11 Şevval 1429
11 Ekim 2008, Cumartesi
11 Şevval 1429
11 Ekim 2008, Cumartesi
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 43 (9 Kayıtlı ve 34 Misafir) bulunmaktadır.

Online   barayev, DeRCan, DuaLar, muhakematçı, RaBi_a, siyahsancaktar Dagistan, Hak-dilaram, mesutizm
Tekil Mesaj gösterimi
Hak-dilaram
Hademe
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.675




Teşekkür etti: 11.119
Teşekkür aldı: 4.996 konuda 25.482 kere
kucult  büyük
iNSAN MAYMUNDAN DEGiLDiR

İNSAN MAYMUNDAN DEĞİLDİR


Delil 1


“Allah yarattığı her şeyi güzel yapan, insanı yaratmaya da çamurdan başlayandır.” (Es-Secde ayet 7)


Allah Teâlâ Zülcelal Hazretleri El-Bedî’, El-Fâtır ve El-Bâsit isimleriyle tecellî ederek, bunca kainatı, numûnesiz, yoktan var etmiştir. Bunların bir kısmını cins, bir kısmını nevi’ olarak yaratmıştır. Her bir nev’in diğerinden ayrılması için fasıllar yaratmıştır…


Bundan ferd-i kâmil olarak cins-i insanı; üstün, ulvî ve seçkin yaratmıştır. Her şeyi o yaratmıştır. Kendisi yaratıcı olarak “İnsanı yaratmaya da çamurdan başlayandır.” Buyurmuştur. Mesela, her bir hayvan cinsini müstakil olarak yarattığı gibi, insanı da müstakil bir cins ve diğer cinslere nazaran bir ferd-i kâmil olarak yaratmıştır; ona şeref vermiştir: “andolsun hakîkaten Biz insanı şan ve şerefli kıldık…” (El-İsrâ ayet 70)


İnsanın sair mahluktan şerefli olması; Allah Teâlâ’nın ona vermiş olduğu beden güzelliğine, bedendeki ahenkli eklemlere, el göz kulak gibi organların faaliyetlerinde daha becerikliliğe, iradeye, akla ve birçok manevi ahlaka sahib olmasındandır.
Maalesef birçok ehli ilim, hatta Müslümanlardan da Ferid Vecdi gibi, vakitsiz öten birçok horozlar; insan cinsinin maymun cinsinden… şundan, bundan… derken bir tek hücreden meydana geldiğini söylemişlerdir. Bunların yanılmasının sebebi iki husustur.


a- Nevi’lerin - mesela amip, aslan, insan-, cins-i esfelde -mesela hayvanda-; orta cinslerin -mesela RNA ve DNA şeritlerinin-, cins-i a’lâ’da -mesela cisim ve cevherde- birleşmesine nazaran dediler ki: Bütün canlılar RNA ve DNA şeritlerinden meydana gelmiştir.


Bunlar bunca mahlûkun tek hücreden gelişinin imkansızlığını görmediler. Zira canlılardaki hücrelerin de her biri, müstakil bir cinstir. O cinsin nevi’leri de, cinsine mahsus neviler olur. Mesela, hayvan nevi’lerinden kedinin hücresi, kediye; atın hücresi ata; maymunun hücresi maymuna mahsustur. İnsanın hücresi de insana mahsus ve üstün hücredir. Şimdi, kansız bir adamın damarlarına kedinin, köpeğin veyahud maymunun kanını zerkedersek, kansızlığını giderir mi; yoksa kan hücreleri kavga edip birbirini yer mi?. Tabiî ki, yer.. Görülmez mi, cinste, nevi’de birleşen insanın birçoğunun kan hücreleri birbirini tutmaz.

b- Bunlar tesadüfe hüküm ettikleri için, ezelî ve Hâlık’ın varlığını idrak edemediler. Cevheri de, ezelî zannettiler. Nakş ile nakkaş; resimle ressam hiçbir noktada birleşmedikleri gib, ezelî olan Yaratıcı’yla, ezelî olmayan mahluk da hiçbir noktada birleşmez. Vahdet-ul-vücud meselesinde izah edilecektir.


Tarih, defter-kalemleriyle, râvîleriyle; evlad babalarından naklen derler ki: İnsanın aslı Âdem aleyhisselâtu vesselam’dır. Demek insanlar maymundan gelmemiştir.


