| Okuma Sanatı Üzerine Düşünceler Okuma Sanatı Üzerine Düşünceler
Yazmaya niyet etmişseniz, öncelikle okumanız gerektiğine de kanaat getirin. Okumadan yazılmaz.
Yazılır ama o yazı bir yandan eksik kalmaya mahkumdur.
Çok okuyan çok iyi yazar önermesi de doğru değildir.
Okuma üzerine yazılmış denemeleri okudunuz mu?
Hepsinde bir ders var.
Yazarların kendi deneyimlerinden belli ki sancılı yazma denemelerinden süzülmüş, bin bir bedelle elde edilmişlerdir.
Dikkatlice okunmalılar.
Ancak bu da yeterli olmayacaktır yazmanıza.
Bir eksik hep olacaktır.
Ancak siz de yazarak bu eksikliğin tamamlanmasına katkıda bulunacağınızı unutmayın.
Yaşanmadan yazılmayacağı gibi okunmadan da yazılmaz.
İyi ama ne okuyacağız?
Kimlerin yazdıklarını okuyacağız?
Ve bu kadar çok seçenek içerisinde bu seçimi yapmak için kimleri ve neleri rehber olarak kabul edeceğiz?
Bu soruların pek çok cevapları vardır.
Şu yazar kazandığı başarılardan ötürü, diğeri özgünlüğünden, bir başkası felsefi derinliğinden.... okunmalıdır.
Peki ama bu kadar vakti nasıl bulacağız?
Nelerin öncelikle ve mutlaka okunması gerektiğine yönelik bir takım temel yaklaşımlar vardır.
Bu anlayışların birini kabul edebilir veya kendinize özgü bir sentez gerçekleştirebilirsiniz.
Bu pek çok şeyin netleşmesini sağlayacaktır.
Burada bir analoji kurmak istiyorum.
Şöyle ki; okuma eylemi düşünen beynin temel besin maddesini sağlamasına olanak verir.
Nasıl ki temel besin maddelerine öncelikle gereksinim duyuyorsak temel okumaları da aynı sebeple yapmak durumundayız.
Öncelikle aklımıza klasikler gelecektir.
Klasikler önemlidir.
Ancak metabolizmanın temel ihtiyaçlarının sağlanmış olması beslenme sürecinde nasıl ki yeterli kabul edilmemekte ise okuma için de aynısı geçerli kabul edilebilir.
Bu işin de ‘gurme’liği vardır.
Farklı ağız tatları vardır.
Egzotik tatlar aranır kimi zaman.
İştahlısı vardır, oburu vardır.
Tek yönlü besleneni, metabolizması hızlı çalışanı, zayıf çalışanı, şekeri, tansiyonu olanı, vs. böyle bir analoji kurduktan sonra çeşitlendirmek kolay.
Doğru beslenmenin önemini hepimiz biliyoruz.
Özellikle son dönemde başımıza kakılıyor neredeyse.
Olay sağlıklı yaşam boyutundan mutlak bir estetiğe doğru ve ticari amaçların belirleyiciliğinde olduğu durumlarda itici.
Çok satan kitapların da bu anlamda algılanması mümkün.
Çok satan bir kitabın bir kitapevinden alınmasının yarattığı bu tarz bir estetik hazzın var olduğunu düşünüyorum.
Yalnızca alıcı olmak ve satın almak ile sonlanan bir haz bu.
Sentetik gıdaları tüketmek gibi.
Burada besleyicilik hiçbir planda önemli değildir.
Tüketmiş olmak temeldir.
Seçimlerin bünyeye göre yapılması önemlidir.
Çok okuyan çok bilmez.
Çok okuyan nitelikli okur olmayabilir.
Çok okumak abur cubur tüketmekle eşleştirilebilir.
Çok tat almak, doygunluk yaşamak, sağlıklı olmak yerine karın ağrısı sahibi olabilirsiniz.
Tek yanlı beslenmenin raşitizm, kansızlık, vb. sonuçları gibi, benzer sonuçları yaşayabilirsiniz.
Bunu yazıya dönüştürmeye kalktığınızda ise sağlıklı bir ürün elde ediyor olmayacak ve yalnızca karın ağrınızı geçici olarak ortadan kaldırmaya yarayacak kadar kusmuş olacaksınız.
Ben yazacağım diyen bir kimsenin öncelikle sağlıklı beslenmesi gerekir.
Bunun nasıl olacağına dair reçete yazmayacağız.
Bunu kendimiz bulmalıyız.
Ancak bir düşüncemi belirtmek istiyorum.
Eğer bir yazarı okuduğunuzda, bundan daha iyisini yazmam imkansız, işte bu ! düşüncesi geçerse aklınızdan, doğru bir örnekle karşı karşıyasınız demektir. Yolunuz o olsun, doğru yoldasınız.
Alıntıdır..! |