20 Şaban 1429
22 Ağustos 2008, Cuma
20 Şaban 1429
22 Ağustos 2008, Cuma
Ayet
Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşacağınız zaman günahı, düşmanlığı ve Peygamber'e karşı gelmeyi fısıldamayın. İyilik ve takvayı konuşun. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun
Mücâdele-9
hadis
İnsanlar arasında ara bozma niyeti ile laf götürüp getirmek, insanlara hakaret etmek ve sövmek, kendi ırkını üstün görüp başka milletleri aşağı görmek..İşte bu 3 davranış, cehennemdedir. Bunlar, bir mü’minin ahlakında yer alamaz.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 35 (8 Kayıtlı ve 27 Misafir) bulunmaktadır.

Online  Almula, aşkınsonhecesi, Havf & Reca, teyfo Dagistan, efsun hayal, monaroza


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
Tekil Mesaj gösterimi
diyarbekrî
محمد ديار بكري
 
diyarbekrî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.08.2007
Mesajlar: 1.812



Yarışma Puanı: 430
Teşekkür etti: 3.993
Teşekkür aldı: 1.652 konuda 6.800 kere
kucult  büyük
Üstaz'dan Nurlu Sözler

----------------------------------------------------------------------
İsmâîl Çetin Efendi

(1359/1940 )

Ey reisler!.. Müslüman olarak, müslümanların başına geliniz. Ey bu reislerin peşine düşenler!.. Sizin haşriniz, arkalarına düşmüş olduğunuz kimselerle olacaktır!

***
Gerek âmir ve gerek tebaanın emînlik, sadakat ve ahde vefâdârlıkla hareket etmeleri farzdır.

***
İş beceremiyen ve idâreciliği bilmeyen, mesleğe de kifâyetsiz olan bir adamın, iş başına getirilmesi, zulmün kapısını açmaktan ibârettir.

***
Bir kadının –liyâkati kâmilen bulunmadığından dolayı- ona devlet idâreciliğini vermek câiz değildir. Bunda, ehl-i sünnetin cumhûrunun ittifâkı vardır.

***
İnsan rûhu, iki ateşten biriyle tasfiye olunur. Birinci ateş, dünyada emirleri yapmaktaki zorluk; nefsî arzuları terk etmekteki meşakkattir. Buna mukâvemet etmeyen, âhiret ateşiyle tasfiye olunur; tabii ki, iman varsa. İman yoksa, ateş böceği olur.

***
Gerçek şu ki, insandan hayâ perdesinin kalkmasıyla, yol perdelenir.

***
Namûslu, kendi ehliyle zinâ yapılmasını kabûl etmeyip zinâya düşkün olan değil; başkasıyla olsa da zinâya karşı olandır!

***
Gözü harama bakanın, kalbi temiz değildir!

***
Tevfîk ve hidâyette mürşîde ihtiyaç yoktur. Ama, kulun bunu kabûl etmesinde velî-i mürşîd şarttır.

***
Cennet derecelerini kazanmak, zorluğa katlanmakla; Cehennem’den kurtuluş, nefsi, isteklerinden alıkoymakla mümkündür.

***
Hayır ve şer, şeriatle bilinir. Hayır ve şerri tayin eden, şeriattir.

***
İrşâd ve velâyet kapısı kapanmayacaktır. Bunun kapanması, dînin ortadan kalkması demektir.

***
Velî-i mürşîdi tanıyan, mutlaka hidâyete erer.

***
Kıyâmetin alâmetlerinden biri de, sonradan karga meşrepli imamların, önceki müslümanların şân ve şereflerine dokunmalarıdır!

***
Ehl-i Beyt’e, küfrü tercîh etmedikleri müddetçe, fâsık olsalar dahi hürmet gerekir.

***
Ma’rûfu teblîğ etmekten, menhiyâtı bertaraf etmeye çalışmaktan dolayı başa gelen belâlara tahammül göstermek, sabırdır.

***
İmâm-ı A’zam rahimahullahu Teâlâ’ya isnâd olunan „Arapçadan âciz olan kimsenin, tercüme olarak (kendi lisanıyla) kıraati câizdir.“ Sözüne gelince, İmâm kendisi bu sözünden rücû etmiştir.

