14 Şevval 1429
14 Ekim 2008, Salı
14 Şevval 1429
14 Ekim 2008, Salı
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 44 (14 Kayıtlı ve 30 Misafir) bulunmaktadır.

Online   Almula, barayev, bir lahza, drkoyuncu, DuaLar, HamS, Ninja Kedi, ta-ha, TeK_ÇaReM Dagistan, efsun hayal
Tekil Mesaj gösterimi
leys
ONURSAL ÜYE
(Konuyu Başlatan)
 
leys - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.09.2006
Mesajlar: 1.692




Teşekkür etti: 3.318
Teşekkür aldı: 1.478 konuda 5.666 kere
kucult  büyük
İKİNCİ NÜKTE

Şu Vehhâbi meselesinin âlem-i İslâmın Ananesi îtibâriyle nasıl ki üç esası var; öyle de,

âlem-i insâniyet îtibâriyle dahi üç esâsı vardır:


Birincisi:

Ehl-i dünyanın ve maddî tarihin nazarıyla,

nev-i beşerin hayat-ı içtimâiyesi noktasında bakılsa,
görülüyor ki hayat-ı içtimâiye-i siyâsiye îtibâriyle, beşer,birkaç devri geçirmiş.
Birinci devri vahşet ve bedevîlik devri,
ikinci devri memlûkiyet devri,

üçüncü devri esir devri,

dördüncüsü ecir devri,
beşincisi mâlikiyet ve serbestiyet devridir.



Vahşet devri dinlerle, hükümetlerle tebdil edilmiş;nimmedeniyet devri açılmış. Fakat, nev-i beşerin zekîleri ve kavîleri,

insanların bir kısmını abd ve memlûk ittihaz edip, hayvan derecesine indirmişler.


Sonra bu memlûkler dahi bir intibâha düşüp, gayrete gelerek,
o devri esir devrine çevirmişler;

yani, memlûkiyetten kurtulup,
fakat "El Hükmül Galib" olan zâlim düsturuyla yine insanların kavîleri zaiflerine esir muâmelesi yapmışlar.


Sonra, ihtilâl-i kebîr gibi çok inkılâplarla,
o devir de ecîr devrine inkılâp etmiş.

Yani, zenginler olan havas tabakası,
avâmı ve fukarâyı ücret mukâbilinde hizmetkâr ittihaz etmesi,

yani sermaye sahipleri ehl-i sa'yi ve ameleyi küçük bir ücrete mukâbil istihdam etmeleridir.
Bu devirde sû-i istimâlât o dereceye vardı ki,
bir sermâyedar, kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı halde;

bir bîçare amele, sabahtan akşama kadar, tahte'l-arz mâdenlerde çalışıp, kût-u lâyemût derecesinde, on kuruşluk bir ücret kazanıyor.


Şu hal, müthiş bir kin, bir iğbirar verdi ki, avâm tabakası havâssa îlân-ı isyan etti.

Şu asrın tâbiriyle, sosyalistlik, bolşeviklik sûretinde, evvel Rusya'yı zîr ü zeber edip, geçer Harb-i Umûmiden istifade ederek, her yerde kök saldılar. Şu bolşevizm perdesi altındaki kıyâm-ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fıkrini verdiğinden, büyüklere ve havâssa âit medâr-ı şeref herşeyi kırmak için bir cesâret vermiş.



İkinci Esas:

Şu asır, menfî milliyeti çok ileri sürdü.
Anâsır-ı İslâmiye hiç muhtaç olmadığı halde, şu milliyet fikrine körü körüne sarıldılar.

Menfî milliyet ise, mukaddesât-ı dîniyeye hürmetkâr olamıyor; bahaneler buldukça ilişmek istiyor.


Üçüncü Esas:Sükût...


eski 28.12.2007, 17:38 leys isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #12
leys isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:02 .