6 Ramazan 1429
06 Eylül 2008, Cumartesi
6 Ramazan 1429
06 Eylül 2008, Cumartesi
Ayet
Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.
Haşr-21
hadis
İnsanoğlu sabaha çıkıp güne başladığında bütün organları diline yalvararak şöyle derler:Hakkımızda Allah’tan kork. Çünkü bizim doğru yönde ilerlememiz ancak seninle mümkündür. Sen doğru çizgide olursan,biz de doğru çizgide oluruz.Sen doğru yönden saparsan,biz de saparız.
Tirmizi

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 39 (13 Kayıtlı ve 26 Misafir) bulunmaktadır.

Online   --sena--, 1garibyolcu83, aace, aşkınsonhecesi, DeRCan, HamS, iklimya, kucukcırak, sara, siyahsancaktar, yıldırım beyazıt Dagistan, , Ummu Seleme
Tekil Mesaj gösterimi
ashqi
Tecrübeli Üye
 
ashqi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.08.2006
Mesajlar: 260




Teşekkür etti: 119
Teşekkür aldı: 241 konuda 1.082 kere
kucult  büyük
Şeyh Abdulğafur El-Abbasi Efendi rahmetullahi Teala aleyh

1947 senesiydi. Sıkıntılı günler geçiriyordum. O günlerin birinde Bâbulmecîdî'deki evimizden çıktım; Harem-i Şerif'te öğle namazına gidiyordum. Birden bir önümdeki sokaktan Şıh Abdulğafur ElAbbasi Hazretleri çıktı.

Bir Mürşid-i Kamil

Aslen Afganlı olan bu zat, Yeni Delhi'de okumuş, büyük bir âlim olmuş. Kelâm, mantık ve fıkıh gibi ilimlerde yüksek bir dereceye çıktıktan sonra Hindistan'da o günün büyük meşayıhından olan zatlara intisab etmiş.

Kısa zamanda kat'-ı merâtib ederek, seyr-i sülûkunu tamamlayıp, mürşidlik payesini kazanmış ve Nakşibendi Tarikatinin İmam-ı Rabbani tarafından kurulmuş olan Müceddidî kolunda şeyh olmuş. Daha sonra Medine-i Münevvere'ye gelip yerleşmiş.

Peder merhum benim Kahire'de bulunduğum beş yıl zarfında, bu zatın sohbetlerine gider, hatm-i hâcelerine katılırmış... Şeyh Abdulğafur Efendi, Cuma günleri ikindiden sonra hatm-i hâce yaptırır; zikirden sonra yarım saat kadar, şeriat nedir, tarikat nedir, zikir nedir, fikir nedir diye sohbette bulunur idi.

Kendisine daha önce de bir kaç kere selâm vermiş, elini öpmüş isem de, sohbetlerine hiç gitmemiştim.

Baba Dostları

O gün, hiç beklemediğim bir anda, önümdeki sokaktan karşıma çıkıvermişti... Selâm verdim. Selâmımı aldı; yanıma geldi; elimden tuttu. Harem-i Şerif'e doğru, elim elinde gitmeye başladık. Dedi ki:

"Bilirsin ki, Peygamber Efendimiz: İyiliklerin en iyisi, bir kimsenin, baba dostlarıyla münasebetini kesmemesi, devam ettirmesidir, buyurmuştur... Baban merhum, benim âhiret kardeşim, zikir ve fikir kardeşim idi. Yapacağı herhangi bir iş hakkında fakire gelir, istişare eder, istihare yaptırırdı. Birkaç defa seni gördüm. Baban merhum hayâlimden geçti. Rahatsız mısın yoksa?..."

"Evet efendim, biraz rahatsızım."

"Bizim fakirhanenin hastahane olduğunu, kimse söylemedi mi sana? Her ikindiden sonra evdeyim. Sabahları da öğleye kadar, oğlum Abdulhak ve bazı gençlere Hidaye okutuyorum. İşden vaktin varsa, o derse iştirak için gel. Vaktin yoksa, işlerini bitirdikten sonra gelirsin... Ne işle meşgul oluyorsun?"

"Efendim, mendil yapıyorum ben..."

"Her cuma günü ikindiden sonra hatm-i hâcemiz var. Her gün ikindiden sonra ziyaretçi kabul ederim. Ne zaman gelirsen, evim açıktır..."

Ders Alıyorum

...
..
.

Üstad ALi Ulvi Kurucu - Hatıralar - cilt 3 sayfa 59 - 60
eski 07.01.2008, 21:51 ashqi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:48 .


Page generated in 0,24636 seconds with 14 queries