***
Farz olmayan bütün sadaka ve ibâdetlerin gizlenmesi efdâldir.

***
Her müslüman çocuğuna temel itikâd meselelerinin öğretilmesi farzdır.

***
Namaz kılmayan ve sâir büyük günah işleyen hükümdar ve hâkimlerin övülmesi, haksız katl-u kıtâlde bulunan zalimlerin övülmesi, haramdır. Böylece, şeriate uymayan, dînî bir gâyesi olmayan partilerin övülmesi de bu hükme girer.

***
Particilik, dîne, vatana, halka hizmet için vesîle ise, CÂİZ; vesîle değil maksat ise, tefrikayı meydana getirdiğinden HARAM olur. Allahu Teâlâ milletimize şuur versin.

***
Elbette, dağınık da olsa bu tâife (mücâhid, fakîh ve ehl-i hadîs) kadrosu, kıyâmete kadar gerek ilmî delillerle ve gerek silahla cihâda devam edecekler… Asıl mesele, bu tâifeden olmaya çalışmaktır.

***
Lider seçmek, hakları korumak için, vâciptir.

***
Emîrlik ve fıkıh ilmini bilmek sıfatına hâiz olmayanın seçilmesi yahut imâmın hiç seçilmemesi takdîrinde, insanlar, cahiliyye devrindeki anarşiye dönüverirler!

***
Gıybet ve söz dolaştırmak, cemiyet fertlerinin kalbine kin, zan, buğz, hased, hırs, ayıp araştırma, bencillik, riyâkârlık… gibi hastalıkların tohumunu eker!

***
İnsan yeryüzünde, yeryüzünü tâmir etmeye, siyasî işleri görmeğe, nefsini temizlemeğe ve kemâle erdirmeye memurdur.

***
Memurlar kanaat sahibi olur, ihtiyaçlarının dışındakine talip olmaz ve devlet ricâli de israf ve fuzulî masraftan sakınılarsa; devlet berdevâm olur ve millete de refah gelir.

***
Müslümanlar ne ile islâma girmiş iseler, onun inkârıyla islâmdan çıkmaları muhakkaktır!

***
Hakperest olmayan, putperest olur!

***
Nefsin sâfiye ve âşıkâ olabilmesi için, fenâdan sonra bekâ abasını giymesi şarttır. İşâreti, maddenin ötesini görmek, işitilmeyeni işitmektir. Bu tasfiyeden sonra, nefs-i nâtıkâ artık nâtıkâ değil, sâfiyedir. Hiç vâsıtasız bildirir. Şöyle târif edilir: En az karşısındaki kalbe bildirir, hem de ondan bilgi alır. Kabirdeki azâptan haberdâr olur. Bu makam, velî ve mürşîdin en düşük makâmıdır. En kâmil, meleklerden bilgi almak, onlara emir vermek makâmıdır.

***
Erkek kendi nefsinde erkekliğini gördüğü gibi, mü’mîn de tahkikî imân makâmında imânını görür.

***
„Nefs ölür“ diyenlerin görüşü zayıftır. Ölmesinin manâsı, sıfatının değişmesi demektir.

***
İnsan, tabiatıyla medenî olduğundan, tek başına yaşaması, şaşırması demektir!

***
Korku veya sevgiden dolayı gözden akan bir damla yaş, andolsun… Cehennem’in tümünü söndürür.

***
Kadın olsun, erkek olsun, hür olsun, köle olsun kendisinden ibâdet beklenilen her müslüman için Perşembe günü ikindiden itibâren Cum’a saatine kadar temizlik yapmak sünnettir. Bu temizliği yapmak için köle, işçi ve memurların serbest bırakılması, gözden kaçırılmaz islâmî bir haktır. Zâlimden başkası bu hakkı gasbetmez!

***
Ashâbın büyükleri, tabi’în ve tebe-i tabi’în, zikir, tesbih ve duâlara büyük bir ehemmiyet vermişlerdir.

***
Esefle derim ki, meşîhat davâsında olan birçok halka başları, yürütmüş oldukları tarîkatlerin esaslarını dahi bilmemekteler ve telfîki amel etmektedirler.

