Kur'an'ın yeterli olacağı görüşü, Tabiun dönemine kadar uzanmaktadır. Yukarıda iktibas edilen ve Peygamberimizin "yakın zamanda" diye işaret ettiği gerçek, Tabiun döneminde ortaya çıkmıştır.
Hz. Peygamber’in sağlığında cereyan eden bazı hadiseler onda sadece Kur’an ile yetinme fikrinde kişilerin olabileceği fikrini uyandırmıştı. Bu konuda İrbad b. Sariye şöyle der: Resulullah ile Hayber’de beraber konakladık. Yanında sahabeden bazıları vardı. Azgın bir inkarcı olan Hayber Melik’i Nebi’ye gelerek ‘Ey Muhammed! Develerimizi kesmeye meyvelerimizi yemeye ve kadınlarımızı dövmeye ne hakkınız var?’ dedi. Resulullah sinirlenerek ibn Avf’ı çağırarak: atına bin ve git Müslümanları çağır. ‘ buyurdu. Namazı kıldırdıktan sonra ayağa kalkarak oradaki Müslümanlara ‘ yoksa içinizde koltuğuna kurularak Alllah’ın Kur’an’dakiler dışında hiçbir şeyi haram kılmadığını sayanlar mı var? Şuna dikkatinizi çekerim. Ben de bazı şeyleri emreder, yasaklar, ya da tavsiyede bulunurum. Bunlar da en az Kur’an’daki emir ve yasaklar kadar bağlayıcıdır. Şüphesiz Allah izinsiz olarak ehli kitap olanların evlerine girmenizi, kadınlarını dövmenizi ve borçları ödedikleri taktirde de meyvelerini yemenizi haram kılmıştır.’ buyurdu. (Ebu Davud, İmare 32)
İmrân b.Husayn (r.a) (bir sohbet esnasında) şefaat konusunu zikretti. Orada bulunan bir adam " Ya Ebâ Nuceyd! sizler bize bazı hadisler söylüyorsunuz ki biz Kur'ân'da onların bir aslını bulamıyoruz" der. Bunun üzerine İmrân (r.a) kızdı ve adama şöyle dedi; "Sen Kur'ân'ı okudun mu?" Adam "evet" deyince, "Peki Kur'ân'da yatsı namazının 4, akşam namazının, 3, sabah namazının 2, öğle namazının 4 ve ikindi namazının 4 rek'at olduğuna dair bir şey buldun mu ?" diye sordu. Adam "hayır" dedi. İmrân (r.a), "Peki bu namazların rekat adetlerinin böyle olduğunu kimden öğrendiniz? Bizden öğrenmediniz mi? Biz de onu Hz.Peygamber (sav)'den öğrendik.." ( Abdürrezzâk XI 255; Es-Suyutî, "Miftahu'l Cenne Fi'l ihticaci'l sûnne",(El-Beyhaki'nin "El-Medhal"inden naklen)9-10.)
Bu rivayetler, erken dönemde (Peygamberimiz (sav)'in "yakın zamanda" diye işaret buyurduğu "tabiun" döneminde) sünnet'e karşı gösterilen münferit menfi tavırlara emsal teşkil eder. Sünnete karşı hareketlerin başlangıç tarihini araştırdığımızda "Ehl-i Bidat" olarak nitelendirilen grupların çıkış tarihine ulaşmaktayız. Hz.Osman (r.a)ın şehid edilmesi, cemel ve sıffîn vakıaları, tahkim olayı gibi sebepler bu fırkaların doğmasını intaç etmiş ve ardından Sahabe'nin adaleti sorgulaması gündeme gelmiştir. Onların adaletini tartışan kişiler elbetteki onları cerh edecek ve onlar vasıtasıyla (senedleriyle, rivayet kanallarıyla) bize ulaşan hadis/sünnetleri de tartışacak ve red etmeye yöneleceklerdir.
Geçmişteki tartışmalarla günümüzdeki tartışmalara baktığımızda hadislere karşı olumsuz tavır takınanların geçmişte olduğu gibi günümüzde de rasyonalist bir zihniyete sahip oldukları ve itirazın genelde bu akılcı zihniyetten kaynaklandığı gözden kaçmamaktadır...
ALLAH'tan bu zihniyetteki kişilere acil şifalar ve hidayet diliyorum.
Selam ve dua ile...
__________________
Olayları ve düşünceleri kritik etmek için cins kafa ister, fakat taklit etmek için fazla zeki olmaya gerek yok
|