11 Şevval 1429
11 Ekim 2008, Cumartesi
11 Şevval 1429
11 Ekim 2008, Cumartesi
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 53 (15 Kayıtlı ve 38 Misafir) bulunmaktadır.

Online   afitap, dahilek, dilerim, ebu mus'ab, karduası, koylu, nur talebesi, nurulhak, Sedem, tlyhsmngl, waweyla, yekru Dagistan, mesutizm
Tekil Mesaj gösterimi
diyarbekrî
محمد ديار بكري
 
diyarbekrî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.08.2007
Mesajlar: 1.866




Teşekkür etti: 4.170
Teşekkür aldı: 1.728 konuda 7.285 kere
kucult  büyük
EDEBİN iLK TEMELi TAHARETTiR

EDEBİN İLK TEMELİ TAHARETTİR


1- ‘’Temizlik imanın yarısıdır.’’

2- ‘’Eminliği olmayanın imanı yoktur. Temizliği olmayanın namazı yoktur. Namazı olmayanın dîni yoktur. Ancak dinde namazın yeri, cesede başın yeri gibidir.’’[Bu hadîs-i şerîfi Tabarânî rivayet etmiştir.]

3- ‘’Namazı olmayanın İslamda payı yoktur. Abdesti olmayanın namazı yoktur.’’

4- Asılırsanız, yakılırsanız, parça parça olursanız bile hiç bir şeyi Allah’la eş tutmayın.Bile bile kasden namazı terk etmeyin.Kim ki onu kasden terk ederse Millet’ten çıkmıştır. Büyük günahlara irtikab etmeyin. Çünkü büyük günahların irtikab edilmesi Allah’ın gazabıdır. Sekir veren içkileri de içmeyin. Çünkü o da umum hatanın başıdır.’’

5- Adamın birisi, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelir: ‘’Ey Allah’ın Rasûlü, onu işlemekle cennete gireceğim ameli bana öğret.’’der. Bunun üzerine Rasûl-u Muhterem ona:

‘’Yakılsan ve azablandırılsan bile Allah’a bir şey eş etme. Annen baban seni malından çıkarsalar bile, yine onlara boyun eğ ve onlarla istişare et. Her şeyden seni mahrum etseler bile nasihatlerini dinle. Kasdî olarak namazı terk etme. Kim ki kasden (inanmayarak) namazı terk ederse, şübhesiz Allah’ın zimmetinden berî olmuştur.’’

6- ‘’Allah Teâlâ İslam dîninde dört şeyi farz kılmıştır. Kim ki dörtten birini terk ederse, dîni ona fayda vermez. Ancak ve ancak hepsini yerine getirirse ona fayda verir: Namaz, zekat, ramazan orucu, ve haccetmektir.’’

‘’Size verilen şey dünya hayatının (geçici birer) faydasıdır. Allah indinde olan (sevab) ise daha hayrlı, daha süreklidir. (Bu sevablar) iman edip de ancak Rabb’lerine güvenip dayanmakta, büyük günahlardan ve fâhiş kötülüklerden kaçınmakta, öfkelendikleri zaman bizzat (kusurları) örtmekte (bağışlamakta) olanlara, Rabb’lerin(in tevhid ve ibadete aid davetin)e icabet edenlere, namaz(lar)ını dosdoğru kılanlara –ki bunlar işleri aralarında müşâvere(ile)dir-, kendilerini rızklandırdığımız şeylerden (Allah’a taat uğruna) harcamakta bulunanlara, kendilerine teğallüb ve zulüm vâki’ olduğu zaman elbirlik (mazluma) yardım edenlere mahsustur.’’

‘’Kötülüğün karşılığı ona denk bir kötülük( bir misilleme)tür. Fakat kim afuv eder, barışı sağlarsa mükafatı Allah’a aiddir. Şübhe yok ki O, zalimleri aslâ sevmez.’’

‘’Kim kendisine (yapılan) zulüm ardından herhalde hakkını alırsa, bunda aleyhinde (mesuliyete) bir yol yoktur.’’

