20 Şaban 1429
22 Ağustos 2008, Cuma
20 Şaban 1429
22 Ağustos 2008, Cuma
Ayet
Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşacağınız zaman günahı, düşmanlığı ve Peygamber'e karşı gelmeyi fısıldamayın. İyilik ve takvayı konuşun. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun
Mücâdele-9
hadis
İnsanlar arasında ara bozma niyeti ile laf götürüp getirmek, insanlara hakaret etmek ve sövmek, kendi ırkını üstün görüp başka milletleri aşağı görmek..İşte bu 3 davranış, cehennemdedir. Bunlar, bir mü’minin ahlakında yer alamaz.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 19 (1 Kayıtlı ve 18 Misafir) bulunmaktadır.

Online  yahya


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
Tekil Mesaj gösterimi
leys
Super Moderator
(Konuyu Başlatan)
 
leys - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.09.2006
Mesajlar: 1.632



Yarışma Puanı: 470
Teşekkür etti: 3.235
Teşekkür aldı: 1.397 konuda 5.241 kere
kucult  büyük
İttihad-ı İslam ve Bediüzzaman3

Mühim ve müthiş bir sual:



Neden ehl-i dünya, ehl-i gaflet, hattâ ehl-i dalâlet ve ehl-i nifak rekabetsiz ittifak ettikleri halde,
ehl-i hak ve ehl-i vifak olan ashab-ı diyanet ve ehl-i ilim ve ehl-i tarikat, neden rekabetli ihtilâf ediyorlar?


İttifak ehl-i vifakın hakkı iken ve hilâf ehl-i nifakın lâzımı iken,

neden bu hak oraya geçti ve şu haksızlık şuraya geldi?


Elcevap:Bu elîm ve fecî ve ehl-i hamiyeti ağlattıracak hadise-i müthişenin pek çok sebeplerinden;
İKİNCİ SEBEP

Ehl-i dalâletin zilletindendir ittifakları;

ehl-i hidayetin izzetindendir ihtilâfları.

Yani, ehl-i gaflet olan ehl-i dünya ve ehl-i dalâlet, hak ve hakikate istinad etmedikleri için, zayıf ve zelildirler.

Tezellül için, kuvvet almaya muhtaçtırlar.

Bu ihtiyaçtan, başkasının muavenet ve ittifakına samimî yapışırlar.

Hattâ, meslekleri dalâlet ise de, yine ittifakı muhafaza ederler.
Adeta o haksızlıkta bir hakperestlik, o dalâlette bir ihlâs, o dinsizlikte dinsizdârâne bir taassup ve o nifakta bir vifak yaparlar, muvaffak olurlar.

Çünkü samimî bir ihlâs, şerde dahi olsa neticesiz kalmaz. Evet, ihlâs ile kim ne isterse Allah verir.


Amma ehl-i hidayet ve diyanet ve ehl-i ilim ve tarikat,

hak ve hakikate istinad ettikleri için
ve herbiri bizzat tarik-i hakta yalnız Rabbini düşünüp tevfikine itimad ederek gittiklerinden,
mânen o meslekten gelen izzetleri var.


Zaaf hissettiği vakit, insanların yerine Rabbine müracaat eder,
medet Ondan ister.

Meşreplerin ihtilâfıyla, zâhir-i meşrebine muhalif olana karşı muavenet ihtiyacını tam hissetmiyor, ittifaka ihtiyacını göremiyor.



Belki hodgâmlık ve enâniyet varsa, kendini haklı ve muhalifini haksız tevehhüm ederek, ittifak ve muhabbet yerine, ihtilâf ve rekabet ortaya girer. İhlâsı kaçırır, vazifesi zîr ü zeber olur.


İşte bu müthiş sebebin verdiği vahîm neticeleri görmemenin yegâne çaresi, Dokuz Emirdir.

1. Müsbet hareket etmektir ki,

yani, kendi mesleğinin muhabbetiyle hareket etmek.

Başka mesleklerin adâveti ve başkalarının tenkîsi,

onun fik-rine ve ilmine müdahale etmesin, onlarla meşgul olmasın.


2. Belki, daire-i İslâmiyet içinde, hangi meşrepte olursa olsun,

medar-ı muhabbet ve uhuvvet ve ittifak olacak çok rabıta-i vahdet bulunduğunu düşünüp ittifak ederek,


3. Ve haklı her meslek sahibinin, başkasının mesleğine ilişmemek cihetinde hakkı ise, "Mesleğim haktır," yahut "daha güzeldir" diyebilir.

Yoksa, başkasının mesleğinin haksızlığını veya çirkinliğini ima eden "Hak yalnız benim mesleğimdir" veyahut "Güzel benim meşrebimdir" diyemez olan insaf düsturunu rehber etmek,

4. Ve ehl-i hakla ittifak, tevfik-i İlâhînin bir sebebi ve diyanetteki izzetin bir medarı olduğunu düşünmekle,


5. Hem ehl-i dalâlet ve haksızlık, tesanüd sebebiyle, cemaat suretindeki kuvvetli bir şahs-ı mânevînin dehâsıyla hücumu zamanında,
o şahs-ı mânevîye karşı, en kuvvetli ferdî olan mukavemetin mağlûp düştüğünü anlayıp,
ehl-i hak tarafındaki ittifak ile bir şahs-ı mânevî çıkarıp,
o müthiş şahs-ı mânevî-i dalâlete karşı hakkaniyeti muhafaza ettirmek,


6. Ve hakkı, bâtılın savletinden kurtarmak için,


7. Nefsini ve enâniyetini,
8. Ve yanlış düşündüğü izzetini,
9. Ve ehemmiyetsiz, rekabetkârâne hissiyatını terk etmekle


ihlâsı kazanır, vazifesini hakkıyla ifa eder.



(20. Lem'a)


http://www.irfanmektebi.com/
eski 02.02.2008, 13:15 leys isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #3
leys isimli üye'ye teşekkür edenler
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:34 .


Page generated in 0,23764 seconds with 16 queries