Delil 2-

İnsanla herhangi bir hayvanın arasında hiçbir münasebet yoktur. İnsan, nesil bakımından hayvanlardan çok farklıdır. Farklar cisim nahiyesinde başlar; ahlak, ilim, fikir, idrak, konuşma, irade ve sâir şeylere kadar terakki eder.


İnsanı, insan mertebesinden çıkarıp hayvanlaştırmak ve dinden uzaklaştırmak için, “insan maymundan meydana gelmiştir” diyen Darwin’in nazariyesine bakılmaz. Mukaddes kitablar ve Kur’an, insanın aslının çamurdan olduğunu beyan ederler.

Darwin’in fikirlerini tatbik eden Valdıs der ki: “ İnsanların maymundan türeme oluşu, tabiî kanunların çıkış ve yükselmesi ile tasdik edilemez. Elbette insan kendi başıyla yaratılmış demeye mecburum.”


Maddecilerden Ferho:” Bize öyle ayan beyan ve aşikar oluyor ki, insan ile maymun arasında çok farklar vardır. Bizce (tabi kanunlarca), insanın maymun neslinden olmasına hüküm etmek mümkün değildir. Bunu araştırıp tabiatten koparmak da iyi bir şey değildir.” der.


Delil 3-


Şüphe yok ki, kromozomun verâsiye’ye tesiri vardır. Artık maymundan türeme fikri, ulemâyı, “insan maymundan türemiştir” iddiasına yuvarlayıp, zahmet ve ihtiraza sevketmiştir. O da, çıplaklık; ve insan ve hayvanların her nev’i için sabit olan tabiî kanunlardır. Her bir nevi’, doğma ve kendine has olan tabiî kanunla, diğer nevi’den ayrılır… ve cinste birleşir. İşte bu mesele, tabiyyun ile maddecilerin arasında münakaşa mevzusu olmuştur. Fakat bununla beraber maymundan türeme oluşuna meyyal onda üçtür. Kabul etmeyenler ise onda yedidir.


Delil 4-


Yeşil kuzu kulağı otunun kemiyeti, klorofile câmi’;sarı kuzu kulağı otu ise anbekusban’a haizdir; aralarında birçok farklar vardır. Halbuki ikisinin cinsi birdir.. Var mı iddia edecek ki, sarı üşneler, yeşilden veya yeşil üşneler sarıdan yaratılmıştır?


Maddecilerin bu fikri çıkarıp gençleri dinden ayırmak istemeleri merduddur. Acaba Kur’an mı bilir, insan mı?... İşte vahyi ilâhî’ye dayanmayan fikir ve teoriler yükselirken, insanın şeref ve haysiyetini inkar eder; kendini maymundan zanneder. Yüce Allah Teâlâ “İnsanları, en güzel, boyu posu yerinde, sûreti güzel, kainatın bütün hassalarına cami’, en güzel bir biçimde yarattık” buyurur. Ancak Kur’an vahyi İlâhî’dir. Ve hüküm O’nundur.


Delil 5-


Maddeciler diyorlar ki: “Birleşme sebebiyle insan ve maymun aralarında bir münasebet bulunur.


Birbirine benzeyişiyle beraber, yeşil üşneler, sarı üşnelerden olmadığı gibi, gözler, kulaklar, eller arasında zâhirî görünüşte benzeyiş olsa da, insanda maymundan değildir. Hatta insanlar, cinste, nevi’de, fasılda, ırkta birleştiği halde, birirsinin parmak ucu dahi, diğerinden ayrı olur. Demek benzeyiş, birbirirnden çıkmayı gerektirmez. Parmaklar birbirine benzer. Fakat “şunun parmağı, bunun parmağından çıkmıştır” diye iddia bâtıl değilmildir? Benzeyiş, asıl ve dal’ın delili değildir; birleşmek de öyle..


“Parmak uçlarını” dedik; çünkü bu da Kur’an’ın mucizelerinden biridir. Nitekim el Kıyâme sûresinin 4. âyetinde Allah Teâlâ buyuruyor:


“Biz parmak uçlarını bile derleyip diriltmek için (tekrar) toplayarak bir araya getirmeye güçlüyüz.”.. “Parmak uçları” buyurmuştur. Her ne kadar insanın parmakları görünüşte aynı şekilde olursa da, tıbbî bakımdan bir değildir. Aynı zamanda iki kişinin parmak ölçüleri değişiktir. Binaenaleyh her birinin sıfatı, hassâsiyeti de ayrıdır. Kaldı ki hayvan ve nebat ve insan aralarında irtibat…(!)


