunun araştırıcı olmasını, aklını kullanmasını da talep eder.
ölçüler eseri yazılıyor, parça parça tashih için bize veriliyor eserin yazıcı çıktıları. kelime ve harf hatalarını kontrol ediyorum. bir ibare okudum: halifeler sıralanıyor ibarede; ama hazreti ali radıyallahu anh'ın ismi orada yok!
hazreti ebubekir, hazreti ömer hazreti osman radıyallahu anhum... hazreti ali radıyallahu anh'ın ismi yok!
tabi dikkatimi çekti. üstazın yazma usulu şöyledir: kendisi ibareleri söyler, yazıcısı bilgisayara aktarır. sonra kontrol edilir ve sayfa netleşir. yazıcısı olan kardeşe ibareyi gösterdim. hazreti ali yok halifeler arasında farkında mısın dedim. o, ben bu hususu üstaz'a soramam, agzından ne çıkıyorsa yazıyorum; ama sen istersen sor dedi. böyle bir eksikliğin sorulmaması imkansız tabi. sorduğumda, derhal yazıcısını yanına çağırdı, tashih istedi ve: nasıl böyle bir hata olabilir? dalgınlık olmuş, elhamdülillah ki tashih edildi, teşekkür ederim ikaz ettiğin için dedi. doğru sıralama kitaba geçmiş oldu.
bu anımızı anlatma sebebim şu:
duyuyoruz bazen tasavvuf meşrebi kardeşlerden: üstazım/şeyhim/hocam ne derse kabulumdur! ben ona asla itiraz etmem tarzı cümleler.
bu, zahirde bir teslimiyet ve muhabbet emaresi gibi görünse de aslında son derece sakat bir anlayıştır.
zira mesela yine üstaz der ki:
bende şeriata aykırı bir şey tespit ederseniz derhal beni terk edin!
şeyhim ne derse doğru der anlayışı insanları şeyhlerin de hakikatte insan olduğu ve unutmak gibi aleyhisselamın dahi insani vasfı olan bir sıfatı ondan düşürmek demektir ki, işte bu itikadlaşırsa onu yanılmaz ilan ederek misaldeki gibi bütün ümmetin ittifakı bir hususta bütün ümmete ters düşmeye ve hazreti ali'yi halife saymama gibi bir gaflete düşmüş oluruz!
ölçü şeriattır. ölçü insan değildir. insan ancak şeriata uygunluğu nisbetinde mihengimizdir.
üstaz'ın bizzat yanında iki yıl kadar bulundum geceli gündüzlü. evvelki bilgilerim ve yanındayken öğrendiklerime aykırı onda hiçbir uygulamaya şahit olmadım. söylediklerini yaşayan ve ömrünü, sağlığını, mesaisini hakikaten gençliğe hibe etmiş bir alim olduğuna aynel yakin derecesindeki şehadetimdir ki onu sevmeme ve onu sizlere tanıtmama vesile olmuştur. bu gibi zatlar çok azaldılar. kıymetinin bilinmesini istemem şahsi bir istek değildir, bir din emridir ve böylece her kıymet bilenin üzerine de vazifedir. |