| konya'da bir radyoda itikad ve fıkıh üzerine program yaptığımız yıllar... dinleyicilerin sorularını canlı yayında cevaplıyoruz. bazı cevabında tereddütte kaldığımız soruları ise not alıp, üstaz'a sormak üzere cevabını erteliyoruz.
nitekim 40-50 kadar soru biriktirip, bir vesile yanına gittiğimizde üstaz'a, izniyle, sormaya başladık. birinci ikinci üçüncü derken: dur şimdi! dedi. 'bunların cevapları ölçüler'de var! sen bakmadın mı da!...
biz de utanma duygusu yok ve edebsizliğimiz de diz boyu, dedim ki:
efendim, cevaplar var da, muhtasarını çıkarmak zor oluyor. hazır menbaı varken, sormak kolayımıza geliyor...
güldü ve: 'şuna bakın yahu! bir de bu eserlere vakıf!... olmayan ne yapsın' dedi.
aktarma sebebim şudur: hakikaten üstaz'ın eserlerini kamilen okuyanların karşılaşacakları meselelerde çözüm bulamamaları, çözümde müşkilat çekmeleri çok zordur. zira üstaz, bir meseleyi ele alırken, onun inciğini boncuğunu, benzer meselleri, ölçüleri, keyfiyetleri... herşeyini ortaya döker... |