Bayrak
3 Recep 1429
06 Temmuz 2008, Pazar
3 Recep 1429
06 Temmuz 2008, Pazar
Ayet
Ey iman edenler! Allah’tan korkun, herkes yarına ne hazırladığına baksın.
Haşir-18
hadis
Allah’ım! Recep ve Şâbânı hakkımızda mübarek kıl, bizi Ramazan’a kavuştur.
Müsned

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 85 (14 Kayıtlı ve 71 Misafir) bulunmaktadır.

Online  Almula, HAvF & ReCa, lale, muallim08, Mukarrebun, nur talebesi, Sakallı, siyahsancaktar, su misali, txtxfrm, zeynepzeynep iklimya, monaroza


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee
Tekil Mesaj gösterimi
diyarbekrî
محمد ديار بكري
 
diyarbekrî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.08.2007
Mesajlar: 1.760


 
Yarışma Puanı: 290
Teşekkür etti: 3.923
Teşekkür aldı: 1.599 konuda 6.332 kere
diyarbekrî - MSN üzeri Mesaj gönder
ULEMA VE SALiHLERE HÜRMET

ULEMÂ VE SULEHÂNIN GELMELERİNDE AYAĞA KALKMAK, ELLERİNİ ÖPMEK, DUALARINI ALMAK MEŞRÛ’DUR

Biraz evvel dediğimiz gibi bazı muasırlar bu mesele hakkında birçok görüşleri ortaya koymuşlardır. Kimisi ‘’Bu hürmet tapmaktır.’’ Demeye kadar cesaret etmiş, kimisi ‘’Bunlara hürmet vacibdir, el öpmek de vardır.’’ demişlerdir. ‘’Ayağa kalkmak, mülâkatlarda ve huzurlarında edeb ve usul üzere durmak ve oturmak meşrû’dur, haklarına riayet vacibdir.’’ dediler ve saire.

Bizce bu son görüşte olanlar haklıdırlar. Şu kadar ki her şeyde olduğu gibi bu meselede de ifrat ve tefritten âri meşru ahlak vardır; kemiyet ve keyfiyetle tasdik etmek gerekir.

Bizzat Peygamber aleyhisselam bile Safvan bin Umeyye’ye, Adî bin Hâtem’e, Zeyd bin Hâris’e ve kızı Fâtıma’ya hürmeten ayağı kalkarak kıyam etmiştir.

Binaenaleyh faziletli kimselere hürmet ve onlara kıyam etmek bizzat Peygamber’in sünnetidir; tapmak olmadığı gibi haram veya mekruh da değildir.

Nitekim Müslim, Buhârî ve Ebû Dâvûd’un ittifakla rivayet ettikleri bir hadîs-i şerîfte Kureyzliler Sa’d bin Muaz’ın hâkimliğine indiler. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselam Sa’d’a: ‘’Buraya gelsin.’’ Diye haber göndermişler. O da bir merkebe bindiği halde huzûr-u saadete gelmiştir.Hazreti Sa’d meclis-i saadete yaklaşınca Rasûl-u Ekrem sallâllahu aleyhi ve sellem ‘’Ulunuza (yahud: hayırlınıza) ayağa kalkın.’’ buyurmuştur.

Bu hadîsin şârihleri bundan iki mana üzere hüküm çıkarmışlardır:

1-Rütbeten büyük Müslümanlara, adaletle hüküm eden hâkime, bir komutanın, reisin gelmesi ve karşılaşması zamanında ayağa kalkmak sünnettir.

2-Takva ve ilim bakımından büyük ve faziletlilerin karşılanmalarında yahud meclise gelmelerinde, hatta camiye gelmelerinde onlara hürmeten kıyam etmek sünnettir.

Eğer riyâset sıfatları bir zatta varsa ona hürmet etmemek, geliş gidişinde ayağa kalkmamak edeb ve güzel ahlaka aykırıdır.

Vahabîlerin ve Havâricîlerin bu hürmeti küfür veya haram görmeleri son derece hatadır.

Diyorlar ki: ‘’Hazreti Sa’d yaralı olduğundan Peygamber onun merkebinden indirilmesi için emretmiştir. Bu emr yalnız Sa’d’a mahsustur.’’ Fakat fiil-i Rasûl onları tekzib etmektedir. Çünkü Rasûl-u Muhterem bizâtihi faziletli kızı Fâtıma radıyallahu anhâ için kıyam etmiştir.

