| Son nefeste ateistler SON NEFESTE ATEİSTLER İnsan ebedi hayat için yaratılmıştır. İmtihan mekanı olan dünyadaki ameline göre kişi,”ya cennet bahçelerinden bir bahçeye veya cehennem çukurlarından bir çukura”gidecektir. Elimizde olmadan bulunduğumuz bu dünyadan”istesek de istemesek de” göçeceğiz. Ergeç sıra muhakkak bize gelecek. Ebedi hayat için yaratılan insanın şuur altında da “ebedilik” hissi yatar. Öleceğimize inanmak istemeyiz. Bütün hesaplarımız, davranışlarımız hiç ölmeyecek havası içindedir. Bir yandan da ölüm gerçeğini bütün soğukluğuyla hissederiz. Aciz hallerimizde, hastalıkta, yakınımızın vefatında bu gerçeğin korkusu ile sarsılırız. Ateistler bu garip çelişkiyi daha yakından hissederler. Bir yandan Allah’a ve ahrete inanmayı reddederler, diğer yandan ölüm korkusu devamlı onlarla iç içedir. Bu yüzden ateistlerin hayatı(özellikle yaşlılık dönemi) ve ölümü, tabii olana(yani fıtrata) teslim olmamaktan dolayı korku içinde korunarak geçmektedir. Bir kısmı ise çözümü Allaha imanda bulmakta, diğer bir bölümünün akıbeti bunalımlara ve cinnetlere kadar varmaktadır. Ömrünün son yıllarını ölüm korkusu ile geçiren fikir adamı ve felsefecilerden biri cinsel teorisi ile tanınan Sigmund Freud’dur. Allaha ve dine inanmayı illüzyon(yanılsama) ve çocuklardaki baba korkusuna dönüş kabul eden Freud, 40 yaşından sonra fikri sabit şeklinde ölüm korkusu illetine tutulmuştur. Hayatı”ölüme karşı direnmeden ibaret” şeklinde tarifi etmiş. Her gün bu korku ile adeta sarsılmıştır. Öyle ki, birisi ile vedalaşırken(yeniden görüşmek üzere)dedikten sonra(belki de bir daha görmeyeceksiniz) diye ekler olmuştu. Sonraları çene kanserine yakalanınca bu korkusu daha da arttı. Ölüm içgüdüsünden bahsetmeye başladı. Artık ona göre hayatın gizli gayesi ölümdü ve bu sebeple insanın ölmek zorunda olması düşüncesi de, ölüm korkusunu hafifletmeye çalışan bir teselli şekliydi. Bu korkuyu devamlı hisseden diğer ateist Nurullah Ataçtır. Doğu-İslam medeniyetinden kopmak gerekliliğini , batıyı manevi değerlerinde varıncaya kadar aynen benimsemenin şart olduğunu savunan Ataç, ölümden sonraya inanmazdı. Dini bayramlara hiç iltifat etmez, din adamlarını ise hiç sevmezdi. Fakat yaşlanmaktan ürperir, ölümden nefret ettiğini söylerdi. Yaklaşan ölümün korkusuyla titreyerek, boşluğa “canım dünya” diye çığlıklar atardı. İstanbul, cami ve türbe gibi tarihi eserleriyle ona ölümü hatırlattığı için sıkıntı verirdi. İstanbul’u hiç sevmeyen bu meşhur eleştirmenin en sevdiği şehir ise (bu eserlerden mahrum olan)Adanaydı.
__________________ Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır Takdir sahibi halimizi biliyor Bizim tedbirimizin üstünde Allah'ın(cc)tedbiri vardır... |