***
Tasavvuftan maksat, benliğini silip, Allah ve O’nun Rasûlü’nün benliğini ortaya koymaktır.

***
Ehl-i sünnet vel cemaatin bütün bilginleri, sahâbelerin hepsini severler.

***
Sağ ve sol kanadı veya bir kanadı kırık olan kimse, âhiret yolunda uçamaz. Sağ kanada şeriat, sol kanada tarîkat ve iki kanat sahibine de hakîkat denilmiştir.

***
İmâm-ı Mâlik radiyallahu anh, münâfıklara „zındık“ ismini vermiştir.

***
Sâlik o kadar zikreder ki, zikirden başkası kalbinde kalmaz. İşte o zaman „ferd“ olur. Ferd olduysa „yok“ olur. Yok olduysa „var“ olur.

***
Yapmış olduğun iyilikleri ve halkın sana yaptıkları kötülükleri de unutmandır. İşte, fakr budur.

***
Fıkhı inkâr eden, dînî cehâlete; tasavvufu inkâr eden de nifâka düşer. Fıkıh tasavvufa değil, tasavvuf fıkha tâbî olur.

***
Akıl, şuûrundan ayrılıp emirleri terk ederse fâsık, yasaklarını işlerse âsî, inkâr ederse kâfir ve inanır gibi görünürse münâfıktır.

***
Kalb erbâbı, sanki Rabbini görür, azâmetini müşâhade edercesine ibâdet yaparlar. Bu hâl, ehl-i şuhûdun makâmıdır ve en üstündür.

***
İnanmayan bir kimse dahi „Allah, Allah…“ diye bir müddet söylerse, bu lafız onun kalbini imanla doldurur.

***
Samimîyyetsiz bir iman nifâk, samimîyyetsiz amel riyâdır!

***
Tevhîd ilmini elde etmek farzdır.

***
Eskiden beri Allah Azze ve Cellenin şeriatinden yüz çevirenler, daima birbirlerine zulmetmişlerdir!

***
Yahudi bilginleri, „Kadınlarda insan rûhu yoktur“ diye hükmederlerdi.

***
Halihâzırda Türkiyemiz’de dahi, o zalim Avrupa’nın medeniyetinden, ahlâkından ilhâm alarak, onlara uymak isteyenler bulunmaktadır.

***
Müslümanların aleyhine gelen hâdiseler, müslümanların amellerindendir; dîni tatbîkatta azimlerinin zayıflamasındandır!

***
„İbrâhîm’in şeriati ve dîni en hayırlı dindir.“ denilir. Bu dâvâyı kabûl edip, müdâfaa edenlere de „milliyetçi“ denilir.

***
Kendini islâma nisbet etmek ve islâmla iftihâr etmek meşrûdur. Bundan başkası, bazan küfür, bazan büyük günah, bazan da mekrûh olur.

***
Ehl-i Sünnet vel Cemâatin ittifâkıyla enbiyâyı, evliyâyı vesîle edinmek, şeyhleri vâsıta etmek câizdir, meşhûrdur, emredilmiştir. Bunu inkâr eden Necdî olan Muhammed bin Abdilvehhâbın mezhebine girmiş, ehl-i sünnet vel cemâatin bütün mezhebinden çıkmıştır!

***
Allah’a yönelmek tevhîd, Peygamberine yönelmek tevessüldür. Tasavvuf dilinde birinciye murâkabe, ikinciye râbıta denilir.

***
İnsanı Allah’a yaklaştıracak her ne var ise nûrânî vesîledir. Namaz vesîledir. Namaz kılmaya Kâbe-i muazzama vesîledir.

***
Helâl lokma, sâlih amel yaptırır. Ondan husûl bulmuş nutfeden sâlih evlât çıkar. Haram lokmadan bozuk amel ve âsî evlât çıkar!

