7 Şevval 1429
07 Ekim 2008, Salı
7 Şevval 1429
07 Ekim 2008, Salı
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 61 (13 Kayıtlı ve 48 Misafir) bulunmaktadır.

Online   Almula, barayev, DeRCan, MafraK, sevva, ta-ha, tÜrkÜ, Tugba, yahya Dagistan, kebirulcady06
Tekil Mesaj gösterimi
Hak-dilaram
Hademe
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.599




Teşekkür etti: 11.027
Teşekkür aldı: 4.914 konuda 24.929 kere
kucult  büyük
KUl hakkı affedilir mi?

Soru
Birçok sohbetlerde Hocaefendilerden "Kul Hakkını ALLAH c.c. kesin kes affetmez" gibi sözlerle karşılaşabiliyoruz. Fakat Kur'an'da böyle bir şeye rastlamadım. Kütübü Sitte'de başlık olarak "Kul hakkı" diye bir baslığa şahsen rastlamadım. Bu konuya ışık tutabilirseniz memnun olurum.

Cevap

"Hukuk" sahasının "Hukukullah" ve "Hukukul ibad" şeklinde ikiye taksimi Kur'an ve Sünnet'te açıkça ifade edilmiş bir husus değildir. Bu taksim ulema tarafından Kur'an ve Sünnet nassları üzerindeki istikra faaliyetiyle ortaya çıkarılmıştır.

Hukukullah, başta iman olmak üzere namaz, oruç, hacc gibi ibadetleri kapsamına alır. Bu, sadece Allah Teala emrettiği için ve O'nun rızasını kazanmak üzere yapılan amellerin teşkil ettiği sahadır. Hukukullah sahasını oluşturan ibadetlerin yerine getirilmesi konusunda ortaya çıkacak herhangi bir ihmal veya kusur, samimi bir şekilde tevbe edildiği takdirde Yüce Allah tarafından bağışlanır. Hatta ayet ve hadislerden öğrendiğimize göre, böyle bir kimse tevbesiz olarak ölmüş bulunsa dahi, Yüce Allah dilerse onu da bağışlar. Ancak "Hukuku'l-ibad" ile ilgili en küçük bir ihmal söz konusu olduğunda ortaya çıkan vebalin bağışlanması, hak sahibi olan kimsenin rızasının ve helalliğinin alınmasına bağlıdır.

Her ne kadar oruç, zekât gibi bir takım ibadetlerin, "Hukuku'l-ibad" ile ilgili boyutları mevcut ise de, bunları sadece bu sınıfta görmemizi engelleyen önemli bir nokta vardır: Bu ibadetler yerine getirilmediği zaman öncelikle Yüce Allah'a mahsus bir ibadeti aksatmış olmaktan dolayı günaha girme söz konusu olur.
"Hukukul ibad" ise menfaati yalnızca bir şahsa veya gruba mahsus olan hususlardan oluşur. Diyetten doğan alacak, borcun iadesi veya gasbedilen malın geri alınması böyledir. Bu sahanın genel olarak Fıkıh'ta "Muamelat" ve "Ukubat"ı oluşturan hususlardan teşekkül ettiğini söyleyebiliriz.

Öte yandan bunlar hukuku'l-ibad sınıfına giren haklardan sadece "maddi" olanları anlatır. Bunlar dışında kul hakkı sınıfına giren bir kısım haklar daha vardır ki, bunları "manevi" haklar olarak isimlendirebiliriz. Dedikodu, gıybet, iftira, hakaret... gibi telafisi maddi bir karşılık ödenerek yerine getirilemeyen haklar böyledir.

Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurur: "Kaçmayarak, yalnız Allah'tan sevap bekleyip sabrederek düşmana karşı durduğun halde öldürülürsen, (elde ettiğin şehitlik mertebesi) senin bütün günahlarına keffaret olur. Yalnız (ödemediğin) borçların müstesna. Bunu bana Cibril söyledi." (Müslim)

Müfessirler, "Ey kavmimiz, dediler, Allah'ın davetçisine uyun ve O'na inanın ki, günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun" (46/el-Ahkâf, 31) ayetinin tefsirinde şöyle derler:

Burada Allah Teala'nın, günahlardan "bir kısmını" bağışlayacağı belirtilmiştir. Bağışlanacak olan günahlar, Allah hakkıyla ilgili olanlardır. Kul hakkından doğan günahlar ise, hak sahibinin rızası ve helallığı alınmadıkça bağışlanmayacaktır.

Ebû Hureyre (r.a)'ın rivayet ettiğine göre Efendimiz (s.a.v) bir keresinde, "Müflis (iflas etmiş) kişi kimdir bilir misiniz?" diye sorar. Sahabe, "Bizim aramızda müflis, parası ve eşyası olmayan kimsedir" diye karşılık verince şöyle buyurur:
"Benim ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde namaz, oruç ve zekât (gibi ibadetlerin sevabıyla), ancak şuna sövmüş; buna zina iftirasında bulunmuş; ötekinin malını yemiş; berikinin kanını dökmüş; diğerini de dövmüş olarak gelir. (Mahkeme-i kübrada, hakkına girdiği kişilerin) her birine onun hesenatından (iyiliklerinden) verilir. Şayet davası bitmeden hesenatı biterse, onların (hak sahiplerinin) günahlarından alınarak bunun üzerine yüklenir ve sonra da (günahkâr bir kimse olarak) cehenneme atılır. İşte asıl müflis kişi budur." (el-Buharî, Müslim, et-Tirmizî.)

http://www.ebubekirsifil.com/index.p...=gazete&no=690
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 18.11.2007, 11:41 Hak-dilaram isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #106
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:45 .