| Tehlikede olduğunu görüyorum; acıyorum. Allah'a kul olduğunu iddia ediyorsun, ibadet ederken de kalbinde başkasını saklıyorsun. Hakikî mânada O'na kulluk etseydin, O'nda yok olurdun. O'nun varlığında erir, kaybolurdun.
Tam imana sahip olan, nefs şeytanına boyun eğmez. Şahsî arzularına uymaz. Aslında iman sahibi, nefis denen bir şeye hak tanımaz. Hakkı tanımayan ve bilinmeyen bir varlığa nasıl boyun eğilir ki?.. Hele kötülüğü herkesçe müsellem olunca... İman sahibi, Rabbından başkasına inanmaz ve varlık tanımaz, O'nun gayrını bir yana atmıştır. Hele dünyalık şeylerden hiç hoşlanmaz. Öbür âlemi arzular. Bu hale eren, elbette ki Mevlâsı ile olur. Bütün kulluğunu O'nun uğruna yapar. Cümle vaktini O'nun yolunda geçirir.
İman sahibi, can kulağı ile şu ilâhî hitabı işitmiştir: 'Onlar yalnız Allah'a kullukla emrolunmuşlardır. Din yolunda pâk ve ihlâs sahibi olarak.' (98/5)
Varlığında beslenen halkı, Hakk'a eş etmekten sakın. Allah'ı tevhid et. Çünkü bütün eşyanın yaratıcısı O'dur. Her ne varsa hepsi O'nun elindedir. Ey O'nsuz şey arayan adam, başta aklını ara... Sen aklını yitirmişsin. O'nun hazinesi dışında bir şey var mı?.. Şu âyet-i kerimeyi iyi dinle: 'Bize göre, saklı hiçbir şey yoktur. Her şey bize malûmdur.' (15/21) Bu konuşma Pazar sabah Ribat'ta yapıldı.
Konuşma tarihi: Hicrî, 3 Şevval 545 (Milâdi, 1150) |