‘’O yol ancak insanlara zulmetmekt, yer(yüzün)de haksız olarak teğallübe kalkmakta olanlara karşıdır. İşte bunlar (yok mu), bunların hakkı pek acıklı bir azabdır.’’

‘’Bununla beraber kim sabreder, (suçları) örter (bağışlar)se, işte bu, şübhesiz ve elbet azmolunacak umurdandır.’’[Eş-Şûrâ 36-43]

İzah:

Yukarıdaki hadis ve ayetlerde sekiz büyük ahlak emredilmiştir:
1-Allah Teâlâ’yı bir bilip O’na ibadet etmek;
2-Dosdoğru ta’dîl-i erkanla namaz kılmak;
3-Büyük günahlardan sakınmak;
4-Devamlı sade bir kalble Allah Teâlâ’ya tevekkül etmek;
5-Öfkelenme zamanlarında öfkeyi dizginlemek;
6-Umum amellerde ehliyle istişare etmek ve acele etmemek;
7-Allah Teâlâ’nın yolunda hayırlı cihetlere malı harcamak;
8-Mazlumu koruma, zalimi mümkün mertebede susturmak.
Bu sekiz hasletten, yedi çeşit temizlik anlaşılmıştır:

1-Şirk ve küfürden temizlenme

Şirk ve küfürden temizlenmenin iki usûlü vardır:

a-Ehli Sünnet velCemaatin ölçüsüyle ‘’Âmentü’’nün manalarına cân-ı gönülden inanmaktır. Buna ilm-i Tevhîd denilir.

b-Zikir ve fıkıh bilgileriyle nefsi, ruhu ve kalbi temizlemektir. Yani huzûr-u kalble Kelime-i Tevhîd = ‘’Lâ ilâhe illallah’’ yahud salavât-ı şerîfeleri çokça tekrarlamaktır.Yapacağı ibadetleri de, âdetlerden ayırt etmektir.Buna amel-i Tevhîd denilir.İnsan bununla nefsini, küfür ve şirkten temizlemiş olur.

2-Bedenî temizlik, necasetten ve abdestsizlikten korunmak üzere iki kısımdır.
Necasetten bedenî temizliğin keyfiyeti iki şekildedir:

a-Tevekkül ve iman şubelerini, namaz gibi ibadetlerle temizlemek, takviye etmektir.Yani taharetlenmede, abdestte ve namazın ta’dîl-i erkanında, vesveselere, gevşekliğe kapılmadan kemâl-i ciddiyet göstermektir.

Bu taharet, yani namaza hazırlık da iki kısımdır.Bu iki kısmın de esasını tarif edelim; kalan kısmı ise ilmihal kitablarına bırakalım:

Birincisi, necasetlerden temizlenmektir.

Bedenimizi ve libasımızı necasetten temizlediğimizde şu kaideye riayet etmeliyiz: Necasetin izalesinde daima, temizleyici olan suyu, temizlenen yerin üstüne akıtmalıdır.
Mesela mendilimizi yıkadığımızda, musluğun, hortumun veya ibrik gibi herhangi bir kabın yani mecrâsının altında bulundurmalıyız.

Elimizi yıkadığımızda kabın içine sokmayıp, yine su ve mecrasının altında temizleyeceğiz. Bu keyfiyetle temizlenen şey suyun altında olup,üzerine suyun devamlı veya musluk olmadığında kesik kesik gelmesi gerekir. Ayrıca necaseti izale eden suyun, tekrar olarak yıkanan şeye dönmemesi şarttır. Burada ince bir nokta vardır; o da, medenî ve dînî olan taharetlenmedir. Maalesef gençlerimizden daha ziyade birçok ihtiyarlarımız, hatta imam ve müezzinlerimiz, taharetlenme ibadetini, gayrı müslimlerin temizlenmelerinden ayırt etmemektedirler.

