20 Şaban 1429
22 Ağustos 2008, Cuma
20 Şaban 1429
22 Ağustos 2008, Cuma
Ayet
Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşacağınız zaman günahı, düşmanlığı ve Peygamber'e karşı gelmeyi fısıldamayın. İyilik ve takvayı konuşun. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun
Mücâdele-9
hadis
İnsanlar arasında ara bozma niyeti ile laf götürüp getirmek, insanlara hakaret etmek ve sövmek, kendi ırkını üstün görüp başka milletleri aşağı görmek..İşte bu 3 davranış, cehennemdedir. Bunlar, bir mü’minin ahlakında yer alamaz.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 24 (2 Kayıtlı ve 22 Misafir) bulunmaktadır.

Online  yahya


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
Tekil Mesaj gösterimi
mesutizm
Super Moderator
 
mesutizm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.11.2007
Nerden: İzmir - Kahramanmaraş - Ş.Urfa :)
Mesajlar: 3.571



Yarışma Puanı: 1810
Teşekkür etti: 6.063
Teşekkür aldı: 3.260 konuda 11.391 kere
kucult  büyük
O'nu Dinlemek

O'nu Dinlemek

a_sarac.jpg
Peygamber Efendimiz’i dinlemek ve O’na itaat etmek…

Dünya ve âhiret hayatımızı kurtarmanın tek yolu bu…

Sahâbe-i kiram efendilerimiz böyle kurtulmuşlardı.

Bunlardan biri de Hazret-i Habbâb bin Eret -radıyallâhu anh- idi…

Demirci ustası olan Hazret-i Habbâb -radıyallâhu anh-, İslâm ile şereflenmiş, başkalarının da şereflenmesi için elinden geleni yapıyordu. Bir yandan da işini en iyi bir şekilde yapmaya çalışıyor, müşterilerini memnun ediyordu.

Yine bir gün işine yoğunlaşmışken, müşteriler geldiler dükkâna. Siparişlerini verirken, yüzlerine bakan Hazret-i Habbâb, tatlı konuşmalarından ve sıcak ilgilerinden cesaret alarak dünya-âhiret iyiliğini yapmak istedi onlara. Belki de böyle bir fırsatı bir daha bulamazdı. Bunun için yumuşak bir giriş yaptı…

–O’nu gördünüz mü? O’nu görüp sözlerini dinleyebildiniz mi hiç?

–O dediğin kim?

–Muhammedü’l-Emîn -sallâllâhu aleyhi ve sellem-!

–Kim dedin?

–Allah Rasûlü!

–Kendine gel Habbâb!

–O, bizi ve O’na îman eden bütün herkesi, karanlıklardan kurtarıp, aydınlık nurlu ufuklara götürecek Allâh’ın Rasûlü’dür!

–Sen ciddî misin ey Habbâb?

–Böyle bir şeyin şakası olur mu? Aklı başında insanlarsınız siz. Ne diyorsunuz, dinleyecek misiniz O’nu?

–Sen kimsin ki bize akıl veriyorsun? Bizim gibi hür ve aklı başında, üstelik Mekke’nin en önde gelenleri anlamayacak da, senin gibi köle mi anlayacak doğru ile yanlışı?

–Ben de onu diyorum ya. Siz, aklı başında insanlarsınız. Hem siz Müslüman olun kurtulun, hem de yakınlarınızın kurtuluşuna vesile olun!

–Yeter! Bu kadarı da fazla artık!

–Dinleyin, bir kerecik olsun dinleyin ne olur. O’nu dinleyin; O’nu.

–Neden bu kadar ısrar ediyorsun?

–O’nu bir dinleseniz… O’nu dinlemeden ısrarımı anlayamazsınız.

–Sen, bayağı takılmışsın bu işe.

–Takılmak ne demek. Müslüman oldum ben, Müslüman.

–Ne hakla böyle bir şey yaparsın sen. Köle olduğunu ne çabuk unuttun? Şimdi söyle bakalım, bu dinden vazgeçiyor musun vazgeçmiyor musun?

–Vazgeçmiyorum! Asla!

–Eğer dönmezsen, kılıçların parasını vermeyiz!

–El emeğim, alnımın teri o para benim!

–Dönersen paranı fazlasıyla ödeyeceğiz. Fakat dönmezsen hiçbir şey alamayacaksın.

–Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz.

–Putlarımıza dön, paranı al, işte o kadar!

–Emeğimin karşılığını vermelisiniz.

–Uzattın ama! Putlarımıza dön, paranı fazlasıyla al!

–Gelin, ben size başka bir yol teklif edeyim.

–Neymiş o?

–Peygamber Efendimiz’i bir kerecik olsun dinleyin, ben de paramı almayayım!

–Biz ne diyoruz, sen ne diyorsun ey Habbâb?

–Peygamber Efendimiz’i dinleyin! Allah ve Rasûlü’ne îman edin, almayayım paramı. Hattâ bir kerecik olsun dinleyin O’nu. Eğer bir defa olsun dinlerseniz, yine almam paramı.

–Basit bir kölesin sen! Unutma bunu. Ne kadar iyi usta olursan ol, basit bir kölesin işte!

–Köle olarak doğmadım ben. Sonradan köleleştirildim. Fakat âzad edildim. Köle değilim artık.

–Ha köle, ha âzadlı köle ne fark eder?

–Bir kerecik olsun O’nu dinleyecek misiniz?

–Anlaşılan canın dayak istiyor senin. Fakat ustalığına bağışlıyoruz. Bize böyle bir teklifte bulunacağına sen söyle bakalım; İslâm’dan dönmen için ne kadar istersin?

–Bütün dünyayı önüme koysanız, yine de dinimden dönmem ben!

Adamlar, bağırıp-çağırarak, dükkânın da altını üstüne getirerek gittiler. Giderken de kötü kötü konuşup; «Yine görüşeceğiz!» diye ihtar ettiler…

Hazret-i Habbâb -radıyallâhu anh-, bir yandan dağıtılan dükkânını topluyor, bir yandan da dilinden düşürmeyeceği o güzel duayı yapıyordu…

–Allah sizlere hidayet versin!

O’nu dinleyince, en aşağıdan en yukarıya çıkmıştı Hazret-i Habbâb -radıyallâhu anh-…

O’nu dinleyenler bir başka yükselmişler, bir başka güzelleşmişler ve yine bir başka güzelliklere vesile olmuşlardı.

Biz de O’nunla güzelleşecek ve yepyeni güzelliklere vesile olacağız inşallah.

Dinleyeceğiz O’nu; dinleyip itaat edeceğiz…

O’nu dinlemek ve O’na itaat etmek O’nun bizden istediği tek şeydi…

-Sallâllâhu aleyhi ve sellem…-

Adem Saraç -Yüzakı-
__________________
Biraz kül,biraz duman... O benim işte!
----------------------------------------
http://mesutizm.blogcu.com
eski 24.01.2008, 12:53 mesutizm isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
mesutizm isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:53 .


Page generated in 0,24236 seconds with 18 queries