Çok oldu yazmışım bunu, burada da okunsun diye;
Tokalaşma mevzuunda bir de şu var;
Batı erkeği ile doğu erkeği bir değil, şehvet açısından bakılırsa..
Bunun en büyük sebeplerinden biri de batıda hüküm süren tesettürsüzlük ve sınır tanımazlıktır.. Göz ve gönül alışıyor ve umursamaz oluyor ve soğukluk oluyor belki, tabii ki istisnalar vardır her konuda olduğu gibi..
Basit bir misal olacak belki ama;
Hani derler ya hiç yemek bilmeyen biri için ;" bir yumurta kırsam ne kadar mutlu olur" Ama yemek bilen bir insan için öyle değil, hiçbirşeyi beğenmez..
Ayrıca evde erkek çocuğu olan annelerin sıkça ikaz edildiğini duydum büyükleri tarafından, çocuğun önünde giyim konusunda aşırıya kaçmaması hususunda..
Gerekçesi de ; "Yarın evlendiğinde görmesi gereken her şeyi sadece eşinde görsün ki hisleri kuvvetli olsun" mulahazalarıydı ki ilmen de bu doğrudur..
Arabistan'ı örnek vereyim; -içeriği tartışılır- Kadınlar burada dışarıda peçeli ve tepeden tırnağa örtülüdürler..Görme sınırlı olduğundan, bakışları alışmadığından tesettürsüzlüğe, tüm hisleriyle eşine yönelir erkek..israf edilmemiş olur hisler yani..
Aksi yönden düşünürsek, böyle olduğu için burda, bir erkek değil tokalaşmak, beyaz tenli bir kadın ayağından-elinden bile tahrik olabilir.. Başkasının belki hiç umurunda bile olmayan şeyler bu tip erkekler için başka manalar ifade eder..
Yine gözlerin alışmasından başka, uzun süre kadından ayrı kalmak ta tetikleyici bir sebeptir bu konuda..Açla tokun hali bir olmaz.. Nur Suresi'nde mesela bu konuya da değinilir ve 32-34. Ayetlerde evlenmeye teşvik vardır.. Dinimiz de, fıtratı korumaya önem verir, aslolan batılı değil doğulu erkekteki bozulmamış bu kuvvetli hislerdir..
İşte bu yüzden toplumda müslüman erkekler fıtratlarını olabildiğince muhafaza ettiklerinden-sakındıklarından, diğerlerine nazaran daha çok etkilenirler bakışma, tokalaşma, tenhalaşma vs.vs Yoksa karşısındaki kadını sadece cinsel obje gördüğünden vs. değil, iddia ettikleri gibi..
Bir yerde okumuştum birisi diyordu; "75 yaşımdayım ama bir asansöre genç bir bayanla yalnız binemem, çünkü nefsimden emin olamam!" İşte muhakkak ki bu zat, son derece sakınanlardandı.. İslam'ın hükümleri umumidir..-her konuda- umuma hitap ettiği için ve bu da, sadece bir zaman diliminde değil, kıyamete kadar tüm zamanları kapsadığı-kapsayacağı için, tek tek şahıslara ya da bölgelere ya da asri temayüllere göre düzenlenmemiş.. Koruyucu hekimlik misali, dinimiz de hep fıtratı koruyuculuk, hep sakındırma, hep ayartıcı nefsten korunma üzerine emirler ve yasaklar konmuş; Bakma, yaklaşma, tutma vs. vs gibi..Ve tabii ki her iki taraf için de yasaklar getirilmiş, toplum yapısı da buna göre düzenlenmiş.. Yani kısaca harama götüren yollar bir bir tıkanmış ki kötü sona gidilmesin..
Eğer gidiliyorsa tüm bunlara rağmen.. 1-Yapılan işin yaygınlaşması önlenmiş;
Nasıl?
Vazgeçirici cezalarla ve halkın şahid olacağı biçimde.. 2-O fiili işleyen kişi "Ben artık bittim, öldüm, artık iflah olmam..Bu yüzle Rabbimin karşısına asla çıkamam" vs.vs mulahazalarıyla kulluğu terketmesin, dairenin daha da dışına çıkmasın ve bir yürek kaybedilmesin -Allahu a'lem- için kolaylıklar sunulmuş; Gerek Rabbimizce; mesela özel gün ve saatlerdeki umumi af gibi..
Rabbin Afuv ismi mesela..Afuv isminin özelliği var; hiçbir iz bırakmayacak şekilde siliyor geçmişi bir lahzada! Gerek efendimiz aleyhisselamca, Mesela bir kadını öpen bir sahabeden önce 2 kez yüzünü çevirmesi ve ardından ayetin inmesi; "namaz kıl...İnnel hasenata yuzhibnesseyyiat" hangi ayetti şu an hatırlayamadım.. Yine koruyucu hekimlik babında; zina için Efendimiz aleyhisselam'dan izin isteyen sahabeye karşı O'nun tavrı..
Yine O'nun yanında Amcası Abbas radıyallahuanh'ın oğlu Fadl'ın, bir kıza bakması üzerine 2-3 kez eliyle tutup başını çevirmesi..
Daha pek çok örnek bulunabilir bu konuda..
Aslına bakılırsa; Mes'ele; Günümüze bakarak bu tip şeylerin cezaya bağlanması şu- bu değil! Ceza olsa ne olacak? İşte beyan edilmş o kadar ceza var..Hangisine uyuyor günümüz gencliği ya da insanı?Asrın şu cazibedar fitnesi içinde, ayartıcı benlikleriyle başbaşa.. Asıl mesele, yüreklere Allah sevgisinin işlenmesi ve O en Sevgili'nin tanıtılması, sevdirilmesi.. Sevsin ki, Rabbini incitmekten, aradaki bağı zedelemekten korksun! Rabbini tüm sıfatlarıyla tanısın ki, ayağı kaydığında yine O'na sığınmayı, tevbeyi bilsin.. Resulunu tanısın ki, O'na benzesin! Acizane ben derim ki mes'ele budur ve gayretlerimiz bu yönde olmalıdır..
Selam ile.. |