11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
Ayet
Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
hadis
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

hangi mevsimi seviyorsunuz????
ilkbahar: 47,71%
yaz: 16,51%
sonbahar: 25,69%
kış: 10,09%
Katılımcı sayısı: 109. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 36 (1 Kayıtlı ve 35 Misafir) bulunmaktadır.

Online  dilerim


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

İncİler Maİl Grubu


Tekil Mesaj gösterimi
Hak-dilaram
Hakkperest
(Konuyu Başlatan)
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873


 
Teşekkür etti: 10.549
Teşekkür aldı: 4.038 konuda 18.102 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
KERAMET MESELESİ

Kerameti tasavvufu tevessülü indi yaklaşımı ile çöpe atmaya çalışan aslında neyi çöpe atmaya çalıştığının farkında mıdır

Abdullah ibnu Mes'ud radıyallahu anhu buyurur ki :
Hakikaten biz ashab, yemeklerin tesbihini işitirdik; o yemek yenildiği halde. Buhari h.n:3579, Mesabih-is-Sünne h.n. 4652

Useyd bin Hudayr, Abbad bin Bişr radıyallahu ahuma, bir gecede peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in sohbetinde devam etmişlerdir. Gecenin son kısımlarında saadet huzurlarından evlerine doğru dönmüşler; gece zifir karanlık olduğundan önlerini görmekten aciz kalmışlar; ellerindeki asayla yürürken ikisinden birisinin asası birden parlamış, onun ışığıyla her ikisi ayrılıncaya kadar yolda devam etmişler. Birbirinden ayrılınca öbürünün de asası, kendi evine varıncaya kadar aydınlık vermiştir. Buhari h.n:3805, Mirkat-ul-Mefatih h.n: 5944, Feth-ul-Bari: c.7 s.125 El Musannef c.11 s.280, El-Müsned c.3 s.137, Şerh-us-Sünne c.14 s.187

Cabir radıyallahu anhu buyurur ki:
Uhud vak'asında babam, gecenin son kısmında beni çağırarak: " Oğulcağızım, kendimi Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabından şehid olacak zevatların ilklerinden görüyorum. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in Zatı müstesna kendimden sonra senden daha aziz bir şey bırakmadım. Üzerimde bazı borçlar vardır; mutlaka onu erken zamanda öde. Kız kardeşlerine hüsn-ü muamelede bulunarak kendileri için en hayırlı şeyleri toparla." dedi. ve nitekim biz sabahladık. İlk şehidlerin içerisinde bulundu babam. Buhari h.n: 1351, Mesabih h.n: 4652

Âişe radıyallahu Teala anha buyurur ki: " Necaşi vefat ettiği zaman, kendi aralarımızda diyorduk ki, artık Necaşi'nin nuru, kabri üzerinde daimi görülecektir. Ebu davud h.n: 2523, Esiret-un-Nebeviyye li İbni-il-kesir c.2 s.27

Abdurrezzak'ın tahric ettiği üzere, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in azadlısı Sefine, Rum diyarında esir olmuş sonra kaçmıştır. Askere ulaşması için çalıştığı bir anda, ne baksın önünde bir aslan.. Aslana hitaben: Ey aslan! Sen beni tanımıyor musun? Ben Allah'ın Rasulü’nün azadlısı Sefine'yim. Şöyle şöyle başıma geldi. demiş; bunun üzerine aslan, pençelerini yere koyup kuyruğunu sallayarak mırıldanmıştır. Yürüdüğü zaman aslan da yürüyor, durduğu zaman aslan da duruyor. Ve nihayet bu suretle İslam birliklerine ulaşmıştır.. El-Musannef c.11 s.281h.n: 2544, Mesabih h.n. 4656, El-Müstedrek c.3 s.606

Ömer radıyallahu anhu, başlarında Sariye radıyallahu anhu'yu komutan tayin ettiği bir askeri birliği Nihavend tarafına göndermişti. Bir anda hutbe okunması anında, istikametinin nuruyla askerlerine bakıp keşfetmiştir. tehlikede görünce, yüksek sesle: " Ey Sariye dağa doğru! Ey Sariye dağa doğru! diye emr veriyor. Sariye, askerleriyle birlikte o sesi işitiyorlar. O hutbede ashab ve tabiinin büyükleri oturuyordu. hatta Hazreti Ali radıyallahu anhu ile Hazreti Osman arasında oturan bir zat:" Emir-ul-Mü’minin hutbesini bırakıp Sariye'ye sesleniyor." deyince Ali radıyallahu anhu elini omzuna vurarak: " Sus!.. Emir-ul-Mü'minin, altından kalkamayacağı bir işe girmez." demiştir. (yani kendisi de o manzarayı görüyordu demektir) El-Hasıl bunun üzerine sariye radıyallahu anhu dağa doğru çıkmış. Ve nitekim zaferyab oldular. Mirkat-ul-Mefatih c.10 s.295 h.n: 5954

Darimi'nin de tahric ettiği üzere, H.63'te yani Yezid'in fitnesi zamanında Şam askerleri Medine ahalisine zulmettiklerinden, tabiinin büyüklerinden Saîd bin Müseyyeb radıyallahu anhu, Mescid-i Nebevi'ye sığınmıştı. Dışarı çıkamadığı için vakitleri bilmezdi. Namaz vakti geldiği zaman Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in Kabr-i şerifinden sesler işitir ve o seslere göre vakitlerini ayarlardı. Mirkat-ul-Menatif c.10 s.291,292 h.n: 5951

Bunca hadisten sonra anlaşıldı ki Keramet Peygamberin mucizesinin devamıdır.. Ümmetin inkar edemeyeceği sahih kitablardan aktarmaya çalıştık... İslam alimleri ciltlerce taharet hakkında eser yazdılar, devlet hakkında eser azdır diyenlere iki cümle ithaf olunur. Taharet adabından istinka, istibra, istinca vazifelerini ayrıntılı yerine getirmeyenin tahareti yoktur, tahareti olmayanın abdesti yoktur, abdesti olmayanın namazı yoktur, namazı olmayanın ise ....

Bu hadislere uydurma diyemeyeceğimiz gibi kerameti inkar edip, vesileyi dama atıp, büyüklerle birlikte olmayı, onlara sevgi beslemeyi sanki o zatların kara kaşlarına kara gözlerine imiş gibi değerlendirip, kendinden gayrı herkesi gayrı samimi, Allah'ın dinini yıkmaya çalışan insanlarmış gibi gösteren zihniyetin kafasındaki İslama ihtiyacımız yoktur. Müslümanlar bir yanlış üzerinde ittifak etmezler. Her bir Müslümanın yekdiğerinin şerefine mütecaviz sözünün altında mutlaka şeytanın hilesi ve gayreti vardır.

Dini dar bir kalıpta anlamak istediğimiz gibi değil; anlamamız gerektiği gibi algılamak noktasında ulemayı devreden çıkarırsak yerini mutlaka bir dolduran bulunacaktır ve merak edilmeye o dolduruşa gelenin her ne kadar “ben direkt Allah’ı muhatap alıyorum”demesine rağmen, doldurucunun Allah Teala’ya olan tavrı olmuşçunun ifade ettiği her kelimenin altından sinsi bir sırıtışla kendini gösterecektir.
eski 27.08.2006, 15:00 Hak-dilaram isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #17
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:37 .