6 Şevval 1429
06 Ekim 2008, Pazartesi
6 Şevval 1429
06 Ekim 2008, Pazartesi
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 61 (20 Kayıtlı ve 41 Misafir) bulunmaktadır.

Online   Almula, aXa, DeRCan, HamS, kasif_gnc, KoRSaN, nur talebesi, okyanus, seyyahcagri, siluet, siyahsancaktar, tÜrkÜ, umutsel, yekru, Şüheda-i Hayat Dagistan, kebirulcady06, Ummu Seleme
Tekil Mesaj gösterimi
Ebu-zer
Tecrübeli Üye
(Konuyu Başlatan)
 
Ebu-zer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.09.2007
Nerden: Almanya
Mesajlar: 183




Teşekkür etti: 870
Teşekkür aldı: 163 konuda 624 kere
kucult  büyük
Tasavvuf Nedir?


SUFI KELIMESI HAKKINDA KI MÜNAKASALARA ÖLCÜ

...."Hülasa; "SUFI" kelimesine bir sebep ve münasebet aranmaksizin, kalp safasina, gönlü, bütün yabancilardan arindirma ve ilahi zikirle ruhu donatmaya malik olanlara isim olarak verilmistir.

Bu üstün taife ise "ehemmi takdim" ölcüsününe riayetle, böyle kiyas ve kelime istiyakiyle mesgul olmaktan kacinmislar ve kiymetli vakitlerini, pek az faydasi olan bu gibi seylerle zayi etmemislerdir."



TASAVVUFUN TARIFI:


"TASAVVUF kalbe gelen nurlarin, ilahi manalarin keyfiyetinden ibarettir; yoksa, ALLAH`i anmanin kemmiyeti degil..." - EBU HÜSEYIN-

"-Keremli zamanda, keremli insanlardan, keremli topluluklar icinde beliren keremli ahlak..." -MUHAMMED BIN ALI EL-KASSAB-



TASAVVUFUN GAYESI:


ULVI ve süfli...

Bu iki zit hakikatten tesekkül edici birlik heyetinin azasindan olan ruhun, letafetinden dolayi, unsurlarin kesafetini almasi üzerine, sözkonusu "birlik heyeti"nin kötü ahlaka meyli artar -ve o zit hakikatlerin birligi icinde maglup ruhun icabindan olan -iyi ahlaka da meyli azalir.

Heyetinde zit hakikatleri birlestiren insan, tasavvuf yoluna girip de, ruhun hakikatine uygun zikirle mesgul olunca,

"kim birseyi severse, onu cok anar"

ve "kim bir seyi cok anarsa, onu daha cok sever"

ölcüsüne göre, ALLAH lafzi ve TEVHID kelimesinin alti latifesi üzerinde, hayal yoluyla gidip gelisinden, ilahi ask ve muhabbet hissine yükselir.

Bu ask ve muhabbeti arttiran Ilahi zikir, ALLAH`in emrinden olup insana nefhedilmis bulunan ruha da kuvvet verir ki, böylece ruh, tesekkülüne aldigi beseri aliskanliklari terketmek suretiyle, unsurlarin, yani kesafetin geregi olan katilik ve siddet, zayif düser; böylece de ulvi hakikat galip ve süfli hakikat büsbütün maglup olur.

Öyle ki, avam, nasil kötü ahlakin geregi olan isleri yapmaktan geri kalmazsa, kendisinde ulvi hakikatlerin galip geldigi havas da, seckinler de, öylece iyi ahlakin geregi olan isleri yapmaktan asla geri kalmazlar ve onlari tam bir mükemmellik ve kolaylik icinde vecdle yaparlar.

Yine o derece ki; nasil avamin, nefsini ancak zorlayarak, bir iyi is yapmasi mümkün olabilirse, seckinler de öylece nefselrini cebrederek, ancak kötü huylardan birini islemye imkan ve istidat bulabilirler.

ALLAH`in lutfu ve inayetiyle ondan da mahfuz kalirlar.



IKTIBAS: TASAVVUF BAHCELERI- ÜSTAD NECIP FAZIL KISAKÜREK (rahimehullah)

Konu Ebu-zer tarafından (22.02.2008 Saat 05:15 ) değiştirilmiştir..
eski 22.02.2008, 05:09 Ebu-zer isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #3
Ebu-zer isimli üye'ye teşekkür eden 8 üye:
 


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:58 .