***
Kelâmcıların sözleri aklı bozar; ehl-i bid’atin sözleri ise kalbi bozar!

***
Bir erkek yabancı kadının bedenine dokunamaz, ona bakamaz, nağmesini dinleyemez. Konuşmak icâb ettiyse, ihtiyaç kadar câizdir.

***
Allah Teâlânın Kitâblarına inanmak, bilfiil O’nun hükümlerini icrâ etmekten ibârettir. Hükümlerini icrâ etmeyen ya kâfir, ya fâsık, veya zâlimdir!

***
Beşerin huzûrunu, Kur’ân ve hadîslerin hükmünden başkasıyla temîn etmeye kalkışan, serâbda şarâbı görmüştür!

***
Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin şerîati ve dîni kıyâmete kadar bâkîdir. Her zaman, her merhaleye kâfi kânûndur.

***
Genç yaşta, bir insan Allah Teâlânın rûhuna teslîm ettiği emâneti korur, dıştan Allah Teâlânın ve O’nun Rasûlünün buyruklarına kulak verir, dinler ve tatbik ederse, şeytandan ve şeytânî telkinlerden kurtulur. Aksi takdirde yuvarlanır! Bunalıma girer! Bilmecbûriye Rahmânî hisleri zayıflar! Bu yüzden insan, günahlara sarılır! Kurtuluşunu, günahları işlemekte zanneder. Her bir günahta bir bunalım daha meydana gelir! Derken, nehirde boğulmaya mahkûm, başı dönmüş bir hayvan gibi olur!

***
Emîn ve mü’mîn bir genç 4 şeyin bekçisidir:

1. Irz-nâmûs-şeref.
2. Mal.
3. Can ve
4. Dîn.

***
Allah Teâlânın Rasûlünün azâmetini idrâk edip, O’nu Rasûlullah kabûl etmek, dolayısiyle emirlerine uymak ve yasaklarından sakınmak, Allah Teâlânın sevgisinin ve korkusunun müşahhas misâli ve alâmetidir.

***
Âhirette her mü’min, gözüyle Allah Teâlâyı görecektir. Bu hüküm, muhakkaktır. Ancak, rü’yeti inkâr eden körler, göremiyecektir.

***
Hüsn ve kubh, yani bir şeyin âkibette iyiliğini veya çirkinliğini bilmek, şeriatledir; akılla değildir. Lakin, bu iyilik ve çirkinlikler akılla bulunabilir, deriz.

***
Tevbesiz afuv olmayan, ancak şirktir!

***
Bütün farz vazîfelerinden şahsî olanların –hiç bir sûrette- terk edilmesi câiz değildir. Lâkin, umûmu ilgilendiren „iyilikleri emretmek ve yasaklardan vaz geçirmeğe çalışmak“ zemîn, zaman ve imkân şartlarına bağlıdır.

***
Vehmî bir korkudan dolayı emr-i bil ma’rûf ve nehy-i anil münkerin terk edilmesi câiz olmadığı gibi, daha büyük bir günahın işlenmesine sirâyet edecek teblîğ de câiz değildir; ikisi de zillettir!

***
İnsanlar, şeref ve kıymetlerini soylarından değil, ahlak ve yaşayışlarından, ulvî gâye ve imânlarından alırlar.

***
Büyük günahları bildiren hadîslerin hepsi bir araya getirildiğinde, günahlar, kök itibâriyle 125, teferruatıyla 225, küçükler de 700’e ulaşır.

***
Cumhûr-u ulemâ dedi ki: „Helâl saymaksızın (içki) içenin küfrüne hükmedilmez. Lâkin, küfre girmesi, kuvvetli ihtimaldir!“

***
Haksızlık eden; baba, evlat dahi olsa, ondan yana çıkmak, sûret-i kat’iyyede dînen yasaklanmıştır!

***
Bir kimsede kibir, benlik, gösteriş, haset, aşırı hırs olduğu takdirde, şeyhe intisâb etmesi ve cismânî ve rûhânî sohbetle yanında bulunması, namaz gibi farzdır.