Evet insanlar ile hayvanlar arasında çok fark vardır.Hayvanlar arasındaki terkibler de aynıdır. İnsanın terkibi, değil ki maymun, hattâ bütün hayvanlardan ayrıdır.


Ayrıca Yahudileştirmek için veya semâvî kitapları kaldırmak için bazı tasavvufçulara mâl ederek “insan şimdiki hayata kadar, nebattan hayvana… hayvandan da maymuna… ve maymundan da süzülerek tekâmül etmiştir” diye gençlerin beyinlerini uyuşturmuşlardır.
……………..

Bu taktirde milyar seneyi aşkın zamandır, hangi hücre hangisine naklolmuştur? Hangi cevizden, hangi badem; hangi reyhandan hangi nergis; hangi maymundan hangi insan çıkmıştır?!.


İşte bu sorulara cevab veremeyen bazıları da, çıkmaz sokağa girerek şöyle der: Aslında hayat yıldızlardan, zerre şeklinde dünyaya gelmiştir. Demek istiyor ki: Hayat, yıldızlardan ayrılışından dünyaya varıncaya kadar, seferinde telefe uğramamış, fezada pek çok zaman kaldıktan sonra arza inip karar etmiştir. Sonra hayat zerrelerden bize teselsül etmiştir.


Halbuki gördüğümüz; canlılarda, dirilmenin verâset kanunlarında asla böyle kanun yoktur. Fezanın sıfır derecesinde bu zerre nasıl diri kalır?.. Onun emsâlini öldüren kesâfetli ışıkların dalgalarından nasıl kurtuldu?.. Ki fizik ulemâsının tesbit ettikleri bazı cisimler, rastlamış olduğu hehangi bir cismi yutup yok eder. O ışık dalgalarından zerre nasıl kurtuldu?.. Bununla beraber, o maddeyi canlı takdir edersek, nasıl kendine yer buldu?.. Mesela kedinin hücresine can olacak zerre veya madde, köpeğe geçmeyip de sahibini nasıl buldu?.. Tâ ki şimdiki hayata, doğurma kudretine vardı?.. Hadi bunların hepsini kabul ettik. Fakat şu soru cevabsız kalıyor: Yıldızlardaki hücrede yahud zerrede nasıl böyle bi hayat başladı?!.


Hayat levazımlarından, fidanlanmak, teneffüs, muayyen hararet, çoğalma, bölünme, hareket, teessür, ifraz, insanların ictimâi hayatına tesir eden kaynaşmak gibi şartlar, nerden temin edildi?..


Nâdiren tasdik edilecek Bohder’in fikri tesadüf olmuştur. Diyor ki: “ Her cifeye batmak mümkün. Fakat hayatın başladığı ilk küredeki hayatın oluşu asla kabul edilmez ve bilinmez bir akiddir. Hayatın başladığı küreyi ve o kürede hayatın oluşunu bilmek, bugünkü imkan, ilim ve sanatlarla imkansızdır. Çünkü, zerre ve kürenin, doğrusu asıllarının oluşması bilinmiş değildir. Haddi zâtında zerre ve küre, kendileri dahi, terkib ve hareket cihetiyle çok nizam ve intizama sahibdir. Artık bugünkü hayatın, cansız bir cevher yahud birçok cevherlerden meydana gelmesi muhaldir. Diğer ifadeyle, o sosuz cevherin asıllarının oluşması dahi ilmî bir mu’cizedir. Binaenaleyh hayat sahibinin proteinden terkiblenmiş bir hücresinin oluşması bilinmemektedir. Artı zerrelerin terkib ve te’lifleri bilinir. Lakin hayat sırrı bilinmez bir mevzudur; Darwin fikri üzere bina edilmez.”


Darwin fikriyle İslam fikri arasında, ölüyle diri kadar fark vardır. İtiraf edelim ki, ruh ve hayat ilâhî bir sırdır. Eserinden haberdarız; hakîkatinden haberimiz yoktur..


İktibas. Ehli Sünnetin Nazarı İtikadın Ölçüsüdrü Dilara Yayınları Üstaz Fakih İsmail Çetin rahimehullah


neşr
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 10.02.2008, 20:12 Hak-dilaram isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #1
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:32 .