Bayrak
21 Recep 1429
24 Temmuz 2008, Perşembe
21 Recep 1429
24 Temmuz 2008, Perşembe
Ayet
Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Hucurat-12
hadis
Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.
Camiu’s-Sağîr

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 18 (3 Kayıtlı ve 15 Misafir) bulunmaktadır.

Online  Ubeydetullah kapına_geldim


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee
Tekil Mesaj gösterimi
muallim08
Güneşe Doğru...
 
muallim08 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 06.03.2007
Mesajlar: 1.335


1 Albümü var
Yarışma Puanı: 1060
Teşekkür etti: 1.581
Teşekkür aldı: 1.166 konuda 4.174 kere
evvelen

Konuyu gündeme getirmeniz cihetiyle teşekkür ederim. Fakat mümküm ise daha sade ve anlaşılır bir dille izah edilen anlatımları eklerseniz çok daha fazla kardeşimizin istifade edeceğini düşünmekteyim.

saniyen

Vâkıa âyet-i celîlelerin lûgat ma'nâları böyledir. Fakat murad-ı İlâhî nedir?
Kur'ân'ın elfâzı Arapçadır, ma'nâsı Allah'çadır. Yalnız Arapça olsaydı, her Arab'ın okuyup anlaması lazım gelirdi. " O, bir sır kutusudur, erbabına açılır" denmişdir, ne kadar yerinde söylenmişdir.


Bu ifadeyi çok muhteşem ve beliğ buldum. Yönelenlere açılan bir sır kutusu olarak Kuranı Kerim herkeste farklı bir lutuf olarak verilen sırları çözme kabiliyetine göre gönüllerde makes bulur. Bu cihetle değerli Hocamızda kendine lutf edilen manevi hasletlerle sureyi ele almış istifade ettik.

Bize usulu öğrettiklerine göre ibarelerden hüküm çıkarırken ibarenin 5 çeşit manaya haml olma ihtimali var. Yine tefsirde rivayet, dirayet ve işari tefsir geleneği var. Bu zenginlikler içerisinde yukarıdaki tefsiride bir zenginlik sayabiliriz.

salisen


İslâmiyetin yegâne gayesi, taklidden kurtulmak, mertebe-i tahkika vâsıl olmaktır.
Bu gayeye de mukaddemat-ı zanniyye ve mevzûât-ı fıkhıyye ile ulaşmak pek mümkin olmayıp ancak tasavvuf ile mümkindir.


Bu ifadeden sanki sofilerin dışındakiler tahkik mertebesine ulaşamazmış ve de sufilik fıkıhtan ve istidlalden çok öte çok üstün bir şeymiş gibi algılanabilir. Acaba kasıt benim anladığım gibi midir? eğer öyleyse ; fıkıhtan uzak , akıldan uzak bir tasavvufun İslama uygun olması mümkün müdür ? Benim bildiğim büyük muhaddisler sufilerden çıkmıştır çünkü tasavvufun konusu 24 saatiyle peygamber a.s ı anlamak ve aynen yaşamaktır. Bu gaye onları muhaddisler çıkarmaya itmiştir. Öyleyse fıkıhta hadislerden çıkacaksa onları fıkıhsız ve aklı kullnmaktan uzak insanlar olarak anlamamız veya anlatmamaız mümkün müdür ? Bence değildir...

İnşallah benim anlayışımda bir algı sorunu ola....
__________________
eski 31.01.2008, 21:36 muallim08 isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #5
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:21 .