| ZAYIF HADiS -TASAVVUF MESELESi ZAİF HADİS BULUNDUĞU MÜDDETÇE FUKAHA VE EHLİ TASAVVUF KIYASTAN KAÇINIR Uzun asırlardan beri bir taife ehli hadise, sofilere saldırarak zaif ve mevdu’ hadisleri kitablarında yazdıklarını iddia ederler. Son son zaman geçtikçe bazı ehli hadis ve hatta suri ve zahiri ulemadan bir taife, tasavvufun aslının felsefe olduğunu ve İslamda yeri olmadığını iddia ederler. Bu iddialarının hepsi batıldır.Mesela Reis-ut-Taifeyn Cüneyd Bağdadi, sofilerin meşhur imamlarından biridir; diyor ki:” Allah Azze ve Celle’ye giden yolların hepsi, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in eserlerine = sünnetine = şeriatine tabi olandan başkasına kapanmıştır. Buna delilimiz,”Andolsun Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’de sizin için güzel örnekler vardır...” mealindeki ayettir.Kutb-ul-Hakkani Seyyid Şeyh Abdulkadir Geylani, Şeyh Ebu Hasen Şazeli, İmam Rabbani gibi zevatlar hepsi bu yolda zihab ettiler. Binaenaleyh bunları inkar etmek, dini inkar etmekten ibarettir. Evet inkar etmiyoruz ; sofilerden bir kısmı, kendilerine hal galebe çaldığı için bazı şatahatlarda bulunmuşlardır. Bunlar, normal bir müdakkik alimin şeriatten anladığı kadar şeriatle yaşamışlardır. Fakat bununla beraber, sekir hallerinde bazı sözler söylemişlerdir. Sonra kendilerine geldikleri vakitte d , dedikleri sözleri inkar etmişlerdir. Bir kısım da, Ehli Sünnet vel’Cemaatin itikadından ayrılıp iddia edildiği gibi sünnet-i seniyye dairesinden çıkmışlar ve hadlerini aşmışlar; kimisi Batıni, kimisi Hululi, kimisi Vücudi olmuşlardır. Bunların yüzünden bir milyondan aşkın eser yazan tasavvuf ulemasını inkar etmek, aklın karı değildir. En azında tasavvufun varlığı tevatürle sabittir, temeli ayet ve hadistir. Ehli hadisten bir kısmı, imam Ahmed bin Hanbel ile el-Haris = el-Hars bin Esed el-Muhasibi Ebu Abdullah arasındaki münazarayı görünce, zanneder ki İmam Ahmed bin Hanbel ve tabileri tasavvufa karşıdır; amma iş öyle değildir. Bilmiş ol ki, İmam Ahmed bin Hanbel radıyallahu anh, istenmedik şeylere sirayet edeceğinden endişe ettiği için kelam ilminde konuşanlardan yüz çevirirdi Bazılar: ”Sofiler, mürsel, munkatı ve zaif hadisleri rivayet ederler. İhyau-l-Ulum’da zaif hadisler var.” Demekle gençleri ehli ehli tasavvuf ulemasından vazgeçirmeye çalışarak ,onları feyz-u kemalatlarından mahrum etmeye sebeb olur; ve bu yüzden gençler, Allah’ın dostlarını sevecekleri yerine, meşru olmayan sevgilere çarpılır; hayatın dalgalarının dehşetine yakalanır ve sayıklar. Hafız Zebidi, Ğazali’den i’tizar ederek diyor ki :”Sonra Musannif İhyası’da bazı mürsel, maktu ve senedlerinde söz edilen hadisleri rivayet etmektedir. Çoğu zaman maktu ve mürsel; imamların rivayet ettikleri bazı müsned hadislerden daha sahih olur.Vera’da, bu suretle yapmak, birkaç sebebden dolayı caizdir... Kaldı ki biz, Mü’min olan selefimizde, kendilerinin bizden daha hayrlı olmalarına inanmaya memuruz. Biz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem üzerinde ve tabilerinin üzerinde söz uydurmazken, nasıl onlara söz uydurmayı yakıştırabiliriz? Çünkü onlar bizim çok fevkimizdedirler. Ve nitekim çok zaif hadisler, çok sahih senedlerle gelmektedir. Çünkü başka bir yoldan sahih senedlerle hadisin rivayet edilmesi muhtemel olduğu için zaif senedlerle sahih hadislerin reddedilmesi de mümkündür. Çünkü ilmin hepsini ihata edemedik. Yahudda hadislerin onunla muaattal olduğu ve hadis ravilerinin tad’if edildiği bazı şeyler, fukaha ve Arif-u Billah olan ulema nezdinde cerh ve ta’dil sayılmaz.. Bakınız nice Acluni gibi hadis hafızları, ehli tasavvufa itirazda bulunmayıp sözlerini tasdik ederler. Kaldı ki sofilerin içerisinde de birçok ehli hadis var dır . Vesselam. Tahkim-i Sadat Şerhi Mişkat c.3 s.73 Üstaz Fakih Şeyh İsmail bin Mahfuz el Abbasi rahimehullah |