Müctehidlerden İmam Mâlik: ‘’Hürmeten kıyam etmek tenzîhen mekruhtur.’’ demiştir. Onun dışında ahlak ilmiyle iştigal eden ve cumhûr-u fukaha: ‘’Adaletle hüküm edene, lidere, hâkime, reise, komutana, ulemâya, Salihlere ve özellikle kendi üstadına ayağı kalkmak mendub ve müstehabdır veyahud sünnettir.’’ diye ittifak etmektedirler.

Nitekim Hazreti Aişe de şöyle rivayet eder: Fâtıma radıyallahu anhâ Babasının yanına geldiği zaman Peygamber aleyhissalâtu vesselam ayağa kalkar; Hazreti Fâtıma Onun elini, O da kızının iki kaş arasını, bazen başını öperdi.Her ikisi birbirine kıyam ederler ve hürmet ederdi.

Bu hususta Aliyy-ul-Kârî de Ayn-ul-İlim Zeyn-ul-Hilim adlı eserde şöyle der:

Bir gün ashab Peygamber’in evindeki mecliste toplandılar. Şiddetle izdiham olmuştu. Sonra Cerir bin Abdullah el-Beclî de gelerek mecliste yer bulamayınca kapıda oturmuş. Rasul-u Muhterem aleyhisselam kemâl-i şefkatle rıdâsını katlayarak ona atar ve: ‘’Bunun üzerinde otur.’’ Diye emreder. Cerir de derhal rıdâsını havadan alıyor, tekrar gözyaşlarını dökerek onu yüzüne sürüyor ve öpüyor. Sonra rıdâsını kemâl-i edeble yanına vararak iade ediyor ve şöyle diyor:

‘’Allah Teâlâ Sana ikram etsin; Sen bana ikram ettin.’’ ve ağlıyor.

Binaenaleyh büyüklerin ellerini hatta eteklerini öpmek, gelmelerinde hürmeten onlara kıyam etmek ve edebi bozmadan huzurlarında vakar üzere durmanın meşrû’luğu fevkalade anlaşılmaktadır.

Aynı hâdisede Hâkim de şu hadîs-i şerîfi rivayet etmektedir:

’’Size bir kavmin azizi geldiği zaman ona ikram edin.’’

‘’Bir kavmin şereflisi size geldiği vakitte ona ikram edin.’’ buyurulmaktadır.

İkram eğilmeyerek kıyam etmek, gelen zâta minder ve kürsü koymak, makam ve şereflerine göre iltifat etmek, hatta namazda ise namazı hafifletmek, güler yüz ve güzel sözle ‘’merhaba’’ lafzıyla karşılamak, ‘’ikram’’ kelimesine dahildir.

Şu kadar ki gayrı Müslimlerin âdeti gibi rükûa gider gibi eğilmek yahud secdeye gider gibi yere kapanmak, reislere, meşayıh ve ulemâya böyle bir tazimde bulunmak yoktur.

Büyüğün de böyle bir yüceltmeyi ve tazimi arzulaması haramdır.

Peygamber aleyhisselam bu yüceltmek gururuna kapılan uluların bu isteğini ve böylece eğilip onları yüceltmek isteyenleri sakındırarak şöyle buyurur:

‘’Kim Allah Teâlâ’nın kullarının kendisine ayakta dikilip durmalarına sevinirse (kendine mahsus) ateşten bir ev hazırlasın.’’

Yani her kim vehmî kuvvetine kapılır da oturan kimselere büyüklük ve kibirlilik taslayarak kendisi için onların ayağa kalkıp yüceltmelerini severse, büyük günah işlemiş olur.

İmam Gazâlî’nin İhyâu-l-Ulûm’da tasrih ettiği gibi, oturanların da yüceltmek kasdıyla eşkiyaların şerlerini defetmek için onlara eğilmeleri yahud kıyamda durmaları mekruhtur. Aliyy-ul-Kârî ‘’Bu kerahat, kerahat-i tenzîhiyyedir.’’ Diye tasrih etmiştir;’’ Şu halde

‘’Beni gördüğünüz zaman acemlerin birbirini yücelterek kalkmaları gibi ayakta durmayın.’’mealindeki hadîs-i şerif, zalimlerin yaptıkların hamlolunmaktadır.

Hadîs-i şerîfin nehyi dahi burada tahrîmi değil tenzîdir.

Bu kalkmak, yüceltmek için ise tenzîhen mekruh, ikram için olursa edebdir, güzel ahlaktır ve meşrû’dur.’’demiştir.

