Biz afyonda gazoz kapagi oynardik. Herkes ikiser ucer koyar yanyana, elimizde kucuk mermerler. Bilye = misket = usakta ciz

tarzi bir oyun. Buyuk bir teneke dolusu gazoz kapagim olmustu. Birgun annem hepsini dagitmis

. Maden suyu kapaklari en degersiz, heryerde bulunuyordu. Kola kapaklari en degerlisi, az bulunurdu, o zamanlar kola icen yoktu nerdeyse.
Evin yakinindaki camiye giderdim sirf ezan okumak icin. Hoca amca izin verirdi, hem de muezzinlik yapardim. Minarenin mikrofonu ortasinda bi yerdeydi, normalde serefeye kadar cikmazdik ezan okumak icin. Birgun ben sirf meraktan serefeye kadar ciktim. Soluk soluga kaldim tabi. Sonra bir ezan okuyus ki sormayin, kesik kesik
Bir ara oyle bir evde oturduk ki anlatamam. Eski, 2 katli. Kocaman bahcesi. Dut, armut, elma, visne, kiraz gibi bir suru meyve agaci vardi bahcede. Dut agacina cikip yedigimi, ablamin da bana "Yeme, topla, aksama beraber yiyecegiz" diye kizdigini hatirliyorum. Kavak agaclari bile vardi. Sonbaharda dokulen yapraklardan yatak yapar, bir guzel uzanip gokyuzunu seyrederdim. Ahh ahh.