7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
Ayet
Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.
Bakara-184
hadis
Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 5 (0 Kayıtlı ve 5 Misafir) bulunmaktadır.

Online  
Tekil Mesaj gösterimi
Hak-dilaram
Hademe
(Konuyu Başlatan)
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.462




Teşekkür etti: 10.820
Teşekkür aldı: 4.716 konuda 23.391 kere
kucult  büyük
HAYATI OLABİLDİĞİNCE UYUMLU YAŞAMANIN YOLU

İmanın kemal bulması ve hayat-ı tayyibeye ulaşmanız, kalbler kin ve buğzdan ârî olduğu halde ancak birbirinizi sevmekle ve bilfiîl birbirinize teslim olmakla gerçekleşir, demektir. Bunun için İmam Tâvus, İbnu Abbas radıyallahu anhumâ’dan rivayetle diyor ki:” Kalblerin birbirine yaklaşması gibi hiçbir amel bulamadığımız halde ne fayda ki nimetler inkar ediliyor, sıla-i rahim kesiliyor. “ Zamanımızda ise bundan kalıntı dahi kalmadı.
İmam Nevevî diyor ki: “ Cennete girmenin şartı, iman ve İslam olduğu gibi, iman ve islamın kemal bulmasının şartı da, Mü’minlerin içtenlikle birbirlerini sevmeleridir. İşte bunun alâmeti umum mana itibarıyla selamdır, çünkü selam sevginin ifadesidir. “ Bu mana ile selam, Allah’ın insanlara yardım kapısının açılmasına vesile üç dişli anahtar gibidir. Selam...
Aynı zamanda ruhların birbirinin yardımına koşmasına vesiledir selam. Yani kâmil insanların ruhlarının, kendilerinin ahlakıyla ahlaklananın yardımlarına, irşadlarına koşmaları için de, yine selam vesile olur.
Bilmiş olmalıyız ki, insan olsun hayvan olsun, bir mecliste birbirinin yüzüne bakanların bakışlarından, bakanla kendisine bakılanın arasında bir münasebet kurulur. Bu münasebet bakanın dimağında sûret haline gelir. Sûret haline gelmesiyle bakılanın ahlakı ne ise, bakanın zihninde sûretlenen sûret vasıtasıyla bakana nüfûz eder= geçer. Bu hikmete mebnîdir ki, dert ve üzüntüye mübtela olan bir kimseye dikkatle bakıldığı zaman, bakan, derhal üzüntüye yakalanır. Böylece sevinçli ve keyifli bir kimsenin yüzüne bakan dertli ve üzüntülü bir kimsenin de, derhal keder ve üzüntüsü gider ve sevinç ve keyfe dönüşür. Bu, canlıların hatta nebatın arasında hüküm eden İlâhi kanundur. Bunun için sofîler, rabıtaya ehemmiyet vererek “ Ey iman edenler Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olun” Et Tevbe s a.119 mealindeki ayet-i kerîme ile istidlal ettiler. Binaenaleyh özü, sözü, fiil ve ahlakı birleşen salih ve takva sahibi kimsenin sûretini hayalında zabdedip, hayali olarak sûretine bakılması vasıtası ile bakılanın sıdk, eminlik, ma’rifet ve hatta ilimleri, kurulan münasebet nisbetinde bakana, kalb ve dimağlarına nüfûz eder; şerli his ve ahlakını hayırlı his ve ahlaka dönüştürür. Bunu bilen bilir; bilmeyen bilmez....

Kaynak: Tek Çare :s. 523-524
eski 27.08.2006, 15:05 Hak-dilaram isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #26
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:48 .


Page generated in 1,07476 seconds with 13 queries