münevver´isimli üyeden Alıntı
.................................................. ...................
Peygambere ait olmadığına dair kuvvetli delilere rağmen bu durum acaba neden hoşunuza gitmiyor? Ya da sizi rahatsız ediyor da peygamberin söylemediğini olduğu gibi kabul etmek yerine illa ona söyletmeye çalışıyorsunuz? Peygamberin dediklerine inanmak mı, yoksa kendi inandıklarınızı onun ağzından söyletmek mi?
Bu ısrarınızı anlayamadığım için açıklama yaparsanız sevinirim...
Bu söylemlerinizin hoş olmadığını, hoş olmayı bırakınız, sizi ....... konumuna düşürdüğünü, hatta en iyi niyetli yaklaşımla okunduğunda dahil, Peygamber Efendimiz Aleyhiselam' a kendi çıkarlarımız doğrultusunda söz isnad ettiğimiz iddiasının anlaşıldığını üzülerek görüyorum.Biz İmam-ı Rabbani Kuddisesirruh gibi ikinci bin yılın müceddidine tam olarak, hiçbir şek ve şüpheye mahal bırakmadan inanıyoruz. Meselemizde budur.Bunun haricinde zerre kadar bir niyetimiz, siyasi bir saplantımız yoktur. Yüce İmamın Kuddisesirruh Kitablarında geçen herhangi bir hadis-i Şerife aynı şekilde yaklaşılmış olması tavrımızı değiştirmeyecekti. Kab içindekini sızdırır diyor ve bu konuda bir daha yazmamaya çaba sarfedeceğimizi bildiriyoruz! Zira yazar isek hakkımızda veya Yüce İmama Kuddisesirruh bağlı diğer kardeşlerimiz hakkında su-i zanda bulunup hakkımıza gireceksiniz. Sizi bu yöne sürükleyip günaha ortak olmak istemiyoruz. Son cumle olarak şunu belirtmek isteriz ki, İslam Aleminin gözbebeği Alimlerimiz hakkında konuşurken daha dikkatli olunuz.Zira mübarek Alimin Hadis Alimi olmadığı konusunda ki ifadeleriniz de isabetsizdir.Hayatlarını yukarıda aktarmış olsakta yeniden şu ifadeleri insaf içerisinde tetkik etmenizi istiyoruz.
Kadı Behlul-i Bedahşani'den; hadis, tefsir ve bazı usul ilimlerinde icazet, diploma aldı. On yedi yaşında iken tahsilini tamamlayıp, bütün ilimlerden icazet aldı. Tahsili sırasında, Kadiri ve Çeşti büyüklerinin kalblerindeki feyz ve lezzeti babasından aldı. Babası hayatta iken, talebelere ilim öğretmeye başladı.
Selametle...