6 Şaban 1429
08 Ağustos 2008, Cuma
6 Şaban 1429
08 Ağustos 2008, Cuma
Ayet
De ki: Allah size bir kötülük dilerse, O'na karşı sizi kim korur; ya da size rahmet dilerse (size kim zarar verebilir)? Onlar, kendilerine Allah'tan başka ne bir dost bulurlar ne de bir yardımcı.
Ahzâb-17
hadis
"Allah'ım, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlıktan ve cimrilikten Sana sığınırım. Kabir azabından Sana sığınırım. Hayatın ve ölümün fitnesinden Sana sığınırım."
Muslim

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 40 (8 Kayıtlı ve 32 Misafir) bulunmaktadır.

Online  canane, ebrar69, el-Aciz, fakiriyim, hasret-yolcusu, sara, siyahsancaktar


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
Tekil Mesaj gösterimi
Ebu-zer
Tecrübeli Üye
(Konuyu Başlatan)
 
Ebu-zer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.09.2007
Nerden: Almanya
Mesajlar: 181


 
Yarışma Puanı: 430
Teşekkür etti: 869
Teşekkür aldı: 162 konuda 582 kere
kucult  büyük
"BİR KEŞF-İ KADİM OLARAK BÜYÜK DOĞU ve NECİP FAZIL"

Büyük Doğu’ya Doğru


Üstat, Abdulhakim Arvasi Hazretleri’yle tanışıncaya kadar aklın kalemiyle siyah yazılar yazardı. Zaman zaman Müslümanlar aleyhine de karalamalarda bulunurdu. O’nu tanıdıktan sonra kendisiyle birlikte şiir ve makaleleri de tövbe etti. Muarızları önceki şiirlerini kullanıp O’na zafiyet isnat etmek istediklerinde Üstat şöyle cevap vermiştir: “Geçmişi dürdüm çöp tenekesine attım. Çöpleri karıştırmak ise kedi ve köpeklerin işidir.”

Buyük Veli’nin aşk ocağında ruhu ve aklı yeniden şekillenen Necip Fazıl, ömrünü insanlara kim olduklarını, nereden gelip nereye gittiklerini anlatmaya, kendi tecrübe ve tefekkürünü de dikkate alarak bu büyük sualleri yanıtlamaya adadı.

İslam’a öylesine teslim oldu ki O’na göre sanat ancak İslam’ın emrinde olması durumunda bir anlam ifade edebilecektir:

“Anladım işi sanat Allah’ı aramakmış,

Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış.”



Büyük Doğu

Üstat üç farklı dergi çıkarmıştır. İlk olarak Ahmed Hamdi Tanpınar ve Ahmed Kudsi Tecer’in etkin olarak yer aldığı Ağaç Mecmuası’nı neşretmiştir. 14 Mart 1936’da ilk sayısı çıkan mecmua 17 sayı devam edebilmiştir. Ağaç’ta Necip Fazıl imzası ile yer alan yazılarda bir arayış vardır. Dergide Ankara havası bariz bir şekilde hissedilmektedir.

Necip Fazıl “Allah” demenin gümrüğe tabi tutulduğu yıllarda ise Büyük Doğu mecmuasını neşreder. Dergi, müstebit idarenin baskısından ilk sayılarda rengini tam olarak belli etme imkanı bulamaz.[16]

1 Eylül 1943 yılında ilk sayısı tab edilen Büyük Doğu, öyle kritik bir dönemde yayın hayatına başlamıştır ki çıkışından kısa bir müddet evvel devrin başvekili Şükrü Saraçoğlu imzasıyla Necip Fazıl’ın günlük yazılarının yayınlandığı gazeteye “Allah ve ahlaktan bahsetmek yasaktır!” şeklinde bir yazı gönderilmiştir.

1944 yılı ilkbaharında Büyük Doğu vekiller heyeti kararıyla kapatılır. Gerekçe ise muhtevasında hadis-i şeriflerin yer almasıdır. Müstebit idareyi en fazla rahatsız eden hadis ise “Allah’a itaat etmeyene, itaat edilmez.” mealindeki Rasül kelamıdır. Devrin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel, Üstatla karşılaştığında şöyle demiştir: “Bu hadisi neşretmek, bize itaat edilmez demektir.”

