| Şeref Üyesi
Üyelik tarihi: 27.08.2006 Nerden: istanbul
Mesajlar: 747
Yarışma Puanı: 160 Teşekkür etti: 23
Teşekkür aldı: 164 konuda 343 kere
| 8. Öfkeyi bastırmak Allah’tan gerçek manada korkan kulların alametlerinden olduğunun bilinmesi.
Bunlar Allahû Teâlâ’nın ve kendi kitabında övdüğü kullardır. Peygamber (s.a.v.)’inde methu sena ettiği kişilerdir. Onlara genişliği gök ve yeryüzünü kaplayan cennetler hazırlanmıştır. Onların sıfatlarından: “O takva sahipleri ki, bollukta da, darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah ta bu güzel davranışta bulunanları sever.” (Ali İmran, 3/134)
İşte bunlar Allahın, güzel ahlaklarından ve güzel sıfatlarından ve fiillerinden bahsettiği kişilerdir. Onlara ulaşmak için can atılan kişilerdi. Yine onların ahlakından: “Kızdıkları zaman da kusurları bağışlarlar.” (Şura, 42/37)
9. Hatırlatıldığı an Hatırlamak
Öfkelenmek insanoğlunun tabiatında vardır. İnsanlar bu meselede farklılık arz edebilirler. Belki öfkelenmemek insana çok zor gelebilir. Fakat sıddıklar öfkelendiklerinde, onlara Allah hatırlatıldığında Allah’ın hududu yanında dururlar. İşte misal: İbni Abbas (r.a.) anlatıyor: Bir adam Emirû’l-mü’mininin yanına girmek için izin istedi. Ancak yanına girince: Yeter artık! Ya İbnû’l-Hattab sen bize bol vermediğin gibi aramızda adaletle de hükmetmiyorsun!” dedi. Hz.Ömer (r.a.) pek öfkelendi. Neredeyse dövmek için üzerine yürüyecektiler, Hûrr (r.a.) atılıp: Ey Emire’l-Mü’minin! Allahû Teâlâ, Resûlüne: “Affı esas tut, ma’rufu emret ve cahillerden de yüz çevir” emretmiştir. Bu adam cahillerden biridir.” dedi. Vallahi, Hûrr (r.a.) ayeti okuyunca Hz.Ömer (r.a.) olduğu yerde kalıp hiçbir şey yapmadı. Hz. Ömer (r.a.) Allah’ın kitabı yanında hemen durur, onu bırakıp gitmezdi.” Mü’min böyle olur, öfkelendiği zaman kendisine hadis bildirildiğinde tavır koyan pis münafık gibi değildir. Ona bir sahabi dedi ki: “Şeytandan Allah’a sığın.” Ona hatırlatan sahabeye dedi ki “bende, anormal, bir şey mi görüyorsun, ben deli miyim?” Gitaşırı gitmekten Allah’a sığınırız dedi o münafık.
10. Ökelenmenin Dezavantajlarını Bilmek.
Öfkelenmenin dezavantajları (kötülükleri) çoktur. Genel olarak kendine ve başkalarına zarar vermek. Dil, küfrediyor, sövüyor, iğrenç şeylere yöneliyor. El, hesabı belli olmayan bir şiddete gediyor öyleki iş katle (öldürmeye) kadar varabiliyor. Anlatacağımız bu kıssada ibret vardır.
Alkama b. Vail’den babası (r.a.) ona konuştu dedi ki: “Peygamber (s.a.v.) ile oturuyorduk. Bir adam, birini sicim ipiyle sürüp çıkageldi. Dedi ki:
“Ey Allah’ın Resûlü, bu kardeşimi öldürdü.” Peygamber (s.a.v.)’de Ona:
“Onu öldürdün mü?” Diye sordu. Evet, öldürdüm, dedi. Peygamber (s.a.v.)
“Onu nasıl öldürdün?” diye sordu. Dedi ki:
“Ben ve o ağacı dövüyorduk (yem için ağaca vuruyorduk yaprakları düşsün diye.) Bana küfretti ve beni kızdırdı. Ben de başının yan tarafına balta ile vurdum ve öldürdüm...” Bundan daha hafif olanlar olabilir. Yaralamak, kırmak gibi. Kendisine öfkelenen kaçtığı vakit, öfkelenen kendine döner, elbiselerini parçalayabilir, yanaklarına vurabilir, ya da hızla yere yığılır, bayılır kısaca kap kırılıp mal heder olabilir.
Öfkelenmekten sadır olan en kötü iş toplumsal hayıflanmalara, ailenin parçalanmasına, varlığın özü olan ailenin boşanmasıyla dağılmasına, hanımlarını boşayanların çoğuna sorduğumda ne zaman, nasıl boşadın hanımını? Öfke anında diye cevap veriyorlar. Bu durumlar özellikle çocukları etkiliyor, serseri olmalarını doğuruyor, pişmanlık, başarısızlık ve acı yaşam hep bu öfkelenmekten kaynaklanıyor. Eğer onlar Allah’ı zikredip kendilerine gelselerdi, öfkelerine hakim olup şeytandan Allah’a sığınsalardı bu olanlar olmazdı fakat İslam şeriatine muhalefet etmeden zarardan başka birşey doğurmaz.
Öfke sebebiyle bedende meydana gelen zararlar önemli bir meseledir. Doktorların belirttiğine göre, kan pıhtılaşması, tansiyon yükselmesi, kalp atışlarının hızlanması, nefes alış verişlerin normali sollaması kalp krizine, şeker hastalığına vb. gibi hastalıklara sebep olabiliyorlar. Allah’tan sağlık dileriz.
11. Öfkelenenin, öfke anında kendini düşünmesi.
Öfkelenen, o esnada aynaya baksa yüzünü ne kadar sevimsiz (kerih) bulur.Renginin değiştiğini, gürültüsünün şiddetini etrafının titremesini, fıtratının değiştiğini, çehresinin farklılaştığını yüzünün kızardığını, lokma gözlülüğünü, hareketlerinin kontrolden çıktığını, o deliler gibi davrandığını, nefsine tenezzül etmediğini, duruşundan tiksindiğini, bilinir ki, için çirkinliği dıştan daha büyüktür.Hal ve durumu bu olan adama şeytan ne sevinir.Şeytan ve aşırı gidenlerden Allahû Teâlâ’ya sığınırız.
12. Dua
Dua her zaman mü’minin silahıdır. Onunla, Rabbinden kötü ahlaktan, afetlerden, bütün kötülüklerden korumasını isteriz.
Öfke sebebiyle zulümden, küfrün cehennemine düşmekten Allahû Teâlâ’ya sığınırız. Razı olma ve öfkelenmede adil olma.
Peygamber (s.a.v.) duasında: “Allah’ım gayb ilmin ve mahlukuna yeten gücün (kudretin’le benim için hayatta olmak hayırlı oldukça beni hayatta kıl, ölüm benim için aleniyette senden korkmayı diliyorum. Öfke ve razı olmada ihlas diliyorum. Fakirlik ve zenginlikte tasarruf diliyorum. Kazana razı olmayı diliyorum. Ölümden sonra rahat bir hayat, yüzüne bakmanın lezzetini istiyorum ve sana kavuşmak için iştiyak vermeni diliyorum. Zarar veren bir zarar, delalete götüren fitne değil. Allah’ım bizi iman süsüyle süsle ve bizi hidayete ermiş, yol göstericilerden kıl.”
Hamd Alemlerin Rabbi Allah’adır. |