BİSMİHİ TEALA
Mesela bunlar, sakalı hiç almadım

Sakal kesmenin neresi keskin fetva bu ifadenizi tuhaf buldum.Zira özellikle Hanefi ulemasına göre sakal bırakmak vitir namazı gibi vacip mesabesindedir.Ve vacibin terki bize göre caiz değildir.Bundan dolayı biz sakal kesilmesini kesin haram katogorisinde değerlendiririz.
Soru: Kadın mahremi olmadan sefer miktarı yolculuk edebilir mi?
Cevap: Kadın mahremi olmadan sefer miktarı gidemez. Giderse günahkar olur.
İyi de bunu yasaklayan peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) değil mi?Ulemanın ihtilaf ettiği sadece mesafe meselesi va bazı tali kaideler.O zaman sorun nerede?Eğer mesele adiiyy (radıyallahu anha) hadisi ise bize göre o hadis ile hüküm vermiyoruz.
Soru: Kabe de umre mi yapmak daha iyidir yoksa daha fazla tavaf yapmak mı iyidir?
Cevap: Kabe de umre yapılacağına daha fazla tavaf yapmak daha efdaldir.
Üstadım yanılmıyorsam bu fetvasında şu hadis-i şerif'e göre bunu tavsiye etmektedir.
Beyhaki'nin hasen bir senetle İbn Abbas'dan (radıyallahu anh) rivayet ettiğine göre; Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
"ALLAH (Celle celaluhu), Beyt'ini tavaf edenlere her gün yüzyirmi rahmet gönderir. Altmışını tavaf edenlere, kırkı namaz kılanlara, yirmisi de Kabe'ye bakanlaradır."
Ve bu hadis-i şerife göre tavafın fazileti ortadadır.
Soru: Çocuk ölü doğduğunda isim verilecekmidir?
Cevap: Çocuk ölü doğduğunda isim vermeye gerek yoktur.
Siz neden ismin verilmesi gerektiğini izah edebilir misiniz?
Soru: İkindi namazının sünnetinin ilk oturuşunda ettehiyyatüden sonra salavatlar terk edilirse sehiv secdesi gerekir mi?
Cevap: Sehiv secdesi gerekir.
Şimdi şunun unutulmaması gerekir.İkindi ve yatsı namazlarının ilk sünnetleri gayri müekked oldukları için ilk teşehhüd de tahiyyatın arkasından salli barik duaları okunur.
Ve hafızam beni yanıltmıyorsa İmam-ı Azama (rahmetullahi aleyh) nispet edilen bir rivayette imam (rahmetullahi aleyh) de bunu avsiye etmektedir.
Soru: Saçı siyaha boyamanın hükmü nedir?
Cevap: Saçı siyaha boyamak, boya saç telinin altına geçse de haramdır.
Saçının rengi açık olan veya saçı ağaran kimsenin bunu boyatmasının Islâm'a göre hükmünü şu şekilde belirlemek mümkündür.
İslam'ın çıkışından önce yahudi ve hıristiyanlar güzel görünme ve süslenmenin ALLAH'a (Celle celaluhu) kullukla bağdaşmayacağını düşünerek, saçı boyayıp rengini değiştirmekten kaçınırlardı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem), ashabına bağımsız bir kişilik kazandırmak için saçı ve sakalı kına veya başka bir boya maddesi ile boyayabileceklerini bildirdi.
Diğer yandan kullanılacak boyada siyah renk tercih edilmemelidir. Çünkü saç boyası genellikle yaşlı erkeklerin beyazlaşan saçları için söz konusu olur. Siyah renk yaşlı kimseyi, olduğundan çok genç gösterir. Bu durum kınalama veya boyayı amacından saptırabilir. Nitekim Mekke'nin fethi günü Hz. Ebû Bekr'in yaşlı babası Ebû Kuhâfe'nin saçlarının ağaç çiçekleri gibi beyazlaştığını gören Rasulüllah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
"Bu beyaz saçı değiştiriniz ve siyahtan sakınınız" (bk. Ebû Dâvud, Tereccül, 18; Nesâî, Zîne, 15; Ahmed b. Hanbel, I,165, 356, II, 261, 499, III,160, 322).
Ancak saçı beyazlaşan kimse genç olursa, onun siyaha boyamasında bir sakınca görülmemiştir. Nitekim Sa'd b. Ebî Vakkas, Ukbe b. Âmir, Hasan, Hüseyin ve Cerîr gibi sahabelerin bu rengi tercih ettikleri nakledilmiştir (Yusuf el-Kardâvî, el-Halâl vel-Harâm fil-Islâm, Terc. Mustafa Varlı, Ankara 1970, s. 102, 103).
Boya malzemesi olarak peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) kınayı tavsiye etmiştir: "Saçın beyazlığını değiştirmek için kullandığınız şeylerin en iyisi kına ve keten bitkisidir" (Ebû Dâvud, Tereccül, 18; Tirmizî, Libâs, 20; Nesâî, Zîne, 16; Ibn Mâce, Libâs, 32; Ahmed b. Hanbel, V, 147, 150, 154).
Hz. Enes b. Mâlik (radıyallahu anh), Hz. Ebû Bekr'in (radıyallahu anh) saçlarını kına ve ketenle, Hz. Ömer'in (radıyllahu anh) ise yalnız saf kına ile boyadığını nakletmiştir (el-Kardâvî, a.g.e., s. 103).
Sonuç olarak erkek veya kadının beyazlaşan saçlarını sarı veya kızıl renge boyamaları müstehap görülmüş; siyaha boyamaları ise, sağlam görüşe göre, caiz görülmemiştir.
Soru: Erkeklerin saç ektirmesi caizmidir?
Cevap: Caiz değildir.
Benim kanıma göre üstadımız burada saç ekme ile peruk meselesini kıyas etmiştir.
Zira bu meselenin, aynıyla Kurân-ı Kerim’de ya da sünnette bulunmayacağı açıktır. Çünkü bu, yeni bir tekniktir. Ancak sünnette, yani Allah Rasulü’nün (Sallallahu aleyhi ve sellem) uygulamasında hükmü varolan, insandan insana saç naklidir. Buna bir bakıma insan saçından yapılan peruk kullanma da diyebiliriz. Hz. Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve sellem) kesinkes yasakladığı budur.Peruk kullanmanın yasak oluşu, iki sebebe bağlanmıştır: 1) İnsanın bir parçası olan saçın yedek parça gibi bir başkasına takılması ve bu sebeple insana karşı gösterilen saygısızlık. 2)Başkasının saçıyla kendsini saçlı gibi gösterip karşısındakileri kandırma. Üstadımız da bun göre kıyas yapmış olma ihtimali yüksektir. Soru: Kocası Almanya’da çalışıyor, karısını burada para yarıtıp emekli yapmak istiyor. Bu caiz midir?
Cevap: Caiz değildir. Bu şekilde yapmak kendini ateşe atmak demektir.
Sigorta meselesi geniş bir konu olup müstakil incelenmesi gereken bir meseledir.Ancak burada şu kadarını ifade etmek gerekir: Devlet sigortası (ki ulema bu hususta da ihtilaflıdır ama ayrı bir konu) dışında özel sigortalar mütekaddim ve müteahhir ülema arasında nerede ise itifakla haram olan bir husustur.