11 Şevval 1429
11 Ekim 2008, Cumartesi
11 Şevval 1429
11 Ekim 2008, Cumartesi
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 53 (17 Kayıtlı ve 36 Misafir) bulunmaktadır.

Online   afitap, canane, dahilek, dilerim, ebu mus'ab, karduası, koylu, nur talebesi, nurulhak, Sedem, tlyhsmngl, waweyla, yekru Dagistan, kebirulcady06, mesutizm
Tekil Mesaj gösterimi
leys
ONURSAL ÜYE
 
leys - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.09.2006
Mesajlar: 1.692




Teşekkür etti: 3.318
Teşekkür aldı: 1.478 konuda 5.658 kere
kucult  büyük
Haremeyn-i Şerifeynin Vehhâbilerin eline geçmesi

Öyle bir fitneden sakının ki, geldiği zaman içinizden sadece zâlimlere isâbet etmez. (Enfal Sûresi: 25.)

Azîz kardeşlerim,
"Haremeyn-i Şerifeynin Vehhâbilerin eline geçmesi ve onların, eâzım-ı İslâmın türbeleri hakkındaki tahripkârâne hürmetsizliği ne hikmete mebnîdir?" diye suâl ediyorsunuz.


BİRİNCİ NÜKTE

Şu Vehhâbi meselesinin kökü derindir.

Ananesi zamân-ı Sahâbeden başlayarak gelmiş.
İşte o anane, üç uzun esaslarla gelmiştir:


Birincisi:
Hazret-i Ali (r.a.), Vehhâbilerin ecdâdından ve ekserîsi Necid sekenesinden olan Hâricîlere kılınç çekmesi
ve Nehrivan'da onların hâfızlarını öldürmesi,
onlarda derinden derine, hem din nânıma Şîalığın aksine olarak,
Hz. Ali'nin (r.a.) fazîletlerine karşı bir küsmek, bir adâvet tevellüd etmiştir.


Hazret-i Ali (r.a) "Şâh-ı Velâyet" ünvânını kazandığı ve turûk-u evliyânın ekser-i mutlakı ona rücû etmesi cihetinden,
Hâricîlerde ve şimdi ise Hâricîlerin bayraktârı olan Vehhâbilerde,
ehl-i velâyete karşı bir inkâr, bir tezyif damarı yerleşmiştir.


İkincisi:

Müseylime-i Kezzâbın fitnesiyle irtidâda yüz tutan Necid havâlisi,

Hazret-i Ebû Bekir'in (r.a.) hilâfetinde, Hâlid lbni Velid'in kılıncıyla Ehl-i Sünnet ve Cemaate karşı bir iğbirâr, seciyelerine girmişti.


Hâlis Müslüman oldukları halde, yine eskiden ecdadlarının yedikleri darbeyi unutmuyorlar-nasıl ki ehl-i İran'ın, Hazret-i Ömer'in (r.a.) âdilâne darbesiyle devletleri mahv ve milletlerinin gururu kırıldığı için

Şîalar Âl-i Beyt muhabbeti perdesi altında Hazret-i Ömer'e (r.a.) ve Hazret-i Ebû Bekir'e (r.a.) ve dolayısıyla Ehl-i Sünnet ve Cemaate dâimâ müntakimâne, fırsat buldukça tecâvüz etmişler.



Üçüncü Esas:
Vehhâbilerin azîm imamlarından ve acîb dehâları taşıyan meşhur lbni Teymiyye ve lbni Kayıme'l-Cevzî gibi zâtlar

Muhyiddîn-i Arab (k.s.) gibi azîm evliyâya karşı fazla hücum ettikleri

ve güyâ mezheb-i Ehl-i Sünneti Şîalara karşı Hazret-i Ebû Bekir'in (r.a.) Hazret-i Ali'den (r.a.) efdaliyetini müdâfaa ediyorum diyerek,
Hazret-i Ali'nin (r.a.) kıymetini çok düşürüyorlar.
Hârika fazîletlerini âdileştiriyorlar.

Muhyiddîn-i Arab (k.s.) çok evliyâyı inkâr ve tekfir ediyorlar.


Hem, Vehhâbiler kendilerini Ahmed İbni Hanbel mezhebinde saydıkları için, Ahmed İbni Hanbel Hazretleri bir milyon hadîsin hâfızı ve râvîsi;
ve şiddetli olan Hanbelî mezhebinin reisi ve halkı Kur'ân meselesinde cihanpesendâne salâbet ve metânet sahibi bir zât olduğundan,
onun bir derece zâhirî ve mutaassıbâne ve Alevîlere muhâlefetkârâne mezhebinden din nâmına istifade edip,

bir kısım evliyânın türbelerini tahrip ediyorlar ve kendilerini haklı zan ediyorlar. Halbuki, bir dirhem hakları varsa, bazen on dirhem ilâve ediyorlar.



Konu leys tarafından (28.12.2007 Saat 17:37 ) değiştirilmiştir..
eski 28.12.2007, 10:51 leys isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
leys isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:12 .