1943-1978 yılları arasında 35 yıl ayakta kalan Büyük Doğu, çeşitli boyutlarda, aralıklarla günlük, haftalık ve aylık olarak yayın hayatında yer almıştır. Toplam 512 sayı çıkmıştır. Dergide bir çok isim yazmakla beraber yazıların önemli bir bölümü Üstad’a aittir.

Büyük Doğu’nun yayın hayatına başladığı yıllarda Üstat, Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimarlık Şubesi’nde hocadır. Hasan Ali Yücel tarafından kendisine üniversite hocalığı ile “Büyük Doğu” arasında tercihte bulunması söylendiğinde bakana, 50 kişilik sınıflarda 50 kişiye konuşmaktansa Büyük Doğu ile bütün bir gençliğe seslenmeyi tercih ettiğini bildirmiştir. Üstad’ın Üniversite hocalığından ayrılmasına sebep olan zat, hadiseden birkaç yıl önce (1938) Üstad’a gönderdiği şiir kitabını, Necip Fazıl’a şu cümlelerle ithaf etmişti: “Hakkında her sıfatın aciz kaldığı şair Necip Fazıl’a”.[17]

Memuriyetin maddi esareti getireceğini düşünenler, Üstad’ın cevabıyla sarsıntıya uğradılar. İmanı hiçbir gücün satın alamayacağını gördüler. O, üniversiteyi kaybetti fakat Büyük Doğu başlı başına bir üniversite oldu. Yakın dönemin Müslüman gençliği asıl o üniversitede yetişti. Sahte kahramanları orada tanıdı. Abdülhamid’in “kızıl sultan” değil “ulu hakan” olduğunu orada öğrendi.

İman, tefekkür, aksiyon ve dava ruhunu bir bütün halinde sunan Büyük Doğu çeşitli nedenlerden dolayı 14 defa kapanmıştır. Genellikle siyasi otorite tarafından kapatılan Büyük Doğu zaman zamanda maddi imkansızlıktan dolayı da kapanmıştır. Üstat, Ahmed Emin Yalman, Bedii Faik gibi İslam karşıtlarına Büyük Doğu’nun parasızlıktan kapandığını söyletmemek için değişik yollara baş vurmuştur. Mecmuanın parasızlıktan kapanacağını anlayınca sert bir manşet kullanır, dergi de savcı tarafından kapatılırdı. Üstat bunu gururundan değil, İslam’ın izzetini mustağriplere çiğnetmeme gayretinden yapardı.

Büyük Doğu, Anadolu gençliği için bir ilim ve fikir menbaı olmuştur. Milletin dini, dili ve tarihine rağmen bilim yapma iddiasında olan üniversite, ilk ciddi sarsıntıyı Üstad’ın Büyük Doğu’suyla yaşamıştır.

Büyük Doğu’nun gazete bayiinde satılacağı gün sabahın erken saatlerinde bayi önünde dergi kuyruğu oluşurdu. Ev ya da yurtlarda birlikte kalan öğrenciler müştereken satın aldıkları Büyük Doğu’yu sırayla okumayı bekleyemez, bölüşür öyle okurlardı.

Büyük Doğu zor bir dönemde “ihkak-ı hakk” talebinde bulundu. O, “gaiplerden beklenen ses”ti. Çağın mümin mütefekkirleri, şairleri, sanatçıları için bir sığınaktı. Buz dağlarını eritip aklın ve ruhun önünü açacak kahramanların fikir ocağıydı.

Büyük Doğu’nun 14 Kasım 1947 tarihli 72. sayısı toplatılınca Üstat ancak üç sayı çıkabilen mizahi içerikli Borazan dergisini neşreder. Borazan’da çoğunluğu Üstad’a ait devrin istabdadını hicveden yazılar yayımlanır. Büyük Doğu bir buçuk aylık bir fetretten sonra tekrar yayımlanmaya başlayınca Borazan’ın yayın hayatı sona erer. Üstat hadiseyi şu şekilde ifade etmektedir: “Ziyafet masasına prens gelir gelmez, yaver mevkiini terk etti.”
eski 01.12.2007, 02:18 Ebu-zer isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #3
Ebu-zer isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:49 .


Page generated in 0,26189 seconds with 32 queries