| Super Moderator
Üyelik tarihi: 25.11.2007 Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 3.546
Teşekkür etti: 6.143
Teşekkür aldı: 3.288 konuda 11.706 kere
| Benim Öğretmenim Benim Öğretmenim
Mustafa YAZGAN
Serin sonbahar günleri, sevimli çocuklarımızın ve gençlerimizin neş’e, ümid, heyecan dolu sesleriyle doldu. Okullar açıldı. Dersler başladı. Sevgili öğretmenlerimiz, değerli birer ışık kaynağı olarak sınıflarda geleceğin güçlü, müreffeh ve mes’ud Türkiye’sinin kadrolarını aydınlatıyorlar.
Kasım ayı içinde, 24 Kasım günü başlayıp, 30 Kasım’a kadar süren “ÖĞRETMENLER GÜNÜ VE HAFTASI” sebebiyle, bu fedâkâr, cefakâr, idealist ve gerçekten saygı duyduğumuz öğretmenlerimizle ilgili bazı temel prensipleri, bir yazı konusu yapmak istedim.
Biz, millet olarak, şâirleri, edibleri, san’atkârları, gerçek ve derin şeyh efendilerimizi, hocaları, âlimleri, öğretmenleri hep ve çok sevmişizdir. Çünkü, bu ilim, irfan, öğüt, yardım, eğitim ve öğretim ordusu, ordularımızın kazandıkları zaferleri, emsalsiz bir ilim, kültür ve san’at faaliyetleri ile, ölümsüz medeniyetlere kavuşturmuşlardır.
Her mesleğin, olması gereken en kaliteli seviyesi için, şaşmaz kuralları, ilkeleri, prensipleri olduğu gibi, öğretmenlik mesleğinin de “olmazsa – olmaz” düsturları vardır.
Benim öğretmenim, nasıl olmalıdır?
Benim öğretmenimin iç ve dış dünyası ile ilgili temel, ideal ilkeler nelerdir? Düşünebildiğim ve tesbit edebildiğim kadarı ile, bu ilkeleri aşağıda arzediyorum.
BENİM ÖĞRETMENİM:
1) Öğretmenlik mesleğinin, peygamberlerin temel meslekleri olduğunu bir an bile unutmamalıdır.
2) Binlerce, onbirlerce bilinmezliği, “Öğretim” musluğundan akıttığı bilgilerle, bilinir hâle getirirken, asıl hedefin, bu bilgileri, ruhlara, beyinlere, duygulara, davranışlara, hayata işlemek, uygulamak ve sonuç almak, yani “Eğitim” olduğunu bilmelidir.
3) Kesinlikle ruh ve beden sağlığı içinde olmalıdır.
4) Ruh’un sağlığı “DİN” ile, bedenin sağlığı “DENGELİ BESLENME ve SPOR” ile mümkündür. Dindar ve sportmen olması şart olan öğretmenim, sigara, nargile, alkol, uyuşturucu, kumar gibi illetlerden uzak olmalıdır.
5) Bedeni, hergün duş yaparak temiz, kılık-kıyafeti pırıl-pırıl, ütülü, düzgün ve ciddi bir güzellik içinde olmalıdır. “Temizlik, imandandır!” düsturunu bilir.
6) Asla argo kelimelerle konuşmaz. Külhanbeyi tavırları içinde olmaz. Çevresine nezaket ve incelik örneğidir.
7) Öğrencileri ve öğretmen arkadaşları ile sosyal münasebetlerinde sınırlı, mesafeli, ölçülü, dengelidir.
8) “Öğrenci dövmek” gibi sadist ve negatif yapıda olamaz.
9) Ancak doğru, akılcı, pedagojik ve psikolojik etkilerle, saygın tavırlarıyla öğrencileri yola getirmelidir.
10) Okumak.. okumak.. bilmek.. öğrenmek ve öğretmek aşkı onun kutsal idealidir. Bu sebeple, her an, her saat, her ders arası cildler, sayfalar dolusu kitapları okur. Kütüphaneler, ikinci adresi gibidir.
