11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
Ayet
Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
hadis
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

hangi mevsimi seviyorsunuz????
ilkbahar: 48,18%
yaz: 16,36%
sonbahar: 25,45%
kış: 10,00%
Katılımcı sayısı: 110. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 18 (3 Kayıtlı ve 15 Misafir) bulunmaktadır.

Online  dildar, kebirulcady06


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

İncİler Maİl Grubu


Tekil Mesaj gösterimi
Dagistan
Mukallid
(Konuyu Başlatan)
 
Dagistan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.12.2007
Mesajlar: 1.193


Yarışma Puanı: 800
Teşekkür etti: 4.086
Teşekkür aldı: 1.137 konuda 4.963 kere
Blog-Yazıları: 1
Zaruret olmaz

Diyarbakır Adliyesinin müfettişlerinden biri bayram günü yörede[Van dolaylarında] kalır. Arvas’a ziyârete giden Müküs Kaymakamı “sen de gel” deyince peşlerine takılır. Ne zaman ki Kırmızı Köprüyü geçerler, ortalıkta manevi bir hava dolanır. Halbuki müfettiş yiyip içip piknik yapacaklarını sanmış, hatta heybesine iki şişe “arak” atmıştır. Anlatılmaz bir pişmanlık yaşar ve kabristanın altındaki taşlıkta şişeleri saklar.

Neyse dergâha ulaşır, huzura alınırlar. Müfettiş, Seyyid Fehim hazretlerini görünce bir muhabbet ummanına düşer ki nasıl anlatıla? O da halkaya katılır, kalbini feyz bereket sağanağına açar. Ancak büyük velî, bir ara kulağına eğilir ve “şişe ile tarîkat bir arada olmaz” diye fısıldar.

Müptelalıktan kurtulmak kolay mı? Gidip şişelerden birini kırar ama diğerini “ya krizim tutarsa” diye bir deliğe sokar. Dergaha girer girmez Seyyid Fehim hazretlerinin bakışlarına yakalanır, mübarek “git öbürünü de kır” buyururlar.

-Efendim içmeye istekli değilim, hani zaruret olursa...

Cevap muhteşemdir: “Haramda zaruret olmaz!”

O saatten sonra alkolden buz gibi soğur, hatta daha evvel niye içtiğine şaşar. Seyyid Fehim hazretlerinden bahis açıldığında “Çok ülke dolaştım, meşâyıhtan pek çok kimseyle tanıştım ama onun gibi ilim, hilm, letâfet sahibi görmedim” der, “o ne heybet, ne vakar?”
eski 29.01.2008, 23:25 Dagistan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #13
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:54 .