BİSMİHİ TEALA
Muhterem dağıştanlı kareşim.
Meseleyi farklı yönlere çekmek bize bir şey kazandırmaz,sadece birbirimize kırgınlık kazandırır.Bundan dolayı bir müslüman meselelere bakarken tek taraflı bakarsa hata eder.Zira meseleleri tek taraflı incelemek insanı ön yargılı olmaya sevk eder.
Şimdi bundan sonra:
حب الوطن من الإمان
Sözü hadis kriterleri açısından sabit değildir.
Şurası unutulmamalıdır ki bir ilim dalında istenildiği kadar ilim otoritesi olunsa dahi her ilim hususunda otoriter olmak mümkün değildir.Dolayısı ile İmam-ı Rabbani (kuddise sırruhu) tasavvuf hususunda otoriterlerden birisidir.Ancak kendisi dahil hadis hususunda kendisine gelen rivayetlerin sıhhatini araştıracak durumda değildir.Zira bir rivayetin değerini anlaya bilmek için cerh ve tadil ilmi gereklidir.
Ayrıca İmam-ı Rabbani (kuddise sırruhu) (eğer dikkat ederseniz) rivayet ettiği hadisler hususunda '' hadis'' ifadesini kullanmaktadır.Ama söz konusu rivayeti ederken ''bir eser'' demektedir.Burası dahi anlayan için büyük bir ifadedir.
Zira hadis kriterleri açısında ''eser'' demek ? demektir.
İkincisi Bir Alimin kitabında uydurma hadis rivayet etmesi demek ona iftira demek değildir.Sadece o alimin o rivayeti hadis diye duymuş olabileceği demektir.
Zira hadis usulun de bir kaide vardır.
''Alim hadisi anladığı manada rivayet eder''
Yani bir fıkıh üstadı fıkıh kitabında bir hadis rivayet ediyorsa o kelimelerle/cümlelerle aradıgınız zaman o kitabta yazıldığı gibi hadis kitablarında bulamazsınız.
Bunun en güzel misali,İmam-ı Merginani'nin (rahmetullahi aleyh) ''Hidaye''sinde rivayet ettiği bir rivayettir.
''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) hayvanları haps etmeyi yasakladı''
rivayetidir.Eğer siz bu rivayeti hadis kitablarında bu lafızlar ile ararsanız bulamazsınız.Ama:
''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) hayvanlara eziyet edilmesini yasakladı'' Şimdi İmam-ı Merginani (rahmetullahi aleyh) bu rivayeti yukarıda rivayet ettiği manada anladığı için o lafızlar ile rivayet etmiştir.
Kaldı ki uydurma hadisler o kadar kitablarımız arasına girmiştir ki,(mesela Aliyul Kari'nin <rahmetullahi aleyh> İmam-ı Azam'ın <rahmetullahi aleyh) ''fıkhu'l ekber'ine yapmış olduğu şerhte dahi uydurma rivayetler bulunduğu ifade edilmektedir) bunları tashih etmek cidden müşkildir.
Kaldı ki bizim bunları söylememiz onların değerine bir noksanlık getirmez.
Son bir nokta olarak şunu ifade edebilirim:
(Hiç değilse kendim) Bütün bunları söylerken bir müçtehid olduğumu ifade etmedim/etmem de.Zira bu fakir İtikad'ta Maturidi,amelde Hanefi mezhebi'ne tabi bir müslümandır.
Ve mevzu hadis hususunda yüzlerce eser varken,Kalkıp ''bu sözü söyleyenler müçtehid mi'' gibi ifadeler takdir edersin ki usule uygun değildir.
Zira eğer her hangi bir uydurma hadis ile ilğili bir eseri elinize aldığınız zaman bu rivayetin uydurma olduğunu görebilirsin.