| Üye
Üyelik tarihi: 29.01.2008
Mesajlar: 44
Teşekkür etti: 8
Teşekkür aldı: 36 konuda 145 kere
|
agbi´isimli üyeden Alıntı Oysa insan, yapılanı ve söylenileni ciddiye almazsa kolay kolay sinirlenmez, üzülmez. Evet, kendisinin yaptığını ve söylediğini, hem de kendisine yapılan ve söyleneni ciddiye almayan insan, rahattır, geniştir, gevşektir, bağışlayıcıdır. Amaan sendecidir. Keyfi yerindedir. Canını sıkmaz. Kendi canını da, başkasınınkini de. Niçin can sıksın? Canı sıkılmaz ki! Hani bir tartışma sırasında hemencecik uçların arasına kurulan tatsız-tutsuz vıcık tipler vardır ya, aynen öyle. Filan taraf bir uçta, filan grup da diğer uçta. Bu gerilim sırasında ortayı bulmak, sıradan zekâlara ey iyi çözümmüş gibi gelir. Yani en kârlı çözümmüş gibi. Hiçbir şeyi tamamen kabul etmezler. Hiçbir şeyi tamamen reddetmezler. Tabiri caizse, ölümüne reddettikleri, ölümüne kabul ettikleri hiçbir değerleri, hiçbir ilkeleri yoktur. Kabulleri vardır. Onlardan vazgeçebilirler. İtirazları vardır. Bir çırpıda onlardan da vazgeçebilirler. İnkârları vardır. Yanılmışlardır, o hâlde pekâlâ bunlardan da vazgeçebilirler. "Katiyyen, bunu yapamam! diyecekleri bir meseleleri yoktur. "Muhakkak yapmak zorundayım" dedikleri, diyecekleri bir vecibeleri de. Yunus gibi "Ya ben öleyim mi söylemeyince!" demezler, diyemezler. Söylemezler ve ölmezler. Ben de böylesi tipleri hiç sevmiyorum.Fikirsizliği uyumluluk diye pazarlayan bu insanların münafıklık belirtisi taşıdıklarına inanırım.Gel de burada Hz. Ömer'i hatırlama. |

29.01.2008, 12:29
| |