Mesela gayrı müslimlerin taharetlenmelerinde, necasetin altta veya üstte kalması şart olmayıp, hatta eserinin izalesi bile söz konusu olmadığından, musluğun karşısına oturur, ön ve arkasına bol su döker, el değdirmez. Bu keyfiyet Mecûsîlerin ve râfizîlerin taharetlenme usûlüdür.Ehli Kitab ise, necaset eserinin izalesini bilmediğinden, sağ veya sol eliyle kap veya musluktan su alır; alttan necaset mahalline vurur; tırnaklarıyla necaseti oradan alır; musluğa götürür. Kullandığı elini temizlerken, musluğun altını pisler. Şimdi musluktan akan su, necaset üzerine geldiğinden pislenmiş olur. Ondan sıçrayan, elbiseyi de pisler. Bu takdirde, taharetlenmemiş olur. Mecradan aldığı suyun necaset mahalline değmesiyle necaset mahallinden el ve suya damlayanla elde getirdiği su da necis oluyor. Her iki takdirde de elindeki necis su il necaseti izale edemez. İşte taharetlenmede temizlik de olmamıştır.

Öyleyse şu kaideye de riayet etmelidir.

Her halde, sol el sağa hizmetçi; taharetlenmede, sağ el sola hizmetçidir.Binaenaleyh kazâ-i hâcetten sonra, hortum veyahud ibriğin kulpu sağ elle tutulup, önden, kasıkla hayalar arasından su akıtılır..

Bu arada sol el, sol ayağın dışından, baldırla uyluk arasına sokulur ve onunla oğuşturularak necaset izale edilir.

Hortum, ibrik veya herhangi bir kap bulamayan , yine sol elini sol ayağının dışından, uylukla baldır arasına sokar, hazır bulundurur, yani değdirmez. Ancak musluktan veya kabın içinden sağ eliyle suyu getirip, hayâ ile kasık arasından döktükten sonra sol elle necaseti izale eder.


Bu keyfiyetle su necasetin üstünden gelmiş ve onu yerinden izale etmiş olur.yani bu sûrette sağ el seyyar olur. Her iki sûrette de sol el sabit kalır.Şu halde, necasetin zevali değil, izalesi şarttır. Sol elin sabit kalmasıyla, avuç içi de temizlenmiş oluyor. Fakat sol elin arkası ayrıca temizlenir.


Erkeklerde bilhusus istibrâ meselesinde şu kolaylık var: Mendil veya herhangi teharet bezi veya tuvalet kağıdı alınır, sol elle makaddan itibaren kamışın ucuna kadar sıkılır. Eğer bezsiz yaparsa yine çıkmaz. Eğer bezi yoksa, pamuk kullanmak müstehab olur.


Şimdi tehareti olmayanın namazı yoktur mealindeki hadîsin hikmeti beyan olundu.

b- Bedenî temizliğin ikincisi yani abdestsizlikten temizlik, gerek gusülde ve gerekse herhangi arızada, suyu necis mahallin üzerinden akıtıp temizlenmektir. Bu bedenin zâhiri temizliğidr.

Bedenî temizliğin ikinci kısmı, beş kısımdır:

1-Hangi aza ile ne günah işleniyorsa, onu o günahtan alıkoymaktır.Mesela gözü harama bakmaktan, dili yalandan, kulağı gıybetten, hayâyı zinadan men etmek, bedenin Bâtınî temizliğidir.

2-Kalbi ve dimağı menfî düşüncelerden, nefsi de kibir, benlik, riya gibi hastalıklardan paklamaktır.Bu, ahlakta temizliktir.

3-Ev temizliğidir. Kap kacak, sergi ve bilhusus yemek kaplarını umum mikroplardan korumakla yapılan temizliktir.

4-İbadette temizlik. İbadette temizlik aleti ikidir:

a- İlmî kuvveti kullanmaktır.
b-Amelî kuvveti kullanmaktır.
Yani her işimizde, o işin yapılış keyfiyetini bilmek ve fiilen yapmaktır.

5-Mâlî temizlik: Cimrilikten, hırstan arınıp, zekatımızı müstehak fakir veya miskinlerin eline vermektir. Yani malın belli cüz’ünü mesela kırkta birini, fakire mülk olabilecek şekilde temlik etmektir.

İsmail Çetin- Sohbet ve Tesettür’de Âdab

Konu diyarbekrî tarafından (24.01.2008 Saat 09:42 ) değiştirilmiştir..
eski 23.01.2008, 10:19 diyarbekrî isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:09 .