11) Derslere hazırlanarak, çalışarak, yeniliklerle takviyeli, teknik ve bilimsel donanımlı olarak gelir.
12) Bütün öğrencilerinin gözünde ciddi ve olgun, bir baba şefkati kadar ince ve merhametli, fakat asla iltimas yapmayan, not cimriliğine düşmeden, âdil not veren, sevimli, güvenilir, dürüst bir insan diye bilinir.
13) Öğrencilerini, tek tek yakın takiple tanımalıdır.
14) Öğrenci velileri ile kesintisiz dialog halinde olmalıdır.
15) Ülkenin sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel mes’eleleri, dünya-gündemi ve oluşumları ile yakından alâkalıdır.
16) Yabancı bir dil bilmeli, okumalı, yazmalı, konuşmalıdır.
17) Her zaman ve mekânda “Ahlâki öğütler” veren, bilge kişiler gibi olmalıdır.
18) Kendisine bilmediği bir soru sorulunca: “Bu sorunuzun cevabını bilmiyorum. Ama hemen araştırmaya bilmeye, öğrenmeye çalışacağım.” diyebilmelidir.
19) Öğrettiği ve eğittiği bütün konularda bilginin kaynağı olan “BİBLİYOGRAFYA” kültürüne sahip olmalıdır. Öğrencilerine gerek ders sırasında, gerekse ders öncesi, konularla ilgili kitap ve kaynak listesi sunmalıdır.
20) Bir dünya ve dünya sonrası hayat ideali ve prensipler sistemine sahip olduğu için DÜN – BUGÜN ve YARIN çizgisinde, insanı hayran bırakan bir bütünlük içinde, çocukları ve gençleri yetiştirir. Böyle öğretmenlere sahip ülkelerde, bilgi, kültür ve nesiller çatışması olmaz.
21) Sadece okulda ve sınıfta değil, ülkemizin her noktasında, her zaman ve her şartta “öğretmen” olduğunu unutmamalıdır. Zira, bu değerli insan, sadece çocukların değil, gençlerin, esnafın, halkın, toplumun her kesimindeki insanların öğretmenidir. O halde, bu kutsal sorumluluk içinde, fikir, inanç, söz, davranış biçiminin ne kadar önemli, ölçülü ve etkili olacağını düşünmelidir.
22) İnsanlık tarihinin, peygamberler tarihi ile âdeta iç-içe oluştuğunu bilmeli, toplumda, okulda, sınıfta bir peygamber asaleti, zarafeti, nezaketi, sabrı, sevimliliği ve erdemini yansıtarak, gönüller fethederek, çevresini hayran bırakarak, eğitim ve öğretim hizmetini devam ettirmelidir.
Aziz dostlar!
İslâmın oluşturduğu ve millî tarihimiz boyunca şekillenen sosyal yapımızda “sınıflara ayrılmış toplum” özelliği olmadığı için, bizde “ruhban, asker, işçi, memur, öğretmen.. vs.” etiketlerine dayalı bir parçalanma ve ayrılma yoktur. Biz, bütün, ferdleri kederde ve kıvançta bir, bütün olan milletiz. Bu yapının tabiî sonucu olarak, hangi okuldan mezun olursak olalım, hangi mesleği seçersek seçelim; hayata hangi gözlükle bakarsak bakalım, hepimiz aslında birer “ÖĞRETMEN”iz. Çevremize, teşkilâtımıza, kurumumuza ve milletimize, mesleğimizin dürüst bir öğretmeni olarak daima İYİ-GÜZEL ve DOĞRU olanları öğretmeli-eğitmeliyiz. Örnek davranışlar sergilemeliyiz. Bütün negatifleri yok edip, pozitiflere kapı açmalıyız. O zaman “insan-ı kâmil” olmanın başarı huzuru ile, mutlu bir dünya ve âhiret hayatı yaşayabiliriz. Bütün öğretmenlere en derin sevgi ve saygılarımla...
Konu mesutizm tarafından (30.11.2007 Saat 00:50 ) değiştirilmiştir..
|