***
Kıyas ve ictihâd kapısı kapanmıştır.

***
Gerçek şu ki, bilgin bir mürşîd, müridinden daha ziyade müridini ve tedâvisini bilir.

***
Allah’a iman etmekte esas, sadece „Allah’a inandım“ demekten ibâret değildir! Bilakis, Allah’a inanmak, O’nun Sıfatlarını, Esmâu-l Hüsnâsını bilmek ve inanmak demektir. Şu halde, normal şuurlu bir insanın Allah Azze ve Cellenin sıfatlarını bilmeksizin „Allah’a inandım“ deyişi, kesinlikle doğru değildir!

***
Sâlihlerin meclisini tercih etmek vâciptir.

***
Tabiplere değil, müneccim ve kâhinlere ücret ve bahşiş vermek, haramdır!

***
Müslüman olup da meselâ Almanya’da çalışmanın iki şartı vardır. Birincisi, küffârı islâm dîninden iğrendirmemek ve zillete girmeksizin, onları islâma imrendirmektir. İkinci şartı, müslümana helâl olmayan bir şeyi işlememek ve müslümanların aleyhinde çalışmamaktır.

***
Bu fena huyları (tesettüre uymamayı veya tesettürün islâmın öngördüğü biçimde olmamasını) mübah olarak sayanlar ebediyyen; haramlığına inanarak yaparlarsa muvakkat olarak Cehennem’de kalacaklardır. Nihayet, helâl olarak (inanıp) bu işi yapanlar, ebediyyen Cennet kokusunu duymazlar. Haramlığına inanan (ve örtünmeyen) fâsık, inanmayan da kâfirdir. Muhakkak yanacaklar. Birincisi muvakkat, ikincisi müebbed.

***
Ben’i terk et; O’nu bulursun.

***
Mahrem olmayan, mahrûm kalır!

***
Ebrâr; özleri, sözleri ve fiilleri birleşen, hayrı işlemekten ayrılmayan zevâttır. Bunlara, sâdıkîn de denir. Bunlarla beraber olanın –ameli eksik olsa dahi- onların yüzü hürmetine, sevdikleri, Allah’ın merhametine mazhar olurlar.

***
İnsan ve cinden başka ne kadar varsa, bütün kâinât Allah Teâlâya tesbîh eder; boyun eğer. Hepsinin zikri: Yâ Hayy

***
Zemahşerî ve Îmam Nesefî’nin beyânlarına göre, gökte hayat vardır. Muhtemelen Allah Teâlâ bir zaman gökteki canlılarla insanları bir araya getirir.

***
Son zamanlarda fetihler müslümanlaradır. Müslümanların hâkimiyet zamanı hemen gelmektedir. Tevhîd, ahlak ve ibâdette ittifâka ehemmiyet vererek, nifâksız bir cemaat olmayı tavsiye ederim.

***
İnsanın her zerresi Allah’ı zikreder. Kimi farkındadır, kimi değildir.

***
Ölünce, her şey kalpten silinir. Kişinin en çok sevdiği şey ne ise, sadece o kalır.

***
İnsan sustuğu zaman, en çok sevdiği şey ne ise, o aklına gelir.

***
Salih amel, her şeyi, hatta kendini dahi unutarak, bir kez „Allah“ demektir.

***
Mehdî aleyhisselâm geldiğinde, kişi ya Mehdî aleyhisselâmın yahut Deccâl’in askeri olur. Bunun ortası yoktur. Mehdî aleyhisselâma asker olabilmek için de 4 haslet kâfî gelir:

1. Îsâr hasleti.
2. Farzları yerine getirmek.
3. Kebâirden sakınmak.
4. Az da olsa, zikir.

***
(Nihat Özgüven-Nurlu Sözler)

http://www.azizlerle.com/index.php?o...pper&Itemid=97
__________________
Gam değildir, gide dünya kala Din.Gam odur ki; kala dünya gide Din.


..:: Üstaz İsmail Çetin'in Eserleri ::..

..:: Dilara Kitabevi ::..
eski 15.11.2007, 02:13 diyarbekrî isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #91
diyarbekrî isimli üye'ye teşekkür eden 12 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:24 .


Page generated in 0,37558 seconds with 16 queries