BİR BAŞKA AÇIDAN TASAVVUF
Zaten o tasavvuf ki Asr-ı saadette adı yoktu yaşantısı vardı; şimdilerse ise adı çokça anılır oldu, yaşantısından kırıntılar kaldı... Şimdiki meşayıh dahi iman kurtarmak babında vesile olmaklık için ellerinden ne geliyorsa onu yapar oldular...
Şimdilerin tasavvufu...
Beş vakit namazı tâdil-i erkana riayet ederek kamilen kılmak,
Doğru, dürüst, hilesiz rızk peşinde olmak,
Yalandan sakınmak,
Büyük günahlardan şiddetle kaçınmak... oldu.
Bunun adı eğer bugün tasavvuf olarak anılıyorsa ki artık bu böyle; hepimiz birer ehli Tasavvuf değil miyiz?....
Bakmayınız siz vesile hadisesindeki cahil sofî ile sofî olmayan ahî'nin birbirlerinden alıp veremediği, kendilerinin dahi kamilen manasının idrakında olmadığı mevzulara.... Neden? Zira bilse; ah bir bilse, ne o onu kınayabilir, ne de diğeri ondan nefret edebilir....
Hani ayağımız kaysa, yere düşsek arkadaşımıza tut elimden lütfen, ne olur yardım eder misin deki yardımın asıl Allah'tan (celle celaluhu) olduğunda hiç şüphesi olmayanın; nasıl olur da bütün icad ve imdad kanunlarını elinde bulunduran Allah Teala'ya şirk koşması beklenebilir?
Nasıl yani bulut mudur yağmur yağdıran, aspirin midir baştaki ağrıyı dindiren?.. Nedir bunlar? Vesile mi? Öyle ya.. Sanki 'aspirin içtim başımın ağrısı geçti' diyenin Eş Şâfî olan Ma'budu inkar ettiğini mi söyleyeceğiz durduk yerde? Söyleseniz ona, belki sizi tekme tokat mekanından atar; eğer tasavvuf terbiyesi bile yoksa onda

, Azizim söz nereye dayanır, kime kadar uzanır dikkat etmek lazım...
Ne yani İmam Rabbani gibi, Şah-ı Nakşibendi gibi, Muhammed Bâbâ Semmâsî gibi zevatın imanlarından mı şüphe eder olduk... Kim soktu bu şirk sözünü bizim beynimize?!!...
Veya hangi birimiz yanında sürekli kendini doğruya, hakka, hoş olana çağıran birini arzulamaz? E bu ortak arzu ise neden o zaman rabıtaya sitem?... Rabıtada asıl bu azizim... Geride anlatılan ya manaya ifade bulamamanın çaresizliği; ya da gereksiz kelimelerle yoldan kalmama telaşesinin alameti... inan ki başka değil.. Ve unutma her Müslüman en az yekdiğeri kadar şeref sahibidir, öyle şirk, küfür sözlerine yüreği hele hele bazılarının çok titrer, o ithamlarda bulunanlar için dahi Yaradan'dan istikamet, hidayet ister.... Üstünlük Takvadadır.
Allah aşkına;
Rabb’imiz bir,
Kitabımız bir,
Peygamberimiz bir,
Maksadımız bir;
İila-i kelimetillahi hiyel ulyâ
Öyleyse tefrika ne için?
Nifaksız cemaat olalım...
Müslüman hangi meşrebde,
Hangi ırkta,
Hangi görüşte olursa olsun,
Olduğu gibi safa gelmeli ve bir tek can olmalıdır.
Milli bütünlük...