Aliyy-ul-Kârî’nin bu deyişinde Ehli Sünnet müttefiktir.

Nitekim İbn-ul-Esîr ‘’en yemtesile’’ kelimesini ‘’Ulunun kendisi oturup halkı huzurunda bekletmesidir.’’ diye mana etmiştir. ‘’Çünkü acemler böyle yaparlardı. Bu da kibirlilik alametidir.’’ demektedir.

Havâricîlerin sözlerinin ne kadar sapıklık olduğu vuzuha kavuşsa gerekir. Nitekim:

<<Peygamber, hastalığı münasebetiyle ashabının yanına gelmiş, o anda ashab da kıyam etmişler:

‘’Acemlerin birbirini yücelterek kalkışı gibi kalkmayın.’’buyurmuş.

Bir de Hazreti Enes’in de rivayet ettiği bir haberde; ashaba Peygamber’den daha sevimli bir kimse yoktu. Çünkü Peygamber’in kıyam etmelerinden nefret ettiğini bilirlerdi. Binaenaleyh kıyam haram veya küfürdür.>> diyorlar.

Amma el insaf! Hiçbir İslam büyüğü acemlerin kalkışı gibi bir kalışa rıza göstermiş değildir. Evvelden Aliyy-ul-Kârî ve İmam Gazâlî’den nakletmiş olduğumuz cumhûr-u ulmeânın sözlerini burada hatırlatayım

Muşârun ileyhimâ bu kalkışı,yani acemlerin kalkışını tenzîhî mekruh olarak ifade etmişlerdir. Dikkat edilirse hadîs-i şerîf mutlak kalkmayı ve hürmeti menetmemiş, mukayyed kalkışı nehyetmiştir. Eğer kalkmak haram veya küfür olsaydı ‘’Büyüğün gelişinde kalkmayın.’’ Buyuracaktı.

Halbuki öyle dememiş, bilakis ‘’Acemlerin kalkışı gibi kalkmayın.’’ Buyurmuştur. Fukahanın hükmü de şöyledir:

Hediye niyetiyle mülüklere secde eden büyük günah işlemiş olur. İbadet kasdıyla veyahud hiçbir maksad olmadığı halde secde eden kafirdir. Uluların yanında yere kapanmak, eğilmek ve yeri öpmek haramdır. Ululuk fikri taslayan da ve yapan da günahkârdır.

Ulemânın huzurunda yere kapanmak, eğilmek –yüceltmek maksadı olmaksızın- mekruhtur.

Hizmet olarak Allah’tan başkasına kıyam, eğilmek –secde müstesna- tenzîhî mekruh olarak caizdir.

Hatta Fetavâ-i Hindiyye’de ‘’El-Bâb-us-Sâmin vel’Aşar fi Mülâkât-il-Mülük’’ başlığı altında buna kısa bir izah verilmiştir.

Özet olarak, el öpmek vardır lakin öpmeden sonra eli alnına koymak yoktur. Aliyy-ul-Kârî diyor ki:

Ulemâ ve sulehâya ikram etmek, ellerini öpmek, binerken rikablarını tutmak ittifakî bir hürmet şeklini almıştır. Mü’minler bunları güzel görmektedir. Mü’minlerin güzel gördükleri şey,Allah nezdinde de güzel görünür.

Şu halde adaletle hüküm edene, ilmiyle amel edene ve her âlime, üstada, kâmil meşâyıha hürmeten ayağa kalkmak ve ellerini öpmek, hatta eteklerini öpmek, zayıf da olsa bir rivayete göre ayaklarını da öpmek, onların da şefkaten küçüklerin alınlarını öpmeleri, başlarını okşamaları ve hatta küçüklerin gelmelerinde onların da ayağa kalkmaları caizdir.

Çünkü Peygamber aleyhisselam Hazreti Fâtıma radıyallahu anhâ’nın gelişleri anında kıyam etmiştir ve ikram etmiştir. Ancak ekser meşâyıh ayak öpmeyi yasak etmişlerdir.

Dediler ki: Peygamber’den başkasının ayağı öpülmez. Bizce de bu tutum çokça güzeldir, amma bununla beraber büyüğün ayağını öpmek mekruh, haram veya küfür değildir.

__________________
Gam değildir, gide dünya kala Din.Gam odur ki; kala dünya gide Din.


..:: Üstaz İsmail Çetin'in Eserleri ::..

..:: Dilara Kitabevi ::..
eski 14.02.2008, 23:08 diyarbekrî isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
diyarbekrî isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:11 .