Bayrak
6 Recep 1429
09 Temmuz 2008, Çarşamba
6 Recep 1429
09 Temmuz 2008, Çarşamba
Ayet
Ey iman edenler! Allah’tan korkun, herkes yarına ne hazırladığına baksın.
Haşir-18
hadis
Allah’ım! Recep ve Şâbânı hakkımızda mübarek kıl, bizi Ramazan’a kavuştur.
Müsned

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 15 (3 Kayıtlı ve 12 Misafir) bulunmaktadır.

Online  dilerim, murat23 mesutizm


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee
Tekil Mesaj gösterimi
diyarbekrî
محمد ديار بكري
(Konuyu Başlatan)
 
diyarbekrî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.08.2007
Mesajlar: 1.760


 
Yarışma Puanı: 290
Teşekkür etti: 3.924
Teşekkür aldı: 1.600 konuda 6.347 kere
diyarbekrî - MSN üzeri Mesaj gönder
Ululara Ulûhiyeti, nübüvveti isnad etmek ve kibirlilik taslamak, ifratla uluları methetmek haramdır.

Binaenaleyh liderlerinden başkasını tenkid etmek de haramdır.

Şeyh Atâullah diyor ki: Ey aziz, istediğin mezheb ve meşrebde bulun; gayrını tenkid etme ve nefs-i emârenin tuzağına girme. Her gördüğün ehli takvâya kıyam et, elini öp, herkesi de Hızır bil, makamına göre şefkat et ve hürmet et. Bu güzel görülmektedir.

Hadîs-i şerîfte de: ‘’İnsanları kendi seviyesine indirin.’’ Ona göre hürmet ve şefkat edin, buyurulmaktadır.

Netice-i meram her şey vasat hali üzere kalmalıdır.

Binaenaleyh hürmette dört şart vardır:

a-Ulûhiyet ve nübüvveti, mutlak hâkimliği lidere isnad etmeksizin hürmet etmek,

b-Tefrit ve ifratsız vasat hal üzere, ulunun haysiyet ve şerefini makamına göre koruyarak hürmet etmek,

c-Her menfaati kardeşine vermek, İslam kardeşliğini ihlal etmeksizin hürmet etmek,

d-Kendini aşırı zillete koymamak şartıyla hürmet etmektir.

Bu dört şarta haiz olarak hürmet etmek İslam kardeşliğinin şartıdır.

Çünkü İslam kardeşliği büyüğü büyük bilmeyi, ona saygı göstermeyi, küçüğü küçük bilmeyi, ona da şefkat göstermeyi icab etmiştir. Nitekim hadîs-i şerîfte şöyle buyrulmuştur:

‘’Küçüğümüze acımayan ve büyüğümüzün hakkını tanımayan biz(ahlakımız)den değildir.’’Allah Teâlâ ve O’nun Rasûlü’nün hakkını çiğnetmeksizin küçüklere merhamet etmek, büyüklere saygı göstermek bu hadisle emrolunmaktadır.

Hatta bazı rivayetlerde aynı hadis …’’Büyüklerimize tazim etmeyen bizden değildir.’’ Şeklinde rivayet edilmiştir.

‘’Ak şaçlı (ihtiyar) müslümana, ezberlediği Kur’ân’ın manası ile amel ederek lafzında da taşkınlık etmeksizin ve okuduğunu unutmaksızın Kur’ân hâmiline ikram etmek ve bir de hak ve adaletle hükmeden âdil sultana ikram etmek şübhesiz Allah Teâlâ’nın taziminden sayılmaktadır.’’ buyrulan hadîs-i şerîfin manası,

‘’Bunlara ikram etmek Allah Teâlâ’ya saygıdır.’’ Demektir.

Hayrete şâyan ki İbnu Cevzî bu hadîsi inkar etmiştir. Halbuki İmam Münâvi bu hususta onu çokça kınamış ve inkarını reddetmiştir.

Şu halde İbnu Cevzî’nin bu hadîsin inkarından dolayı serdetmiş olduğu delillerine itibar yoktur.

Çünkü başka hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: ‘’Muhakkak ki bazı insanlar Allah Teâlâ’nın anılmasına anahtardırlar.’’ ‘’Onlar kimdir?’’ denilince Allah Rasûlü:

‘’Onlar görüldüğü zaman Allah anılır.’’ Cevabını vermiştir.

Ayaa! Hayr kapısının açılmasına anahtarın sevilmesi ar mıdır?

Hayrın anahtarı olan zevat her cüzleriyle Allah Teâlâ’yı zikreder. Bu sayede onlara tazim Allah Teâlâ’ya tazim sayılmaktadır. İşte bu hikmete binaen:

‘’Büyüklerimizin hakkını tanımayan bizim ahlakımızdan değildir.’’ buyrulmuştur.

Bu hadîse binaen denilir ki:

Büyüklerin hakkını bilmek ve tanımak, onlara saygı beslemek ve hürmet etmek demektir. Büyüklerin ilminden, tecrübe ve görgülerinden faydalanmak, ancak onlara saygı beslemekle mümkün olur. Büyüklere danışarak iş yapan, büyüklerin tecrübelerine kıymet verip onların yolundan yürüyen hiçbir zaman pişmanlık çekmez, işlerinde başarılı olur ve büyüklerin takdir ve sevgilerine mahzar olarak onlardan daima yardım görür. Böylece cemiyet içinde intizamlı bir hareket husûle gelir ve anarşi kalkar.

Her şahıs için kendinden küçük ve kendinden büyük insanlar bulunacağından herkes küçüğüne hürmet eder ve büyüğüne saygı beslerse böyle bir cemiyette İslam ahlakı kemâle ermiş olur. Bu düzen içine girmeyip de dışarıda kalan, Peygamber Efendimiz’in buyurduğu gibi İslamdan sayılamaz. Yani İslam ahlakının kemâl-i vasfından haricde kalır. İslamın manevi feyz ve bereketinden mahrum olur.

Gerçek şu ki, bir insan kendisinden büyüğe ikram ve hürmet ederse Allah Teâlâ ona iki mükafat verir:


Birincisi dünyada olan mükafattır. ‘’Yaşlının yaşından dolayı ona ikram etmekle yardım eden bir genç yoktur ki Allah Teâlâ ihtiyarlaması zamanında on(un yaptığı ikram)dan bedel bir ikram edeni vermesin.’’ mealindeki hadîs-i şerîf bu manayı bildirmektedir.

İkincisi de, kalbine feyz geldiği gibi ahirette de sevabın tahsiline vesile olur ikram.


‘’Kim bir müslüman kardeşinin rikabını tutar, ondan (bir menfaat) ummaz ve ondan korkmaz ise Allah Teâlâ küçük günahlarını afuv eder.’’ buyrulmaktadır.

Bütün bunlar gösteriyor ki ikram vardır, meşrû’dur ve haktır. Büyüklerin bu hakkını vermeyen büyüdükçe küçülür; bu hakka riayet eden de küçüldükçe büyür.


Üstaz Fakih Şeyh İsmail Çetin rahimehullah Mufassal Medeni Ahlak Dilara Yayınları
__________________
Gam değildir, gide dünya kala Din.Gam odur ki; kala dünya gide Din.


..:: Üstaz İsmail Çetin'in Eserleri ::..

..:: Dilara Kitabevi ::..
eski 14.02.2008, 23:11 diyarbekrî isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2
diyarbekrî isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:54 .